IŞİD, Boko Haram, Ensar el-Din ve diğerleri: Emperyalizmin matris örgütleri
00:00, 13/06/2014, Cuma
Yeni Şafak
IŞİD, Boko Haram, Ensar el-Din ve diğerleri: Empe
Matris terör örgütlerini asıl tehlikeli kılan ise dinamik üyelik yapıları ve ittifak kurmaktaki esneklikleridir. Bu yüzden uyuşturucu ticaretinden pay kapmaktan petrol/maden yataklarını denetlemeye, bireysel tatmin sağlamaktan aşiretinin gücünü takviye etmeye, sadece cihat yapmaktan intikam almaya kadar çok farklı ideolojik, ekonomik, siyasi, dini, etnik ve şahsi hedeflere ve öncelliklere sahip grup ve bireylerle kolaylıkla işbirliği yapılabilmektedirler.
İşletmenin, bir bilim olarak gelişim tarihine kabaca bir bakış bile, tıpkı teknolojinin gelişim sürecinde olduğu gibi, başlangıçta sıklıkla askeri ve istihbari yapılardan yöntem ve teknik ödünç alındığını, sonraki dönemlerde ise bunun iki taraflı bir alışverişe dönüştüğünü anlamaya yeterlidir. Kapitalist sistemin, vahşi rekabet koşullarında daha hızlı karar vermek ve projelerin gerçekleştirilme sürecini daha etkin kılmak üzere icat ettiği ''matris organizasyon'' yöntemi de aynı kaderi paylaşmıştır.
Matris organizasyonların, geçici projelerle birlikte, uzun süreli örgütlenmeler gerektiren projeler için de katı hiyerarşi gerektirmeyen, bilgi paylaşımını ve teknolojinin etkin kullanımını zorunlu kılan, üyelerinin sadakatini güçlendiren, farklı alanlarda uzman olan kişilerin bir arada eşgüdüm içinde çalışmasını kolaylaştıran ve yetiştirilen elemanların başka projelere kolaylıkla aktarılmasına izin veren esnek ve çok yönlü yapısı istihbarat örgütlerinin ve Batı ordularının bu yöntemi kolaylıkla benimsemesini sağlamıştır.
Bu örgütlenme modelinin en sonuç alıcı uygulamaları ise İslam dünyasında ''El-Kaide'' ideolojisini belli düzeylerde paylaşan örgütler üzerinden yapılmıştır. Öyle ki, bu model kısa süre içerisinde en çok tercih edilen model olarak benimsenmiş ve Batı''nın askeri güç olarak yerleşmek istediği bölgelere giriş sürecini hızlandırmıştır. Emperyalizmin klasik döneminde misyoner-gezgin-arkeolog-petrol uzmanı-diplomat-askeri işgal sıralamasını izleyen sömürgeleştirme süreci, bu yeni model ile birlikte selefi/El-Kaide-askeri işgal olarak yeniden dizayn edilmiştir.
MATRİS TERÖR ÖRGÜTLERİ
Üstelik söz konusu örgütlerin ekonomik/ticari vizyonlarının gelişmesi ile birlikte çoğu zaman doğrudan askeri işgal gereksiz bir maliyet olarak algılanıp ertelenmektedir. Matris örgütlerin ekonomik ve ticari vizyonlarının değiştiğinin en net göstergesi, özellikle Irak ve Suriye''de etkili olan IŞİD benzeri örgütlerin petrol bölgelerindeki etkinliklerini arttırma hırsıdır. Afganistan örneğinde daha çok uyuşturucu ticareti ile anılan bu örgütlerin Ortadoğu''daki bu dönüşümü, toplumsal saygınlık ve devlet düzeyinde meşruiyet kazanmak isteyen mafyanın, bir yandan yasadışılığını muhafaza ederken diğer yandan legal ticari faaliyetlerle de uğraşmasının farklı bir versiyonudur.
Small Wars Journal''da yayınlanan bir yazısında El-Kaide''nin bu dönüşümünü ve mücadele yöntemini işletme metaforu ve Matris Savaş/Matrix Warfare kavramı çerçevesinde inceleyen J. Noel Williams, Batılı kurumların bu modelin gelişimine olan katkısını görmezden gelmiş olmasına rağmen, önemli analizler yapmıştır. Williams, bu örgütlerin hiyerarşik ve merkezi olmayan kurumsal yapılarını Silikon Vadisi''nin innovatif ve rekabetçi şirketleri ile kıyaslamış ve sahip oldukları teknoloji ve zenginliğin bu örgütleri ulus-devletlerle rekabet edecek düzeye getirdiğini tespit etmiştir.
Williams''a göre, matris terör örgütlerini asıl tehlikeli kılan ise dinamik üyelik yapıları ve ittifak kurmaktaki esneklikleridir. Bu yüzden uyuşturucu ticaretinden pay kapmaktan petrol/maden yataklarını denetlemeye, bireysel tatmin sağlamaktan aşiretinin gücünü takviye etmeye, sadece cihat yapmaktan intikam almaya kadar çok farklı ideolojik, ekonomik, siyasi, dini, etnik ve şahsi hedeflere ve öncelliklere sahip grup ve bireylerle kolaylıkla işbirliği yapılabilmektedirler. Bu çeşitlilik hedef birliğini yok ettiği ve kamuoyuna lider olarak lanse edilen figürleri bile zaman zaman tartışmalı kıldığı için bir zafiyet gibi görünmekle beraber, örgütün hükmettiği gücün gerçek niyetine ve örgütsel yapının detaylarına vakıf olamayan devletleri zor duruma düşürmektedir. Bu yapı aynı zamanda üyelerin örgüt dışı başka yapılarla da kısa süreli ortaklıklar yapmasına ve örgütün gücünün kolaylıkla manipüle edilmesine zemin hazırlamaktadır.
TEKNOLOJİ VE TERÖRİZM
Ekonomik birimler olan işletmelerin kurduğu diğer matris proje örgütlerinde olduğu gibi, matris terör örgütleri de teknolojiyi çok etkin bir şekilde kullanmaktadırlar. Zaten örgütlerin hedefindeki ulus-devletleri en çok zorlayan faktör de iletişim, bilişim ve savaş teknolojilerinin örgütler tarafından kolaylıkla elde edilmesi ve ustalıkla kullanılmasıdır. Teknolojinin terörizmin hizmetinde kullanılması ile beraber, insanlık tarihinin uzun savaş tecrübelerinin sonucu olarak üretilmiş olan uluslararası savaş kurallarına da asgari bir riayet dahi göstermemeleri matris örgütleri daha da korkunç kılmaktadır.
Tüm bu değerlendirmeler içinde eksik olanlar ise asıl sorulması gerekenlerdir. El Kaide ve benzeri örgütler üzerine çalışan Batı merkezli araştırmacılar, genellikle Batı''nın bu örgütlerin kurulması ve güçlenmesi sürecindeki rolünü görmezden gelmişlerdir. Hâlbuki bu tür yapıların oluşumuna yol açan sosyolojik gerçeklik başını ABD''nin çektiği Batı emperyalizminin eseridir. Yarattığı cehennemde bu tür zebanilerin boy atmasına sebep olan Batı, örgütlerin kuruluşuna ve yayılışına da doğrudan veya dolaylı müdahale ederek ve bu örgütleri küresel hedefleri için kullanarak sorunu küreselleştirmiştir.
Bu örgütler, Batı''nın doğrudan desteği olmadan kendilerine eleman üretecek sosyolojik bir taban bulamayacakları gibi, bu çap ve yaygınlıkta eylem geliştirebilecek örgütsel yetenek, know-how ve teknolojiye de sahip olamazlardı. Kısa bir sürede birden çok devlete meydan okuyacak kadar büyümüş bir terör örgütü ancak birden fazla ülke ve birçok istihbarat kurumunun rol aldığı bir prosesin ürünü olabilir.
IŞİD''İ ALKIŞLAYANLAR
İslam dünyasını ve son zamanlarda özellikle Türkiye''nin dünyada diplomatik ve siyasal bir güç olarak yükselişini hedef alan ve üstelik Türkiye''ye yönelik saldırılarını içerdeki bazı örgütlerle ve İsrail, Almanya gibi ülkelerle senkronize bir şekilde gerçekleştiren matris örgütler, biz istemezsek bile artık hayatımızın bir parçası olmuşlardır. Bu yüzden onlara karşı yeni bir savaş ve istihbarat konsepti geliştirmek zorunlu olmuştur.
Bu konsept sadece terörle askeri ve istihbari mücadeleyi değil, bu terörü üreten faktörlerle de mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Atılacak ilk adım ''bunların arkasında hangi güçlerin olduğu bile belli değil'' söylemini terk ederek kuklacıyı dünyaya ilan etmektir. Sonraki adım ise Musul''dan ve diğer şehirlerden kaçan insanların korkuları kadar, bu şehirlerin sokaklarında İŞID''i alkışlayanların da hangi travmanın içine düştüklerini anlamak ve bu travmaları yok etmek için önce onları yaratan sebepleri irdelemektir.
Başlıklar :