Bugün Suriye iç savaşı, Gezi olayları, Paralel Devlet, Mısır"daki darbe ve Türkiye karşıtı ittifak tartışmalarını anlamak için resmin tamamına bakmak gerektiğini söylemiştim. Resmin tamamına bakmak için de yüz yıl geriye, Osmanlı"nın dağılmasına kadar gitmemiz gerekti. Birinci Dünya Savaşı"ndan sonra elinde demir cetvelle parçalanmış Osmanlı topraklarında ülke sınırları çizmeye kalkan İngiltere, yüz yıl devam edecek kaos ve kargaşanın da ilk tohumlarını ekmiş oldu.
İkinci Dünya Savaşı"nda sonra sahneye çıkan ABD ise İngiltere"den daha başarısız politikalarla bozuk Ortadoğu resmini tank namlusu ve uçak bombasıyla düzeltmeye kalktı. Sonuçta Osmanlı"nın dört yüzyıl huzur ve barışla yönettiği topraklar yüz yıl boyunca acı ve kargaşanın eksik olmadığı bahtsız yurtlara döndü.
Şimdi yazımızın son bölümünde günümüz Ortadoğu"sunda bozuk resmin tamamında neler olduğuna ve aslında neler yaşandığına bakalım.
Ortadoğu"da 1970"lerde ABD Yeşil Kuşağı projesiyle Komünizme karşı İslam"ı mızrak olarak kullanmaya kalktı ve Fas"tan Malezya"ya kadar geniş bir coğrafyada cemaatleri ve Müslüman grupları bizzat örgütledi. Afganistan"da Taleban ve ardından El Kaide böyle doğdu. Pakistan"daki medreselerde aşırı uçlarda dolaşan yüzlerce insan yetişti ve dünyaya dağıldı. Afrika"da İslam ülkelerini kana bulayan El Şebab bu projenin sonucudur.
ABD kendi çıkarları için bu grupları kullandıysa da kontrolünü kaybettiğini anladı ve bu kez "Ilımlı İslam" projesini sahneye sürdü, radikalleşmiş grupları düşman belledi. Fethullah Gülen hareketi Ilımlı İslam projesinin en iyi ve en büyük örneklerinden biriydi.
Lakin ABD Ilımlı İslam projesini uygulamada geç kalmıştı. Afganistan ve Pakistan"da ektiği rüzgar bir kasırga olarak 11 Eylül saldırısıyla kendisini vurdu. ABD kontrolü tamamen kaybetti ve bir zamanlar destek verdiği Afganistan ve Irak"ı bombalayıp işgal ederek "taş devrine" döndürdü.
-/-
İngiltere ve Amerika bölgede etkin olabilmek için yüz yıl boyunca ekonomiden eğitime, siyasetten askeriyeye kadar her alanda yatırım yaptı ve insan kaynakları üretti. Ülke yönetimlerinde her zaman kendi okullarında okuttuğu, burslarla yurtdışına götürdüğü kişileri destekledi. Ülkeleri sömürdü, ekonomisini kendine bağımlı yaptı ve bağımsızlığını ipotek altına aldı. İsrail"in kurulmasıyla birlikte bölgede askeri varlığını arttırdı ve tam anlamıyla Ortadoğu"yu sömürgeleştirdi. ABD önde, İngiltere ve İsrail arkada dünyanın en zengin enerji merkezinde yıllarca kan ve acının eksik olmadığı mutsuzluğun resmini yaptılar.
ABD"nin Yeşil Kuşak projesi içerik olarak farklılaşsa da proje olarak her zaman var oldu. Bu projenin oluşma sebebi Rusya, Ortadoğu sahnesinden kendi ülkesindeki dağılma süreci nedeniyle uzaklaşmış gibi gözükse de aslında her zaman İran aracılığı ile var oldu. İran Şiiliği bir dış politika aracı olarak kullandı ve Rusya"nın yardımıyla Ortadoğu"da adına "Şii Hilali" denen bir hat kurdu. İran, Irak, Suriye ve Güney Lübnan ile Rusya Hazar"dan Akdeniz"e kadar etkin bir hattın perde gerisinde sahibi oldu. Gözden kaçan bir merkezi daha bu hatta eklemek lazım: Dubai. Şii Arapların etkin olduğu bu zenginlik merkezinde İran ticaretin neredeyse en güçlü ülkesi olarak körfeze de girmiş oldu. Aslında Rusya ve ABD bölgede farklı ülke kartlarını kullanarak yine güç mücadelesi veriyordu.
ABD/İngiltere/İsrail ekseninin en güçlü ülkesi olan Türkiye"de Şii Hilali ve Yeşil Kuşak eksenini etkileyecek bir değişim oldu. Fakir bir kaptanın dindar oğlu iktidara geldi ve tüm dünyaya siyasetine yeni bir alternatif sundu: "İslam ve siyaset bir arada yaşayabilir, ne din, ne demokrasi düşmanı olmak zorunda değiliz. Millet iradesine dayanan bir siyasetle ekonomide ve diplomaside büyük başarılar elde edilebilir."
Recep Tayyip Erdoğan başarıla dolu iktidarında tüm bu mesajları verirken bir şey daha yaptı; Ortadoğu"da yüz yıldır kaybedilmiş, sindirilmiş, bastırılmış Osmanlı fay hattını harekete geçirdi. Dört yüzyıl boyunca lider, öncü, yön veren, kuşatan ve birleştiren rolü birden ortaya çıktı ve Türkiye Ortadoğu sahnesine yeniden döndü. Ak Parti örneği tüm İslam ülkelerine örnek oldu. Yüz yıldır diktatörlerin elinde sömürülen Ortadoğu halkı bağımsız ve özgür ülke olmak için Arap Baharını başlattı. Tunus, Libya, Cezayir, Mısır ve Yemen"de bir biri ardına diktatörler devrildi.
Davos"un da rüzgarını arkasına alan Başbakan Erdoğan, Fas"tan Lübnan"a kadar nerdeyse tüm ülkelerde meydan mitingleri yaptı. Sokaklarda Türk bayrağı, duvarlarda Erdoğan posterleri, televizyonlarda Türk dizileri, denizlerde Türk gemileri, inşaatlarda Türk müteahhitleri ve gönüllerde Osmanlı sevgisiyle Ortadoğu bir anda başka bir çehreye bürünmeye başladı. İşte bu ilk alarm zilinin çalmasına neden oldu.
Erdoğan, tüm bu meydan mitinglerinde İngiltere"nin yüz yıldır unutturmaya çalıştığı bir ruhu daha canlandırdı: Ümmet bilinci. Ne Şii ne Sünni, ne Arap ne Türk, ne ABD ne Rusya bağımsız bir İslam birliği söylemi bir anda karşılığını buldu. Arap uyanışının en güçlü ülkesi Mısır"da Mursi, Tunus"ta Gannuşi, Fas"ta Adalet Partisi, Gazze"de Haniye de aynı dili aynı, aynı ideali dillendirince ortaya Yeşil Kuşak ve Şii Hilali"ne karşı yeni bir hat çıktı: Ümmet Kuşağı. Erdoğan Malezya"dan Bosna"ya kadar tüm İslam ülkelerindeki halkların tartışmasız birleştirici lideri oldu. İşte ikinci ve son alarm zili o zaman çaldı.
ABD/İngiltere/İsrail (Yeşil Kuşak) hattı ve Rusya/Çin/İran (Şii Hilali) hattı Ortadoğu"da yıllardır devam eden sömürülerini bitirecek büyük tehlikenin Türkiye"nin öncülük ettiği Ümmet Kuşağı olduğuna inandılar ve ittifak ettiler. İran ve ABD barışı biraz da bu yüzden oldu.
Her iki blok da Erdoğan"ı durdurmak için harekete geçti. Şii Hilali Arap baharını Suriye"de, Yeşil Kuşak da Mısır"da durdurdu ve karşı devrim başlattı.
Körfeze, yani enerjinin merkezine dayanmış devrim ateşi sultanların ve emirlerin kirli tahtlarını yakmadan her iki blokun ittifakıyla söndürüldü.
Mısır"da darbe yapıldı, Tunus"ta darbe girişimi oldu, Libya kaos ve teröre boğuldu, Irak"ta mezhep savaşı başladı, Yemen teröre teslim oldu, Cezayir fetret devrine girdi, Gazze ablukaya alındı, bombalandı. Türkiye"nin en büyük müttefiki Pakistan terörün kurbanı oldu. Ortadoğu tam anlamıyla saldırıya uğradı ve kaos ortamında yeniden diktatörüler iktidara geldi, Sisi ve Esad binlerce masumu öldürdü.
Birden İslam ülkelerinin tamamında El Kaide, El Şebab saldırıları başladı.
Türkiye"yi Ortadoğu sahnesine çıktığına pişmen etmek için Yeşil Kuşak, Şii Hilali ve körfez sermayesi (Dubai) ittifakıyla türlü planlar yapıldı. Gezi olayları Yeşil Kuşak"ın taktiklerini kullandı, Erdoğan iktidarını devirmeye kalktı. Buna Suriye iç savaşını bahane ederek Alevileri ve Caferileri tahrik eden Şii Hilali destek verdi. Hatay olaylarıyla adeta fiili ayaklanma çıkartılmak istendi. Suriye"de IŞİD peydahlandı, Türkiye"nin desteklediği muhaliflere saldırdı.
Üstüne üstlük Türkiye El Kaide"ye destek vermekle suçlandı.
Ancak başarısız oldular. Erdoğan iktidarı Gezi olaylarında dik durmayı başardı.
Bunun üzerine Ilımlı İslam Projesi"nin en büyük gücü, diyalog ve kardeşlik hareketi olarak bilinen Gülen Cemaati aktive edildi ve adeta kamikaze saldırısına geçti. Devletin tüm birimlerindeki Cemaat"in uyuyan hücreleri uyandı ve devleti teslim almaya çalıştı. Savaş hala devam ediyor.
Resmi tamamına bakıldığında görünen şey, aslında Ümmet Kuşağı"na karşı Şii Hilali ve Yeşil Kuşak ittifakının savaşıdır. (son)
Twitter.com/alinurkutlu
Başlıklar :

