Gülenizm''in karşı-devrimci niteliği

Nihat Karademir
00:00, 15/09/2014, Pazartesi
Yeni Şafak
Gülenizm''in karşı-devrimci niteliği
Gündem

Küresel sistemin yüzyıldır kendisine dayattığı role ilk defa bu şiddette itiraz eden Türkiye''yi aynı eksende kalmaya zorlamak için bu tür karşı-devrimci ataklara umut bağlandığı açıktır. Bu anlamda Gezi kalkışması ve Gülenist karşı-devrim aynı projenin tamamlayıcı cüzleridir.

Erdoğan liderliğindeki Ak Parti, kuruluşundan kısa bir süre sonra, 2002 yılında, katıldığı ilk seçimde iktidar olduğunda, Türkiye''nin siyasal tarihine az çok aşina olan yerli ve yabancı analistler, bu yeni iktidarın sadece iki seçeneğe sahip olduğu öngörüsünde bulunmuşlardı; Türkiye''deki statükoya ve bu statükoyu besleyen uluslararası eksene teslim olmak ya da şayet köklü bir değişim ve dönüşümde direnirse, sivil bir kalkışma ile veya gerekirse askeri/bürokratik bir müdahale ile iktidardan indirilmek.

Eski Türkiye''nin vesayet odakları tarafından engellendiği her aşamada bir kez daha sine-i millete dönerek iktidarını pekiştiren ve her seçim ile birlikte halkın iktidar ortaklığındaki hissesini arttırıp bunu da halka hissettiren Ak Parti liderliği, siyasetin vesayete teslim olmak veya sıkıştığı anda şapkasını alıp gitmek dışında başka seçenekleri de olduğunu herkese kararlılıkla kabul ettirdi. Bu kararlılık ve bu yeni siyaset tarzı Türkiye''de daha önce hiç kimsenin cesaret edemediği bir devrimsel sürecin de temel motivasyon kaynağı oldu.

Nitekim 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen reformlar ülkemize büyük bir dönüşüm yaşattı ve devletin en stratejik kurumlarından biri bu dönüşümün hikâyesini anlatmak için yayınladığı bir esere ''Sessiz Devrim'' adını koydu. Kendilerini destekleyen geleneksel sağ/muhafazakâr tabanın, bu kavram üzerindeki ulusalcı/sol tekelin de etkisiyle, ''devrim'' kelimesine yönelik olumsuz algısına rağmen, Ak Parti liderliğinin böyle bir isimlendirmeyi tercih etmesi bile kendi başına devrimsel bir niteliğe sahiptir.

KARŞI DEVRİMCİ KALKIŞMA

Ancak yarattıkları heyecana ve topluma aşıladıkları umutlara karşın, devrim süreçlerinin kaderi genellikle belirsiz ve şüpheli olmuştur. Çevremizde yaşanan birçok örnekte de tecrübe edildiği gibi ülkelerin devrim sonrası şartlarının devrim öncesine göre daha da kötüleşmesi ve çarkın tersine işlemesi riski her devrimci sürecin doğasında vardır. Bu geriye dönüş genellikle karşı-devrimci bir kalkışma ile gerçekleşir ve hiçbir devrim karşı-devrimci kalkışmayı püskürtmeden kemale eremez. Mısır devrimini bir karşı-devrimle/darbeyle çalan Sisi, çok yakın zamanda bize bunu bir kez daha ispat etti.

Karşı-devrimi adeta İslami uyanışın kaderi olarak işleyen Malik Binnebi, tüm karşı-devrimci hareketlerin asıl amacının gerçek/otantik devrimden daha hızlı davranarak stratejik mevkileri ele geçirmek olduğu tespitinde bulunmuştur. Bu tanım son birkaç yıldır ülkemizde Paralel Devlet/Gülenist Hareket marifetiyle gerçekleştirilen kapsamlı operasyonun amacını da en veciz şekilde ifade etmektedir. Kendisini uzun bir süre gizleyen ve aslında, sanılanın aksine, vesayete karşı en zor sınavların verildiği kritik dönemden sonra iktidar blokuna eklemlenen Gülenist hareket, yeni iktidar askeri, istihbari, yargısal ve ekonomik alanda etkin olan stratejik kurumlar üzerinde tam kontrol sağlamadan harekete geçmiş ve gerçek devrimi öldürmek için komple ve senkronize bir saldırı başlatmıştır.

Karşı-devrimci süreci Gülenizm aracılığıyla örgütleyen üst-akıl, Türkiye''deki siyasetin lider/kişi merkezli olduğundan hareketle, bu kalkışmanın hedefi olarak iktidar blokunun en güçlü tarafını, yani liderini seçmiştir. Burada Ak Parti merkezli iktidar blokunun liderine karşı konuşlandırılan ve yine Binnebi''nin tabiri ile ''akım kesici anahtar'' veya ''supap'' vazifesi görecek olan karşı-lider Paralel Yapı''nın başındaki din adamıdır. Bu senaryo İslam dünyası için çok tanıdık bir senaryodur. II. Dünya Savaşı sonrası Müslüman kuşakları derinden etkileyen ve Musaddık''ın devrilmesi ile sonuçlanan Batı destekli karşı-devrimde veya bugün Pakistan''da görüldüğü gibi parlatılmış bir din adamı karşı-devrim için en kullanışlı figürlerden biri olabilmektedir.

PARALEL YAPININ DESTEKÇİLERİ

Ancak karşı-devrimci bir kalkışma, sadece yok etmeye odaklandığı devrim için değil, bu hareketi organize edenler açısında da riskli bir girişimdir ve bir kamikaze operasyonuna dönüşme ihtimali çok yüksektir. Ancak bu risk genellikle kalkışmayı doğrudan gerçekleştiren merkezi organizasyon (Türkiye örneğinde Gülenist hareket) için söz konusu olup karşı-devrimci hareketi destekleyen yerli ve yabancı müttefikler için aynı anlamı taşımak zorunda değildir. Karşı-devrimi çok fazla risk almadan destekleyen yerli müttefikler genellikle eski dönemden kalma imtiyazlarını sürdürmek isteyen unsurlardır ve süregiden reform sürecinin karşı-devrimci bir operasyon ile iptal edilmesi veya en azından bir süre için ötelenmesi karşı-devrime verdikleri desteğin temel sebebidir. Başından itibaren Gülenizm''e düşmanlık gösteren ve bu yapının edinimlerini kendi Kemalist ideolojilerinin doğruluğu ve meşruiyeti için dayanak gösteren ulusalcı ve solcu çevrelerin 17 Aralık''tan sonraki dönüşümü bu kapsamda değerlendirilebilir.

Aynı ittifakın içinde yer alan yabancı unsurlar da Türkiye''yi bir iç çatışma ortamı içine sürükleyerek ülkenin enerjisinin bu yolla heba edilmesini sağlamak ve kendi içine yoğunlaşan bir Türkiye''nin bölgesel ve küresel bir aktör olarak evirilmesini engellemek istiyor olabilirler. Küresel sistemin yüzyıldır kendisine dayattığı role ilk defa bu şiddette itiraz eden Türkiye''yi aynı eksende kalmaya zorlamak için bu tür karşı-devrimci ataklara umut bağlandığı açıktır. Bu anlamda Gezi kalkışması ve Gülenist karşı-devrim aynı projenin tamamlayıcı cüzleridir.

Paralel Yapı''nın ve bu yapıyı destekleyen yerli ve yabancı unsurların, bu karşı-devrimden beklentileri ve kullandıkları yöntemler kadar, hükümetin bu kalkışmaya vereceği tepki de belirleyicidir. Kalkışmayı yöneten üst-akıl, Türkiye''yi on iki yıldır yöneten hükümetin bir darbe korkusuna teslim olarak demokratikleşme yönündeki reform sürecini ertelemesini ve Eski Türkiye''ye dönüş yaparak otoriterleşmesini de tasarlamış olabilir. Nitekim bir karşı-devrim hareketi ile karşı karşıya kalan birçok devrimci süreç bu tuzağa kolaylıkla düşmüştür. Ancak hükümetin geçen yaklaşık bir yıllık süre zarfında, Paralel Yapı ile hukuk içerisinde kalarak mücadele etme çabası ve bu mücadeleyi bahane ederek demokratikleşme sürecini kesintiye uğratmaması bu tuzağın boşa çıktığına dair umutlarımızı diri tutmaktadır.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026