İsmet Paşa Lord Curzon"la dövüşmeyi değil uzlaşmayı tercih etmişti!

00:0022/08/2011, Pazartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Abdullah Muradoğlu

İsmet Paşa''nın Lozan müzakerelerinde Lord Curzon''u yamyassı ettiğine dair iddialar tartışmaya açık bir konu. İsmet Paşa''ya toz kondurmayanların abartmasıydı bu. Oysa İsmet Paşa Lord Curzon''la didişmek yerine onunla uzlaşmayı seçmişti. Lozan Andlaşması 21, 22 ve 23 Ağustos tarihlerinde Büyük Millet Meclisi''nde görüşülerek oylandı. Bu oylamalar sırasında Halk Fırkası''ndan 14 milletvekili Lozan''a “Hayır” oyu vermişti“Lozan Andlaşması” hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş belgesidir. Ancak

İsmet Paşa''nın Lozan müzakerelerinde Lord Curzon''u yamyassı ettiğine dair iddialar tartışmaya açık bir konu. İsmet Paşa''ya toz kondurmayanların abartmasıydı bu. Oysa İsmet Paşa Lord Curzon''la didişmek yerine onunla uzlaşmayı seçmişti. Lozan Andlaşması 21, 22 ve 23 Ağustos tarihlerinde Büyük Millet Meclisi''nde görüşülerek oylandı. Bu oylamalar sırasında Halk Fırkası''ndan 14 milletvekili Lozan''a “Hayır” oyu vermişti

“Lozan Andlaşması” hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş belgesidir. Ancak bir büyük imparatorluğun tasfiyesinin tescil edildiği bir belge olduğunu da unutmamalıyız.

Dolayısıyla Lozan''ı bir zafer gibi sunmak da, “Lozan hezimettir” demek kadar tartışmaya açıktır.

Lozan müzakerelerinin en çetin konularından biri “Boğazlar meselesi”ydi.

Sovyet Rusya da Boğazlar meselesinde taraf olduğu için müzakerelere katılmıştı.

Avrupa''nın en kurt diplomatlarından Lord Curzon, Rusya''yı Britanya İmparatorluğu için en büyük tehdit olarak görüyordu.

Ankara Hükümeti ise “Milli Mücadele” döneminde Sovyet Rusya''yla anlaşmalar yapmıştı ve bu yüzden İngiltere''yi fena halde ürkütmüştü.

Rusya''nın Türkiye ve Afganistan ile iyi ilişkiler kurması İngiltere''nin başta Hindistan olmak üzere Asya''daki çıkarlarını tehlikeye sokuyordu.

1918 sonrasında Boğazları kontrol altına alan İngiltere, Lozan''da Rusya''nın kazançlı çıkmasını istemiyordu.

Bolveşik diplomat Çiçerin bu yüzden Lord Curzon karşısında tecrübesiz bulduğu İsmet Paşa''yı yakın markaja almıştı.

LORD CURZON''UN RAKİBİ ÇİÇERİN İDİ

Prof. Niyazi Berkes''in “Unutulan Yıllar” isimli kitabının ekinde yer alan”Lozan''da öğrenilen ders” bölümünde İsmet Paşa''nın Lord Curzon ve Çiçerin arasında gidiş gelişlerine farklı bir yorum getirir.

Prof. Berkes yazısında Batılı araştırmacıların tespitlerine de geniş yer vermişti.

Mesela Amerikalı gazeteci Louis Fisher''in “Soviets in the World Affairs” isimli kitabında dile getirdiği görüşe göre Lord Curzon''u Lozan''daki tartışmalarda asıl ilgilendiren Boğazlar idi.

Curzon''un karşısındaki asıl düşman da İsmet Paşa değil, Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin idi.

Moskova ile Ankara arasında 1921''de yapılan antlaşmada yer alan bir maddede Boğazlar Karadeniz''e kıyıları bulunan devletlerin sorunu olarak tanımlanmıştı.

Curzon''un asıl amacı ise bunu bozmak, Mondros''ta Rauf Bey''e kabul ettirilen bir koşulu yeniden İsmet Paşa''ya kabul ettirmekti.

Moskova ise yumuşak karnına saldıracak bir deniz gücünü Karadeniz''e sokmamayı sağlamak istiyordu.

ÇİÇERİN İSMET PAŞA''NIN KALPAĞINI GİYMİŞ!

Lord Curzon''a göre Rusların tezi Lozan''da hakim olursa Boğazlar kayıtsız şartsız Türkiye''nin egemenliği altına girecek ve Karadeniz bir Rus gölü haline gelecekti.

Çiçerin Boğazların Karadeniz''e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine kapalı olmasını ve Türkiye''nin Boğazları tam tahkim etme hakkını savunuyordu.

Öyle ki Lord Curzon, Çiçerin için şu sözleri söyleyecekti:

“Kendisini dinlerken M. Çiçerin''in yanlışlıkla İsmet Paşa''nın kalpağını giydiğini sanıyorum. Çiçerin tekliflerinin hem Rusya''nın hem de Türkiye''nin görüşü olduğunu söylüyor. Eğer bu doğru ise, neden aynı şeyi Türk delegesi de söylemiyor?

İsmet Paşa, Curzon''un yönelttiği bu soruyu duymazlıktan gelerek konuyu değiştirmeyi tercih etmişti.

Çiçerin nezdinde İsmet Paşa''nın ikircikli tutumu bir şaşkınlık alametiydi.

Böylece Çiçerin, İsmet Paşa''dan Boğazlar konusunda yeterli desteği alamayacaktı.

İsmet Paşa İngiltere''yle uzlaşmayı seçmişti.

CURZON NE İSTEDİYSE ONU ALMIŞ!

Lord Curzon Milli Mücadele döneminde yakınlaşan Moskova ve Ankara arasına bir kama sokmak istiyordu.

Bu kama Boğazlar idi ve muhakkak İngiltere''nin lehine çözümlenmeliydi.

Batılı gazetecilere göre Curzon istediklerinin hemen hepsini elde ederek Lozan''dan ayrılmıştı.

Moskova ise Boğazlarla ilgili anlaşmayı imzalamamıştı.

Türkiye''nin Lozan''da Boğazlarla ilgili İngiltere''ye verdiği tavizler ise 1936''da giderilebilecekti.

Bizim Lozan hayranı profesörlerimiz Boğazlar rejiminde Türkiye''yi Rusya''ya tabi olmaktan çıkaran bir sonuç sağladığı gerekçesiyle İsmet Paşa''nın İngiltere''yle uzlaşmasını bir zafer saymışlardı.

Prof. Niyazi Berkes''in itiraz ettiği nokta da buydu.

Zira Sovyet Rusya, Türkiye''nin Milli Mücadele döneminde en yakın müttefikiydi.

İngiltere ise Sevr”i dayatmaya çalışan baş düşmanıydı Türkiye''nin.

Müttefik Moskova''ya karşı düşman Londra ile uzlaşmayı yeğ tutmuştu İsmet Paşa.

Bu muydu İsmet Paşa''nın zaferi?

SORUNLAR “MC”YE HAVALE

Lozan Andlaşması''nda Türkiye ve Irak(İngiltere) kendi aralarındaki sınırı anlaşarak belirlemezlerse sorunun “Milletler Cemiyeti Konseyi”ne götürülmesi de öngörülmüştü.

Öte yandan İngiltere''nin işgal ettiği Musul vilayetinin Türkiye''ye verilmesine de İngilizler yanaşmamış ve bu mesele de Lozan dışına çıkarılmıştı.

Oysa Türkiye bu maddelere imza attığında Milletler Cemiyeti''nin üyesi bile değildi ve MC''de İngiltere''nin etkisi çok büyüktü.

Bugün Amerika''nın BM''de etkin olmasından daha kuvvetli bir durumdaydı o günkü İngiltere.

Elbette Musul meselesi ve Türk-Irak sınırı da İngiltere''nin istediği gibi bir netice verecekti.

Türkiye-Irak arasındaki sınırın Türkiye''nin güvenliği açısından ne kadar çok önemli olduğunu bugünlerde çok daha iyi anlıyoruz.

Böyle problemli bir sınırı miras bıraktı Lozan bize.

MİSAK-I MİLLİ''DEN VERİLEN TAVİZLER

Lozan''da “Batı Trakya”, “Doğu Trakya” ve “Batum” konularında verilen tavizleri tekrar etmeye gerek yok.

“Misak-ı Milli”den verilen tavizlerdi bunlar ve Meclis''te sert tartışmalara sebebiyet vermişti.

Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu yerine kurulan bir devlet olarak bu imparatorluğun Asya''daki ve Afrika''daki toprakları üzerindeki tarihi ve hukuki haklarından feragat etmişti.

Lozan''da gerek Balkan savaşları sonucunda, gerek iş bu andlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu''ndan kendilerine toprak verilmiş ya da verilmekte olan Devletler, Osmanlı İmparatorluğunun işbu topraklar üzerindeki tüm taşınır ve taşınmaz mallarına karşılık ödemeden sahip olacaklardı.

Zafer midir, hezimet midir siz karar verin sevgili okurlar.

İngiliz tarihçi Prof. Arnold Toynbee Lozan için şu tespiti yapar:

“Sevr, ölüm durumunda hasta olan bir ulusun ''defin ruhsatı'' gibi yazılmış olabilirdi. Fakat Lozan yalnız bu ruhsatı iptal eden değil, aynı zamanda ''hasta'' olmadığını eylemleriyle gösteren bir ulusun sağlık belgesi olmuştur.”

Toynbee''nin görüşünde bir parça doğruluk olmakla birlikte esasında durum Sevr''i gösterip Lozan''a razı etmekti.

Türkiye''nin Lozan''da hak ettiğinden daha azını aldığına dair görüşler var.

Öte yandan “daha fazla küçülmemek ve hatta yok olmamak için verilmiş bir tavizdir Lozan” diyenler de var.

Bu zaferse zafer, hezimetse hezimettir.

İsmet Paşa''ya sorulmayan sorular!

İsmet Paşa''nın Lozan müza-kerelerinde diplomatik harikalar yarattığı meselesi başlı başına sorunlu bir dildir.

Bir Ankara efsanesidir bu.

Efsaneye göre İsmet Paşa, Avrupa''nın en kurt diplomatlarından Lord Curzon''u her konuda tuş etmeyi başarmıştır.

Böylece Lozan müzakerelerinde oynadığı rol adeta “İsmet Paşa efsanesi”nin parçası haline getirilmiştir.

Oysa durum hiç de öyle değildi.

Bakın İsmet paşa, Faik Ahmet Barutçu''ya neler söylemiş:

“Lozan''da genç ve tecrübesiz zamanımda devletleri teker teker İngiltere''ye karşı görünce bunlarla uyuşup İngilizlere kafa tutarım diye düşünmüştüm. Lord Corzon bana ''sen çok manevracısın. Ama ben sana yaptırmam. Gözünü aç'' dedi. Gerçekten yanlış yaptığımı anladım. Beni İngiltere ile çarpıştırıyorlardı. Kendileri arkada duruyor. İstediklerini de benden kendi hesaplarına koparıyorlardı. Ben Lord Curzon''u yokladım, gördüm ki onunla uyuşurum. Diğerlerinin istediklerini geri çevirmede benimle birlik olacaktır. Hızla kararımı verdim ve doğrudan yolu tuttum.”

Durum buydu, ortada bir mucize falan yoktu, uyuşma vardı.

İsmet Paşa''nın yukarıdaki sözlerini ise bir akademisyenimiz bakın nasıl yorumlamış:

“Yıllarca ''Lozan günü'' edebiyatı içinde yetişmiş bir kişi bugün bu sözleri okuyunca şaşırır. Çünkü neredeyse İsviçre''de Lozan adlı bir şehir yaratmış olan Lausanne uzmanlarına göre, Paşamız bu İngiliz Lordunu yamyassı etmişti. Şimdi ise onunla anlaşarak istediğini elde ettiğini söylüyor. Kendini Lorda karşı ileri sürenleri de böylece atlatmış. Kimdi acaba bunlar? Ulusal Kurtuluş Savaşı o zamanın en güçlü emperyalist devleti olan İngiltere''ye karşı yapılmıştı değil mi? Peki, nasıl oluyor da bu savaşın hesabını görmeye gönderilen adam, o devletin Dışişleri bakanı olan adamla çarpışmak istemiyor onunla birleşiyordu? Başka bir devlete karşı ve neyi elde etmek için? Paşa yukarıdaki sözleri ettiği zaman, bu soruları ona soran birinin çıkmayışı da şaşılacak şey değil mi?”

Bu sözler ne Atatürk''ün tescilli hasmı Rıza Nur''a, ne de “Lozan zafer mi? Hezimet mi?” kitabının yazarı Kadir Mısıroğlu''na aittir.

Sol eğimli kemalist aydınlardan Prof. Niyazi Berkes''e aittir bu sözler.

Lozan''a hayır diyen Halk Partililer...

“Birinci Meclis”te Lozan müzakerelerine ilişkin sert tartışmalar yaşanıyordu.

İsmet Paşa''nın Meclis hükümetinin talimatlarına uymadığı yönündeki iddialar sözkonusuydu.

Dönemin Başbakanı Rauf Orbay İsmet Paşa''ya ateş püskürüyordu.

İsmet Paşa''nın “Misak-ı Milli”den taviz verdiğini düşünen milletvekillerinin sayısı az değildi.

Henüz cumhuriyet ilan edilmemişti.

Lozan Andlaşması''nın bu Meclis''ten geçmesi zor gözüküyordu.

Fazla tafsilata girmeyeceğim.

Lozan müzakereleri Birinci Meclis''te büyük bir ihtilaf meydana getirdiğinden ve andlaşmanın ileride onaylanması tehlikeye düşebileceğinden ötürü Nisan ayı başlarında seçimlerin yenilenmesi kararı alınmıştı.

Bilahare yapılan seçimlerde Birinci Meclis''te yer alan mebusların yüzde 60''dan fazlası elenmişti.

Böylece andlaşmaya onay vermeyecekleri düşünülen şahsiyetler İkinci Meclis''te yer almamışlardır.

Kesintiye uğrayan Lozan müzakereleri ise Nisan sonlarında yeniden başlamıştı.

İsmet Paşa böylece daha güçlü şekilde ve eli rahatlayarak Lozan''a gitmişti.

Müzakereler tamamlandı ve 24 Temmuz''da Lozan Andlaşması imzalandı.

İkinci Meclis, Lozan Andlaşması''nı ekseriyetle kabul etmiştir.

Ahmet Demirel''in “Toplumsal Tarih” dergisinde yayımlanan “TBMM''de Lozan Görüşmeleri” başlıklı makalesinde yer verdiği bilgilere göre “Halk Fırkası”na mensup 14 mebus Meclis''teki oylamalar sırasında Lozan Andlaşması''na “ret” oyu vermişti.

İkinci Meclis 11 Ağustos''ta açılmıştı.

Rauf Orbay ise başbakanlıktan istifa etmiş ve yerine Fethi Okyar Bey seçilmişti.

Lozan Andlaşmasına ilişkin oylamalar ise 21, 22 ve 23 Ağustos tarihlerinde gerçekleşmişti.

Dolayısıyla Lozan Andlaşması''nın yürürlüğe girdiği tarih 23 Ağustos 1923''tür.

Lozan Andlaşması''na “hayır” diyen bu 14 mebusun 5''i sonraki seçimlerde aday gösterilmedi.

Geri kalanları ise uzun yıllar CHP''den milletvekilliğini sürdürdüler.

Kimse de Lozan''a hayır dedikleri için bu isimleri “hain” olarak itham etmedi.

Mesela Birinci Lozan Konferansı''nda danışmanlık yapan Şükrü Kaya Lozan''a hayır diyenler arasındaydı.

Şükrü Kaya 1927''den Atatürk''ün vefatına kadar “İçişleri Bakanlığı” ve “CHP Genel Sekreterliği” görevlerinde bulundu.

Lozan''a hayır diyen mebuslardan Kılıç Ali ise Atatürk''ün en yakınında yer alan isimler arasındaydı. “İstiklal Mahkemesi” üyeliğinin yanı sıra Atatürk''ün “Çankaya Sofraları”nın baş müdavimlerinden biriydi .

Şükrü Kaya gibi Kılıç Ali de Atatürk''ün vefatının ardından İsmet Paşa tarafından Ankara''dan uzaklaştırılmıştı.

Lozan''da basın danışmanlığı yapan Yahya Kemal Beyatlı''nın yanı sıra Safvet Yetkin, Besim Özek, Esat İleri ile Vasıf Çınar da ret oyu veren mebuslar arasındaydı.

“Lozan''a hayır” diyen Halk Fırkalılar arasında Tekirdağ Mebusu Mustafa Faik Öztrak da yer alıyordu.

Öztrak 1950''ye kadar Tekirdağ Milletvekilliği ve bir süre de İçişleri Bakanlığı yapmıştı.

Şimdinin Tekirdağ Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak''ın da dedesidir.

Herhalde CHP resmi sitesinde Lozan''la ilgili açıklamaların yanına bu14 milletvekilinin ismi de yer alır.

Sadece tarihe saygı için.