İlk kitap ilk heyecan

Merve Akbaş
04:0015/08/2025, Cuma
G: 15/08/2025, Cuma
Yeni Şafak
Görsel: Arşiv
Görsel: Arşiv

Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim

Yıldız Aytekin

Yıldız Aytekin’in ilk kitabı Meleklerin Şarkısı İz Yayıncılık etiketiyle okurla buluştu. Kitabı yayımlandıktan sonraki duygularını aktaran Aytekin, “Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim. Hatta daha özel ve ayrıntılı bilgiye karşı iştiyakım arttı” diyor.

İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

İlk kez yazar olduğumu hissettim. Yazarlığı bir iltifat gibi alıp üstüme giyindim. Hatta daha özel ve ayrıntılı bilgiye karşı iştiyakım arttı. Bir eser sadece onu yazanı değil onu okuyacak olanı da talep eder. Muhatap arar. Bu da yazar, eser ve okuyucu ilişkisini tamamlar. İçeride ne varsa dışarıda da o var. Elbette her yazar yazdığı metnin okura ulaşmasını onun dünyasında karşılık bulmasını bekler ve muhatabına hitap eder. Kuşkusuz kitabın yayımlanması okuyucuyla buluşması beni heyecanlandırdı. İlk yazarlık heyecanımı da anlatının ilk metni olan Tüylü Gerçekler Masalını 2017’de yazdığımda yaşamıştım. Ancak bir öykü kitabı halini alması için yedi yıl geçmesi gerekti. Benim için sıra dışı karşılaşmalar, arkadaşlıklar gelişti bu sürede. Yeni şeyler öğrendim. 2024’te ilk metni de içine alan bir üst metin oluştu. Böylece Meleklerin Şarkısı kitabı ortaya çıktı.

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Ön kapağına baktım. Kitabın sayfalarını bir bir çevirdim. Bir film şeridi gibi hikâye canlandı sanki gözlerimde. Kendi yaşam serüvenimi izlemekle kalmadım hayat buldum adeta. Sonra arka kapağındaki yazıyı okudum. Tabii hem sevindim hem hüzünlendim. Bu vesileyle okuyucuyla birlikte kendi kitabımı tekrar okuma imkânı buldum. Mutlu oldum.

Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Kıymetli hocam Sadık Yalsızuçanlar beyefendiye.

Yazmaya nasıl başladınız?

Ben mimarlık eğitimi aldım. Yıllar içerisinde sanata edebiyata felsefeye karşı daha çok merakım gelişti. Bu merak öncelikle insanın kendine dönük bir merak. İnsan kendini tanımak ister. Sonra öteyi, dünyayı, olanı biteni anlama istediği. Edebiyat da “İnsan nedir?” sorusunun araçlarından biri. İnsanı anlamak bir anlamda varlığı anlamak, kâinatı anlamaktır. Her insan ayrı bir varlık evreni. Bir karakter oluşturmak; o karakteri yazmak, o varlık evreniyle temas kurmak demek aynı zamanda. Bu beni yansıtan bir karakter olabildiği gibi özdeşleşmek istediğim anlamak istediğim benden farklı bir karakter de olabilir. Farklı farklı karakterlerle böyle renkten renge yazarak girebiliyorum. Bana hitap edeni, benimle konuşanı ve muhatabımı hikâye edebiliyorum. O varlık evreni bana açılabiliyor. Üzerinde düşünüp yazabiliyorum. Yazarak düşünmek de çoğu zaman bir seyrü sülûk, insanın kendi içine doğru yaptığı bir yolculuk. Basamak basamak yukarı çıkarır, benliğini gösterir, seni sana anlatır. Sorular sordurur. İnsan hikâyesi midir? Yoksa hikâyesinden fazla bir şey midir? Ne var ki insan gölge ve karanlık taraflarıyla da insandır. Dolayısıyla bir anlatma biçimi olarak edebiyatı kendime yakın buldum. Bunu da yazarak keşfettim. Yazmanın bir yaşı var mı bilmiyorum. Fakat gençken yazdıklarımı şimdi daha iyi anlatabilmeye bundan sonra yazacaklarım için daha iyi bir üslup geliştirmeye çalışıyorum.

Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece. Gecenin sessizliği, düşünmeye yazmaya elverişli bir zaman dilimi. Gece başladığım bir metni gündüz yazmaya düşünmeye devam edebiliyorum.

Defter mi, bilgisayar mı?

Bilgisayar. Defteri, kısa metinler ya da not almak için kullanıyorum. Fakat uzun bir anlatıyı bilgisayar marifetiyle yazıyorum. Daha hızlı ve pratik geliyor bana.

#Yıldız Aytekin
#M. Tuğrul Çolak
#kitap