Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Üzülme sen başkan

Üzülme sen başkan

Ahmet Ocaktan
Ahmet Ocaktan Gazete Yazarı

Gelecek kuşakların, İstanbul''un efsane başkanı olarak hatırlayacağı Recep Tayyip Erdoğan dün cezaevine girdi. Daha da acısı, Türkiye''de düşünce cezaevine girdi.

Günlerdir, aylardır hatta yıllardır Türkiye düşünce özgürlüğünün ve insan haklarının önündeki engelleri tartıştı. 1980 sonrasında Özal''la birlikte Türkiye''de özgürlük ve demokrasi umutları çiçeklendi. O günlerde tabuların kalkmasını ve bütün toplum kesimlerine daha fazla özgürlük verilmesini tartıştık. Ve Özal öldü... Türkiye yeniden koşaradım tabulara, yasaklara geri döndü.

Yıl 1994... İstanbul, genç, dinamik, bu toprağın rengi ve kokusuyla bütünleşmiş, Türkiye sevdalısı Tayyip Erdoğan''la buluştu. Siyasetteki eski moda bütün yaklaşımlara rağmen, Türkiye için bir şanstı, umuttu Tayyip Erdoğan. Ancak yıllardır ülkenin yakasını bırakmayan ''derin despotizim'', Türkiye''nin umutlarını bir kez daha kırdı.

28 Şubat sürecinin "sofistike darbe" anlayışı, adaleti siyasetin tetikçisi durumuna sokmakta gecikmedi. Ne yazık ki son yıllarda, adalet kime çıkacağı belli olmayan bir ''piyango''ya dönüştü. İşte bu yüzden adaletin kestiği parmak acıyor... Bu yüzden Tayyip Erdoğan, okuduğu şiirin bedelini bugün zindanla ödüyor. Herhalde aklı başında hiçbir ülkede, hizmet sevdalısı çocuklarını biçen böylesine acımasız bir mekanizma yoktur. Türkiye, dün Menderes''i idam etmişti, bugün Tayyip Erdoğan''ı düşüncelerinden dolayı cezaevine gönderiyor.

Gençler sıkıldı

Türk insanı artık bu ayıplarla yaşamak istemiyor. Özellikle de Türk geçleri, haksızlığa adeta isyan ediyor. Baksanıza, Türk Demokrasi Vakfı ve Alman Konrad Adenauer Vakfı''nın ortaklaşa düzenlediği ankette, gençler Erdoğan''ı en baş sıraya yerleştiriyor. Demek ki, gençler Ankara''nın dünyaya kapalı, hukuku ve demokrasiyi utandıran "cüce" politikalarına aldırmıyor. Halen süren ve önümüzdeki beş on yılda da sürmesi muhtemel gözüken bütün baskılara rağmen, genç Türkiye geleceği ve dünyayı doğru okuyor.

Gün gelecek, sandıktan çıkan iradeyi Ankara''nın ''kirli senaryoları''nda meze olarak kullanan siyasetçilerden de bu halk sıkılacak. İşte o zaman, parlamenter demokrasiyi sadace "üstü delikli bir sandık oyunu" olarak gören çapsız politikacıların, siyaset borsasında hiçbir karşılığı olmayacak.

Biraz insanlık

Acaba bugün, bu ülkede yüzü kızaran, utanç duyan birileri olacak mıdır?

Mesela Mesut Yılmaz''ın yüreğinde hala birazcık olsun ''insani'' kırıntılar kalmış mıdır? Tayyip Erdoğan''ın kurtulmaması için, Başsavcı''nın emriyle kendi hükümetinin hazırladığı 312. maddedeki değişiklik tasarısını geri çeken Yılmaz''ın yüreğinde bu toprağın insanına ve değerlerine ilişkin küçük de olsa bir sevgi yok mudur? Yoksa bütün politikaları sevgisizlik üzerine mi kuruludur Yılmaz''ın? Haydi Vural Savaş''ı anladık. Çünkü onun için bu ülkenin insanları ve hukukun üstünlüğü bir anlam ifade etmiyor. Bir hukuk adamından çok, bir ideolojinin amigosu gibi davranan Başsavcı''nın mazereti var... Ya Yılmaz''ın?.. Neyse Yılmaz da, Vural Savaş da artık rahat uyuyabilir. Çünkü düşünce cezaevinde.

Evet sevgili Başkan, dün seni yüreğimiz burkularak uğurladık. Milyonların yüreği seninle gidiyor, ama üzülme sen... ''Başın öne eğilmesin'', bu ülkenin sana ihtiyacı var, Türkiye seni bekliyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.