Yazarlar Yeniden başlamak

Yeniden başlamak...

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Türkiye, seçim sonuçlarıyla hükümet istikrarını garanti altına aldı.
Şimdi sıra, “tam siyasi istikrar”ın tesisine geldi.
Bu açıdan yol açık. 2019'a kadar seçim yok. Siyasi iktidara yüzde 50'lik müthiş bir destek var. 2013'de başlayan kampanyalar dönemini, darbe girişimlerini, sokak siyasetinin meydan okumalarını da arkamızda bıraktık, iktidar aktörlerinin üzerinde baskı kalktı.
Ancak siyasi istikrar yolunun pek çok virajı ve kör noktası da var.
Türkiye'nin bugün “ana sorusu” şu:
AK Parti 13 yıllık iktidarı süresince dışlanmış toplumsal kesimleri (özellikle dindarları) diğer kesimlerle eşitledi. İlk dönemin özgürlükçü politikaları, kimi ciddi eksikliklerine ve zihniyet engellerine rağmen Kürt kimliğinin ifadesinin, örgütlenmesinin önünü açtı, gayrimüslimlere ilişkin tabuları deldi. Ne var ki diğer “işlem”e geçilemedi. Bunlar arasında bağlar kuracak bir doku oluşturulamadı. Tersine toplulukçu gelenek, kimlik politikaları yeniden başgösterdi. O zaman ana mesele ya da soru eşitlenen ya da eşitlenme hattında ilerleyen kesimlerin tümünü kuşatacak, bunlar arasında bağ kuracak, köprüler oluşturacak bir kurumsal doku, bir siyasal işletme, bir katılım mekanizması inşasıdır.
Bu ana sorunun altında el atılması gereken pek çok konu var, ancak ikisi mevcut koşullarda özellikle öne çıkıyor.
Birincisi siyasidir, anayasal yapılar, organlar ve kurumlar dengesine ilişkindir.
Bu sorun kalemi, anayasal ihlaller, kişileşme, basın özgürlüğüne fiili müdahale, yargı-siyaset ilişkileri gibi konular üzerinden yeni döneme geçen dönemden kalan temel mirastır. Bu mirası etkileyecek biçimde öne çıkan iki ana sual ise şunlardır: Cumhurbaşkanının siyasi alandaki görünürlüğünün sınırları yasal yapı ve fiili durum dengesi nasıl şekillenecektir? Buna bağlı olarak siyasetin gerçek arenası haline dönen AK Parti'de icra ve karar yapısı, cumhurbaşkanı-başbakan dengesi nasıl oluşacaktır?
AK Parti'nin aldığı yüzde 50'lik oy oranı bu sorunu tek başına çözmez.
Şüphe yok, yüzde 50'lik seçmen desteği AK Parti'nin toplumsal meşruiyetine zirve yaptırmıştır. Bu gücü temsil eden ve yöneten asli siyasi gücün Tayyip Erdoğan olduğu muhakkaktır. Sonuçlar Erdoğan'ın meşruiyetini de zirveye çıkarmıştır. Bunun sonuçları elbet olacaktır. Siyasetin merkezi Beştepe'ye doğru kayacak ve bu kayma düne oranla doğal kabul edilecektir. AK Parti'nin yeni dönemi ve sistemi kurma arayışı gerek güç gerek meşruluk açısından önünde açık bir yol bulacaktır.
Ancak açıktır ki, yüzde 50'lik seçmen desteği Erdoğan'ı fiili başkan yapmaz, anayasa yorumlarının yasal sınırlarını esnetmez. Aynı şekilde AK Parti'nin yeni düzeni kurma tercihleri sadece parlamentoda, tek başına ve kendi için vereceği kararlardan oluşamaz.
Siyasi yol haritası, siyasi ittifaklar, siyasi tercihler, bunların kıvamı ve uygulanma tarzı önümüzdeki dönem, siyasi istikrar açısından belirleyici olacaktır.
Unutmamak gerekir ki, bu konularda esas olan, çeşitli aktörler etrafında ya da karşısında da taraf olmak dışında, mevcut koşullarda yasallık ile meşruiyeti kesiştiren dengeyi ve ideali aramaktır.
Öne çıkan ikinci mesele ise toplum ve kimlik sorunlarına ilişkindir. Bu kalem, hem eşitleme politikalarını, hem eşitlenen kitleleri aynı anda kuşatmak hamlesini ima eder. Başka bir ifadeyle Türk demokrasisinin toplulukçu geleneğe, devletten siyasi partilere uzanan değer politikası alışkanlığına karşı vereceği mücadeleyi ifade eder. Kürt sorunu, Alevi talepleri, eğitim politikaları bu alanın ana ve başlangıç meselelerini oluşturuyor.
Eğer bu istikamette yol alınacaksa, bağlar ve köprülerin kurumlardan, politikalardan önce dil, üslup, tanımlar bakımından kurulması gerekir.
Kimlik meydan okuması değil, tüm kimlikçi tutumlara meydan okuma...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.