|

Anlamlı hikâyeler küçük ve cesur adımlarla doğuyor

Yazar, editör, kütüphane gönüllüsü namıdiğer “nöbetçiblog” Kevser Yılmaz’a çocuk edebiyatı ile ilgili sorularımızı yönelttik. Yılmaz, geçtiğimiz aylarda okuyucuyla buluşan kitabı Şimdi’yi; çocukların, yaşadıkları her günü, benzersiz deneyimlerle dolu öğrenme fırsatlarına dönüştürmelerine ilham olmak için yazdığını söylüyor.

Zeynep Tuba Kesimli
04:00 - 15/09/2023 Cuma
Güncelleme: 19:13 - 15/09/2023 Cuma
Yeni Şafak
Kevser Yılmaz
Kevser Yılmaz

*İngilizce Dış Ticaret ve Çocuk Gelişimi eğitimlerinden sonra bir süre grafik tasarımcı ve metin yazarı olarak çalışıyorsunuz. Bizse sizi nöbetçiblog’daki yazılarınızla tanıdık. O arada neler oldu ve çocuklar için düşünmeye, üretmeye nasıl ve ne zaman başladınız?

Yolculuğum hepimizin hikâyesinde olduğu gibi ben bir çocukken başladı. Ders çalışmak yerine okumak, resim yapmak ve her günümü macerayla doldurmaya yemin etmişçesine annemi kapı eşiklerinden, cam pervazlarından eli böğründe baktırmak. İşte benim ele avuca sığmaz, bir sürü hikâyeyle dolu çocukluğumun kısa özeti. Üstelik İstanbul Şişli’de, Seyrantepe dolaylarında, şehrin içinde ama bisikletlerin üstünde, doğaya kaçışlarla.

Kendimi bildim bileli yazdım, okudum ve anlattım. Uydurduğumuz hikâyelere inandığımız olağanüstü fantastik bir çocukluktu. Ortaokul ve lisede kolumda “Kütüphane nöbetçisi” bandıyla gezinmediğim zamanlarda dahi kendi bireysel kütüphanemin kitap ödünç listesiyle beklerdim. Bu şekilde ödünç verdiğim ve geri dönmeyen çok sayıda kitabın hâlâ yasını tutuyorum. Üniversitede, İngilizce Dış Ticaret okurken tiyatro ve fotoğrafçılık kulüpleri kurdum, oyunlar sahneledik, geziler yaptık. Öyle çok büyütülecek şeyler değildi tabii, oldukça amatör. Sağlam bir tiyatro izleyicisi ve tutkunu olarak sosyal kulüp yoksunluğunu kabul etmeyip bireysel bir başkaldırıyla mini örgütlenmelerde bulundum, diyebilirim. Bir şekilde bu o zamanlardan beri kanımda varmış demek. Sonraları, bir anneyken de kütüphaneler için yaptığım şeyler, aynı kabul etmeyişin ürünü. Yaz tatillerinde, bazıları oldukça maceralı olan yarı zamanlı işler, İstanbul Beyoğlu’nda bir kültür merkezinde kitabevi sorumluluğu, tezgahtarlık, bin bir hevesle başladığım keman dersleri, desen tasarımcısı olarak koleksiyonlar tasarladığım sekiz koca yıl, dergi grafikerliği, eşimle giriştiğimiz tasarım işleri, ardından grafik tasarım, metin yazarlığı, fotoğrafçılık, “nöbetçi blog” blog yazarlığı”, çocuk edebiyatı eleştiri yazıları, çocuk edebiyatı atölyeleri, çocuklarla yazma atölyeleri, yazarlık, editörlük… Hepsi bir yazar olarak da hikâyem aslında. Eskiden, yani ben küçükken büyükler için yazıyordum. Aksi ihtimalin varlığından bile haberdar değil gibiydim. Günlük yazmak ve okuduğum kitaplardan pasajlar kaydetmek de doğal rutinimdi. Ortaokulda ve sonrasında, yazılarım çeşitli dergilerde yayımlanmış ve hatta zamanın gazetelerinden birinde “Umut Vadeden Genç Edebiyatçılar” haberinin konusu olmuştum. Bugün edebiyattan ve sanattan aldığım borcu aynı yöntemle çocuklara ödemek üzere çocuk edebiyatının mutfağında seyahatimi sürdürüyorum.

*Geçtiğimiz aylarda yayımlanan kitabınız “Şimdi”de okuru yapmak istediği şeylerde adım atmaya cesaretlendiriyor ve mükemmel anın “şimdi” olduğunu söylüyorsunuz. Çocuklarımla kitabınızı okurken yazdıklarınızı duymaya onlardan çok benim ihtiyacım olduğunu düşündüm. Şimdi’yi nasıl bir motivasyonla kaleme aldınız ve kitabın muhatabı içimizdeki erteleme uzmanları mı?

“Şimdi”nin hikâyesi benim hikâyemdi. Belki aynı zamanda sizin de hikâyenizdi. Güney Amerika’da, Kolombiya’daki kitabımın çizeri Julian’ın ve belki editörüm Didem’in de hikâyesiydi. Çocukken cesaretsiz ve ürkek olduğumuzda bunu hayal gücümüzle örtüyor ve tamamlıyoruz. Hangi deneyimleri kaçırdığımızı bilmiyoruz bile. Öte yandan deneyim eşsiz bir öğretmen. Şimdi’yi yazarken çok önce yapabilecekken müşkülpesentlikten kalem oynatamayışımın hikâyesini yazmaya koyulmuştum. İlk niyetim buydu. Bir sürü hazır metni bir kenara itip asıl bunu yazmalıyım, dedim. Ama aklımdaki ikinci şey şuydu: Oğlum için ve tüm çocuklar için yaşadıkları her günü birbirinden benzersiz deneyimlerle dolu öğrenme fırsatlarına dönüştürmeleri için ilham olmak. Büyük ve anlamlı hikâyeler cesur küçük adımlarla ve bol deneyimle doğuyor.

*Bu ayki kapak dosyamızda çocuk dergiciliğini konu aldık. Siz de hem çocuk dergilerine katkılar sunuyor hem de hâlihazırda Aile Çocuk dergisinin editörlüğünü yürütüyorsunuz. Bu sebeple sormak isterim. İyi bir çocuk dergisinde en önemli kriter sizce ne olmalıdır ve çocuk dergileri geleceğin yetişkin okur kitlesini oluşturmada ne kadar etkili?

Çocukluğumun önemli mimarlarındandır çocuk dergileri. Günün değişen koşullarına rağmen matbu eserlerin ve bilhassa da çocuk dergilerinin belli periyotlarla yaşayıp veda etseler dahi geleceğin okur yazarlarına çok önemli hazineler bıraktıklarına inanıyorum. İyi çocuk dergileri muhakkak ki hedef yaş okurlarının beklenti ve ihtiyaçlarına iyi cevaplar veren ve okurlarıyla güçlü fiziksel bağlar kurabilenlerdir. İlk ortaokul dergisi diyebileceğimiz, yayın ekibinde olmaktan ve yazar olarak da katkı sağlamaktan keyif aldığım bir diğer dergi olan Karpuz dergide de bunu deneyimliyoruz.


Bu ayın kitapları

Sesler dönüşsün yüzlere…

Sorduğumuz soruların bile cevabını beklemediğimiz, yürüdüğümüz yolun, gördüğümüz insanların farkında olmadan günü kapattığımız, o kadar hızlı olduğumuz hâlde hiçbir şeye yetişemediğimiz ve çokça şey kaçırdığımız şu çağda tam da bu sorunlara dikkat çekiyor Fırtına Dolabı. Bir fırtına dolabının içinde okula gelip giden iki kardeşten küçüğünün bir selama dikkat kesilmesiyle değişim başlıyor. Seslere kulak verince heybelerine yepyeni hikâyeler, benzersiz deneyimler doluyor. Dolap ve heybe metaforlarıyla kurgulanan bu güçlü hikâye tasarım ve illüstrasyonlarıyla da göz dolduruyor. Öyle ki her sayfada ahşap oyma tekniğiyle tasarlanmış bir sahne karşılıyor okuyor. Fırtına Dolabı gerek anlatısı gerekse sunduğu görsel şölenle okuru her anlamda tatmin eden bir kitap.

*Fırtına Dolab *Tuğrul Ahmet *Ketebe Çocuk *Eylül 2023, 32 sf.


Önemli olan ne anlattığın değil, nasıl anlattığın!

Benim Zürafam Uçabilir, Uzaya Giden Tren ve Çantamdan Fil Çıktı kitaplarıyla tanıdığımız Mert Arık’ın yeni kitabı Ayvayı Yedik Müzesi’nde hayal edip peşinden giden kahramanımızın hikâyesini okuyoruz. Trenle dünya turuna çıkmaya karar veren ve giderken de torununa bir ayva ve bolca yaşanmışlık bırakan çılgın bir babaannemiz var. Ayvayla ne yapacağını günlerce düşünen kahramanımız sonunda ne yapacağına karar veriyor ve olanlar oluyor. Küçücük bir hayalin kelebek etkisiyle nelere dönüşebileceğini gördüğümüz bu kitabı okuyan çocuklar sanırım ayva çekirdeklerini atmaya kıyamayacak ve onlar sayesinde binlerce ayva ağacımız olacak.

*Ayvayı Yedik Müzesi *Mert Arık *Timaş Çocuk *Eylül 2023, 64 sf.


#yazar
#kütüphane
#Kevser Yılmaz
9 ay önce