
Bu köşeyi takip edenler kamu yönetiminde şeffaflık uygulamalarının herkesi rahat ettireceğini yazıp durduğumu bilirler. Son günlerde ortaya çıkanlar gök kubbenin altında hiçbir şeyin gizli kalmayacağını açıkça gördüler.
Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin soruşturma nihayet geldi dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e dayandı. Bakalım validen sonra kimlere uzanacak? Bakan Akın Gürlek işin ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidecek demişti. Gelinen noktada ise işin ucu birçok kişiye dokunmaya başladı bile.
Dün bürokrasinin gücünü arkasına alıp vali unvanı ile yanlış işler yapılması için astlarını harekete geçirenler bugün can telaşına düşmüş durumda. İki kişinin bildiği sır değildir kavlinden hareket edildiğinde küçük bir dokunuşla şimdiden sırlar ifşa olmaya başladı.
Bürokrasinin gücünden etkilenip beklenti ile sorgusuz sualsiz yanlışa imza atanlar şimdi hesap verir noktaya geldi. Belli ki kimse babasının hayrına bir şey yapmıyormuş. Adamın beklentisi olmasa niçin yanlış bir talimata balıklama atlasın. Şimdi ise hastane verilerinde silme yapıldığı iddiasıyla Tunceli eski Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir hesap vermeye başladı. Şuan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Gülistan Doku’nun öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında ilk dalgada gözaltına alınan 13 kişiden 10’u tutuklandı.
Şundan kimsenin şüphesi olmasın ki işler biraz sarpa sarmaya başlayınca kurtuluş sadakatte diyenlerin kurtuluş doğruluktadır ipine sarılmaya başladığını göreceğiz.
Nihayetinde Allah kimseyi evladı ile imtihan etmesin. Bu imtihan herkesin üstesinden gelebileceği bir imtihan değildir. Nitekim bu yolda dünde bugünde çok zayiat verilmiştir. Belli ki kendi evladının kurtuluşu için başkasının evladı ateşe atılmış. Elbette işin doğrusu yargılamanın sonunda ortaya çıkacaktır.
Her kademe yöneticisinin Sadi Şirazi’nin Bostan ve Gülistan’ını okumalarını hararetle tavsiye ederim. Bunun yanında Beydaba’nın Kelile ve Dimne’yi de okumalarını tavsiye ederim. İdarecilik yaptığım dönemde bir şube müdürüm ısrarla okumamı tavsiye etmiş ben de okumuş ve istifade etmiştim.
Okumak kolayda gerçek hayat acı verici hikayelerle dolu diyebilirsiniz. Doğrusu haksız da değilsiniz.
Bu girişten sonra ortaya çıkan olaylar bize gösterdi ki herkesin Gülistan’ı kendineymiş. Gülistan’ın annesi Gülistan’ım neredesin diye çırpınırken başkaları da kendi Gülistanlarını kurtarmak için gayrete düşmüşler ve olmadık işlere hem bulaşmışlar hem de bulaştırmışlar. Uzunca bir süre başarılı da olunmuş. Ancak gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu depreşmiş ve kıyısından köşesinden sızıntılar başlamış. Gelinen noktada ise bürokrasi adına ibret ve utanç verici bir manzara çıktı.
Bir de kamuda vicdanlı ve ahlaklı insanlar olduğunu da unutmayalım. Ne pahasına olursa olsun vicdanlarının sesini dinleyip olmaz, yapamam diyenler hem idarede hem de yargıda bulunmaktadır.
İşte şuan kâğıt kalem idareden yargıya geçti. Dün beklenti ile hareket edip ne iş olursa yaparız abiciler şimdi ise kara kara düşünüyorlar.
Sonuç olarak her insanın sığınacağı nokta yargıdır. Feryatlar karşılık buldu ve Gülistan’ın katilleri için son noktaya gelindi. Bu nedenle yargının el üstünde tutulması gerekiyor. Elbette yargı camiasında da temizliğe ihtiyaç olduğunu unutmamamız gerekiyor. Nitekim Gülistan olayında görevli savcıların altı yıl boyunca ne yaptıklarının da sorgulanacağını düşünüyorum.
Son zamanlarda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında yaptığım paylaşımlardan dolayı bazıları bu kişiyle ne alıp veremediğin var diye soruyor. Şuana kadar Ankara Büyükşehir Belediyesi ile su kullanımı dışında doğrudan hiçbir işim olmadı. Su da otomatik ödeme yoluyla gününde yatırılıyor. Trafik ise illallah dedirtiyor. Sabah ve akşam trafiğe çıkıp ta Mansur Yavaş hakkında ağzından hayır sözler çıkan muhalif veya yandaş bir Allah kulu yoktur.
Anlayacağınız kişisel olarak ne benim ne de yakınlarımın bu kişiyle hiçbir işi olmamıştır. Dolayısıyla eleştirilerim tamamen Ankaralıların yaşadığı sorunların icmali ve kamu yararından ibarettir. Bir de işim gereği kamu yönetiminin aksayan yönlerini araştırıp sorunlara gücüm yettiği kadar çözüm üretmeye çalışıyorum. İşin özeti budur.
Ancakkk işin bir de usulsüzlük, kamu zararı ve başka boyutları var. Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Denetim Komisyonu raporlarının yayınlanması için verdiğim mücadeleyi bilmeyen yoktur. Kanunen yayınlanması gereken denetim komisyonu raporları yayınlanmadığı için raporları Ankara Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Yalçın’dan talep ettim ve o da internet sayfasından paylaştı. Her konuşmasında hak, hukuk ve şeffaflıktan bahseden bir Başkanın aksi davranışlarını görünce ister istemez tepki vermek zorunda kalıyorum. Paylaşımlarımda tek kelime yanlış olmadığını erbabı bilir.
Yaptığım eleştirilere gelen yorumlara bakınca da insanlardaki çaresizliği görüyorsunuz. Hiç kimse Mansur Yavaş yanlış yapmıyor demiyor, sadece başkalarının yaptığını niçin görmüyorsun da sadece Mansur Yavaş’ınkini görüyorsun diyorlar. Maalesef 2019 yılı Mart ayından itibaren belediye başkanlığı yapan birisi hala eski dönem eleştirisinden kurtulamamış durumda. Gökçek hesap vermedi ben niye veriyorum diye bir mantık olabilir mi? Kamunun milyarlarca TL’sini kullanıyorsan bunun da hesabını vermek zorunda olduğunu bileceksin.
Yıllardan beridir sürekli olarak kamu kaynağı ve gücünü kullananların hesap vermesi gerektiğini söylüyoruz. Ancak zaman ilerledikçe Mansur Yavaş’ın hesap verme yerine sürekli hesap sorma modunda olduğu ve sesini yükselterek konuştuğunu görüyoruz. Bir idarecinin sesi yükseldikçe başka yönlerinin alçaldığını ve eksildiğini görürsünüz. Adeta kendince ön almaya çalışıyor ancak acı yemişseniz sonucunu da kestirmeniz gerekiyor.
Elbette herkes ne yaptığını biliyor. Nitekim Meclis Denetim Komisyonu üyeleri bilgi ve belge verilmediğini ve etkili bir denetim yapılamadığını söylüyorlar. Belediye Meclisinden aksi yönde bir beyanda duyulmuyor. Böyle olunca da Meclis Denetim Komisyonunun görevi savcılığa geçiyor. Savcılık süreci başlayınca da soruşturmaların siyasi olduğu bahanesine sarılıyorlar. İyi de sen idari soruşturmaya müsaade etmeyince mecburen devreye yargı giriyor.
Belediye iştirakleri ise adeta hiçbir bilgi ve belge vermemek üzere kendini formatlamış durumda. Zannediliyor ki biz bilgi ve belge vermeyince işler kapanıp gidecek. Şükür ki devreye yargı giriyor da Ankara’nın bağrına saplanan direklerin hesabı sorulacak diye ümitleniyoruz. Yoksa adamın diktiği direkler yanına kar kalacak. Son tahlilde gök kubbenin altında hiçbir şeyin gizli kalmayacağının bilinmesi gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.