Kendi bölgesinde cesur ve sıra dışı bir fantastik
Pek çok sahnesinde dar bir bütçenin olumsuz izlerini taşıyan 'Bendeyar', Amerikalı yönetmen Joel Leang'in Türkiye'nin kültürel iklimini yeterince tanımaması, yanı sıra da zayıf bir kast ve eksik imkânlarla hareket etmesinden kaynaklanan irili ufaklı kimi zaaflarına rağmen, meramını neredeyse ilk kez 'aralıksız konuşmak' yerine 'hareket ederek' anlatmayı denediği farklı bir 'beyaz sinema' örneği ortaya koyması vesilesiyle belli ölçüde ilgi ve desteği de hak ediyor.
alimuratg@yahoo.com
BENDEYAR: İNANIYORSAN EN GÜÇLÜ SENSİN
Yapım Yılı ve Ülkesi:
2011, Türkiye yapımı
Türü ve Süresi:
Fantastik Serüven, 97 dakika
Tahmini Yapım Bütçesi:
1.000.000 Amerikan Doları
Gösterim Formatı:
35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Formatı:
1.85:1
Ülkemizde Gösterime Sunulan Kopya Sayısı:
141
Yönetmen:
Joel Leang
Senaristler:
Haşim Akten, Alper Kıvılcım
Görüntü Yönetmeni:
Ömer Faruk Karacan
Özgün Müzik Bestecisi:
Erkan Mutlu
Kurgucu:
Joel Leang
Sanat Yönetmeni:
Sumru Aytaç
Kostüm Tasarımcısı:
Tunca Cafri
Kostüm Asistanı:
Buket Cidalcıoğlu
Makyaj Tasarımcısı:
Songül Erkuş
Ses Kayıt Teknisyeni:
Tayfun Çolakoğlu
Işık Ekibi Şefi:
Ali Kara
Uygulayıcı Yapımcılar:
Emre Balık, Numan Karakuş, Mehmet Akten
Oyuncular:
Ümit Olcay (Bendeyar), Yasemin Balık (Leyla), Haşim Akten (Akçakoca), Şemsa Deniz Tolunay (Sarah), Kazım Çarman (George),Yaşar Alptekin, Senai Demirci, Mehmet Ali Tuncer, Uğur Kıvılcım, Yusuf Duru, Yavuz Çetin, Tolga Öz, Ezgi Mutlu, Erdem Karadeniz, Hasan Mavi, Merve Şengül, Can Ahmet Akten
Yapımcı:
Haşim Akten
Yapımcı Şirket:
Gözyaşı Film Prodüksiyon
Dağıtıcı Şirket:
Özen Film
İçerik Uyarıları:
Her yaştan izleyici kitlesi için uygun bir yapımdır. Fakat, içerdiği bazı şiddet sahneleri nedeniyle 13 yaşından küçük çocukların bir yetişkin gözetmen eşliğinde izlemesinde yarar vardır.
Ailece izlenebilir mi?
/ ŞARTLI EVET
(Bir yetişkin gözetmen eşliğinde olmak şartıyla)
Yeni Şafak-Sinema Puanı:
* * 1/2
(4 üzerinden 2,5 yıldız)
::::::::::::::::::::::::
FİLMİN KONUSU:
Yakın geleceğin
Türkiye
'si… Ülkemiz, gitgide artan jeo-politik önemi, hem siyonist İsraillilerin, hem de onlarla kolkola ABD'li ajanların karanlık çıkar hesapları nedeniyle topraklarında cirit attığı bir yere dönüşmüştür. Devletin istihbarat örgütünde görevli gözüpek gizli ajanlardan biri olan
Bendeyar
, sürüp giden bu kanlı hesaplaşmalardan birinde, kendisi gibi istihbaratçı olan eşi
Leyla
'yı Amerikalı katillere kurban verir; ardından da yine bir
CIA
komplosu sonucu gözaltına alınıp cezaevine atılır. Tutsaklığı sırasında karşılaştığı
Akçakoca
adlı ak sakallı bir bilge kişi, olanca soğukkanlılığı içinde, ona düşmanla denk koşullarda savaşabilmesi için bazı gizli ilimleri, en başta da
“telepati”
sanatını öğretecektir.
Kendisini düşman karşısında eskisinden daha güçlü kılan bu özel yeteneklerle donanmış durumdaki kahramanımız, yeniden özgürlüğüne kavuştuğunda siyonist çetenin iki önde gelen ismi
Sarah
ve
George
ile yarım kalan hesabını görmek üzere harekete geçer. Bu mücadelesi sırasında ona
“satın alınamamış”
bir grup cesur ve yetenekli istihbaratçı arkadaşı da yardımcı olacaktır.
Türkiye
artık, doğu coğrafyasının mazlum insanları için
“esaret”
ya da
“özgürlük”
seçeneklerden birini temsil eden, son derece stratejik bir ölüm-kalım arenasına dönüşmüş durumdadır.
::::::::::::::::::::::::
Meksika
asıllı
ABD
'li yönetmen
Joel Leang
'in ilk uzun metrajlı çalışması
“Bendeyar”
, geçen ilkbaharda temellerinin atıldığı ilk günlerden itibaren oldukça yakından takip etme fırsatı bulduğum cesur bir projede, kısmen vasatî çizginin üzerine çıkmayı başarabilmiş bir sonucu temsil ediyor. Kuşkusuz ki hakkında bunca şey bildikten ve hangi zor koşullarda çekildiğini bire bir takip ettikten sonra, bu filme
“ulusalcı”
bir sinema yazarının her türlü anlayış ve merhametten özenle arındırılmış buz kesen bakışları eşliğinde yaklaşacak hâlim yok. Hiç merak etmeyin, bu büyük eksiklik, içinde bulunduğumuz hafta sonunda zaten fazlasıyla giderilecek ve belli başlı bazı gazetelerin sinema sayfaları (ki o da hazretler yazmaya tenezzül ederlerse) kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bu mütevazı filmi yerden yere vuran yorumlarla dolup taşacaktır!
Herşeyden önce şunu altını çizerek belirtmek gerekiyor;
“Bendeyar”
, özgün senaryoda anlatılan iddialı hikâyenin, onunla birebir örtüşen bir görsellik içinde beyazperdeye yansıtılabilmesi için uluslararası standartlara göre
en az 30-40 milyon dolara
gereksinim duyan bir projeydi. Ancak,
Haşim Akten
liderliğindeki
“Gözyaşı Geceleri”
tiyatro ekibi, eşine ve benzerine ancak geçmişte
Yılmaz Atadeniz
ya da
Çetin İnanç
filmlerinde rastlanacak bir çılgın cesaretiyle, böylesine iddialı bir fütüristik bilim-kurguya, şirketlerinin kasasındaki (tiyatro gösterilerinden kıt kanaat biriktirilmiş)
bir milyon dolar
, hattâ belki de ondan çok daha az bir bütçeyle giriştiler. Çekim öncesindeki aşamada (bir süredir Türkiye'de yaşayan) 31 yaşındaki Chicagolu özel efekt uzmanı ve video-klip yönetmeni
Joel Leang
ile tanışmaları da muhtemelen Rabb'in kendilerine bahşettiği bir lütuftu. Kişisel bazı bilgi ve yetenekleriyle, Avrupa'dan en az bir düzine özel efekt uzmanı getirtilmesi ve kamyon dolusu para harcanmasını gerektiren pek çok görsel cambazlığı görece daha ekonomik yöntemlerle çözmeyi başaran
Leang
, kendisinin de sıkı bir anti-kapitalist olmasının etkisiyle,
Akten
'in yazdığı senaryoyu en azından bir noktaya kadar doğru kavramış gözüküyor. Ha, kavrayamadığı yerler yok mu? Var elbette, oralarda da ülkemizde film çeken bütün yabancı yönetmenlerin içine düştüğü klasik handikapları yaşayarak, Anadolu mistisizmine ilişkin (toplu zikir, semâ âyini v.b.) kartpostal görüntülerle simgelenen tipik bir oryantalist bakışa sığınıyor. Belki entelektüel donanımsızlıktan, belki filmin dış piyasada (da) belli ölçüde iş yapmasını hedeflemekten dolayı…
Kendisini ilk kez
2007
'de,
Emre Ergül
'ün yazıp yönettiği
“2 Eylül”
adlı bir kısa filmdeki çok başarılı performansıyla tanıyıp sevdiğim,
Hilâl TV
adına genel koordinatörlüğünü üstlendiğim
“Yalnızca Yüreğim, Kameram ve Ben”
adlı yarışmanın finalinde elimden bir de ödül alan genç aktör
Ümit Olcay
, buğulu bakışlarıyla
“Bendeyar”
karakterinde pek fena durmamış.
“Akçakoca”
yı canlandıran
Haşim Akten
deseniz,
“Gözyaşı Geceleri”
adlı gösteriler vesilesiyle yirmi küsur yıldır şehir şehir dolaşan kıdemli aktörümüzün bu rolü zaten bizzat kendi fizyonomisi ve politik duyarlılıklarını dikkate alarak yazdığını iyi biliyorum. Kolayca tahmin edilebilecek sorunlardan dolayı Türk aktör ve aktristler tarafından canlandırılan Amerikalı ajan ekibi vaziyeti şöyle böyle idare ederken, bir de filme
“renk katma”
kabilinden dahil olan
Senai Demirci
,
Yaşar Alptekin
gibi başka alanlardan popüler isimler var ki onları da zaten aktörlük performanslarından ziyade akışa renk kattıkları için anmaktayız.
“Bendeyar”
, genel hattı üzerinde çoğu kez sağ salim ilerleyen, bazı sahnelerinde ise kendisinden umulanın üzerine çıkmayı başaran sıra dışı, ilginç ve cesur bir gösteri… Belki yapım koşulları itibarıyla bir
“B-movie”
, fakat alelade bir
“trash”
olmadığı da kesin… Çünkü, kendisini bu sığ alandan ayrıştıran gayet sağlam bir ideolojik duruşu var. Dahil edilebileceği
“beyaz sinema”
akımı içinde gerek (
Mesut Uçakan
'ın 1980'lerdeki ünlü televizyon dizisi
“Kavanozdaki Adam”
dan sonra) bilim-kurguya meyleden ilk önemli yapım olması, gerekse bu akımın beylik hastalığı konumundaki
“bitmez tükenmez tiradlar atma”
geleneğine bir son vererek meramını daha ziyade oluşlarla,
“aksiyon”
la anlatma yönünde ciddi bir çaba sergilemesi takdire şayan… Bir de
Tunca Cafri
'nin, kendisine çalışmak için çok kısa bir süre tanınmasına rağmen yine de büyük bir maharetle tasarladığı o fütüristik kostümleri es geçmeyelim; filmin kostüm tasarımı da vasatın üzerinde seyretmekte…
Eh, bu paraya ve bu kadarcık bir ekiple de olsa olsa bu kadarı olur. Film yapma sanatının kalbi
ABD
'de bile!
“Beyaz sinema”
akımının 2000'lerde gösterime giren bütün örneklerine karşı sergilenen acımasız yaklaşımları, gişede inatla yalnızlığa terk etmeleri falan artık bir kenara bırakıp, bundan daha iyi örneklerin yolunu açmak adına
“Bendeyar”
ın komplekssizce desteklenmesi taraftarıyım. Başka bir deyişle,
“yetmez ama evet!”
* * *
YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU
* * * *
(4 Yıldız)
Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız)
Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
(3 Yıldız)
Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız)
Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız)
Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız)
Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız)
Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!














