
Mahsun Kırmızıgül’ün son filmi daha vizyona girmeden tartışmalara sebep oldu. Dini değerleri özensiz biçimde yorumlayan, kadını ise sadece ‘cinsel obje’ olarak gösteren Mahsun Kırmızıgül’e en güzel cevabı seyirci verdi ve film gişede hüsrana uğradı.
Yönetmen Mahsun Kırmızıgül'ün son filmi seyirciden zayıf not aldı. Dini değerlere yönelik küçümseyici yorumlar ve kadınların arzu nesnesi olarak sunulduğu düzeysiz mizah anlayışına onay vermeyen seyirci, bir tepki olarak Vezir Parmağı'na ilgi göstermedi.
Gösterime girmeden tartışılan filmi, Mahsun Kırmızıgül sinemasının toplumcu tarafıyla ilgilenen bir sinema yazarı olarak görmek istedim ve filmi seyirci ile birlikte sinema salonunda seyrettim. Anadolu yakasının en büyük salonlarından birinde yalnızca 20 kişi ile birlikte seyrettiğimiz filmden çıkanlar memnuniyetsizdi. Salondan çıkarken söylenenler, geldiklerine hayıflananlar ve yönetmeni ayıplayanlar vardı.
Film, teknik bakımdan Mahsun Kırmızıgül filmografisinin en zayıf halkası. Hatta kimi yönleriyle değerlendirildiğinde diğer filmleriyle kıyaslanmayacak ölçüde başarısız bir film. Dönem işi olarak sunulan filmin Osmanlı tarih ve kültürü açısından büyük eksik ve sıkıntıları var. Hikâye makul bir olguya yaslanmazken, filmin senaryo ve diyalogları da büyük ölçüde tutarsız, özensiz ve mantık hatalarıyla dolu. Karakterlerin matematiği neredeyse yok. Dönemin kostüm, dil, davranış, aksan ve insan ilişkilerine dair ayrıntılar aynı özensizlik ve tutarsızlığın kurbanı edilmiş. Filmdeki anlamsız geçişler, usta oyuncuları dahi zorlayan mantıksız/ölçüsüz tavır ve hareketler, gereksiz yere uzayan sahne ve diyaloglar filmi büyük ölçüde zaafa uğratıyor.
Tartışma daha ziyade filmin dini değerler ve karakterlere yönelik olumsuz yaklaşımlar içerdiği noktasındaydı. Bu yönüyle tepkileri haklı çıkaran çok sayıda sahne olduğunu görüyoruz. Filmin önemli karakterlerinden olan kadı efendi, para ve kadın arzusuyla, yetki ve dini kimliğini çıkarlarına alet eden bir kişi olarak tasvir ediliyor. Dini kendi çıkarlarına alet eden bir kadı efendinin var olabileceği savunulabilir ancak filmde bunun olumsuz bir örnekle sınırlı olduğuna dair güçlü bir vurgu yapılmazken, yobazlığa taşlama olan 'Korkirem' türküsünün sunuş biçimi, diğer karakterlerin çeşitli biçimlerde kadı ve dini kişi/kurumlara yönelik alaycı yaklaşımı, namaz sahnesinde gördüğümüz çirkin bazı davranış ve söylemler, ayet ve hadislerle iç içe kullanılan küfür, argo ve cinsel göndermelerle bazı dini ritüellerin kaba esprilerle birlikte kullanımı, yönetmenin bu konudaki özensizliğini ayyuka çıkarıyor.
Öte yandan nikâh, gönül ilişkisi ya da kadınlık halleri gibi makul sebeplere dayandırılmaksızın, köydeki kadınların tamamının cinsel obje olarak sunulduğu, tek amaçlarının erkeklerle cinsel ilişki yaşamak olduğu belirgin biçimde öne çıkıyor. Bel altı espriler, seyredeni rahatsız eden seviyesiz hareket ve diyaloglarla kadınların şehvet aracı olduğu, bunun için her şeye razı oldukları, erkeklerin de (filmdeki ifadesiyle) damızlık için kullanıldığı, defaten vurgulanıyor. İlk filminden bu yana toplumcu bir tavır sergileyen Mahsun Kırmzıgül'ün tuhaf bir biçimde hem teknik hem de içerik bakımından düzeysiz bir işe imza atması da üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir nokta.
Mahsun Kırmızıgül, yeni filmi Vezir Parmağı'nı da adeta eleştirmenlerden kaçırarak apar topar vizyona soktu.. İçeriğine yönelik tartışmalar olmasa, Vezir Parmağı'nın herhangi bir film gibi gösterimi yapılacak birkaç haftanın ardında da vizyondan çıkacaktı. Ne var ki dini değerlerle alay ettiği ve kadınlara yönelik aşağılayıcı yorumlar içerdiği yönündeki haberlerle gündeme gelen film, sert tartışmaların odağı oldu.
İkinci filmi 'Güneşi Gördüm' vizyona girdiği ilk üç günde 507 bin seyirci rakamıyla büyük bir başarıya imza atan Kırmızıgül'ün New York'ta Beş Minare'si 703 bin kişi tarafından seyredilerek dönemin rekorunu kırmıştı. Hemen ardından gelen Mucize de benzer bir ilgi görmüş, 500 bine yaklaşan ilk üç günlük gişesiyle seyirciden olur almıştı. Vizyona girmeden yoğun tartışmaların odağı olan yönetmenin beşinci filmi 'Vezir Parmağı', öncekilerin aksine deyim yerindeyse gişede çakıldı. İlk üç günlük gösterimde 200 bin seyirci toplayan film, hafta sonunun ardından bu rakama yalnızca 40 bin kişi ekleyebildi.









