Yeni Şafak ve Akit gazetelerine yapılan saldırı talimatı Suriye’den

04:0015/02/2016, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Bülent Orakoğlu

Yeni Şafak ve Akit gazetelerine ardı ardına eş zamanlı olarak düzenlenen molotoflu ve silahlı terör saldırılarının, MLKP terör örgütünün alt kanadı BÖK'ün (Birleşik Özgürlük Güçleri) Aziz Güler hücresi tarafından gerçekleştirildiği
. 6-8 Ekim 2014'te HDP Eş Başkanları, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın Kobani'de DEAŞ'ın başlattığı saldırıları bahane ederek birlikte yaptıkları 'Serhildan 'çağrısı sonunda Diyarbakır'da patlak veren ve Türkiye'nin birçok ilinde çıkan olaylarda 50 kişi hayatını kaybetmişti. Bu olaylarda PKK terör örgütü ile birlikte hareket eden sosyalist ve devrimci çizgideki legal veya illegal unsurlar 6-8 Ekim olayları sonrasında Kobani'de direniş için sözde ''Birleşik Özgürlük Güçleri'nin'' kurulduğunu açıklamışlardı.


PKK terör örgütünün siyasi uzantısı HDP'nin, arka bahçesi olan MLKP terör örgütünün siyasi kanadının ise 'Ezilenlerin Sosyalist Partisi' (ESP) olduğu, HDP Eş Başkanı Yüksekdağ'ın geçmişte ESP'nin Genel Başkanlığı'nı yaptığı biliniyor. Bu girift ilişkiler içinde ister istemez akıllara Suruç intihar eylemi geliyor. Suruç'ta DEAŞ tarafından gerçekleştirilen intihar eyleminde aydınlatılması gereken birçok kör nokta dikkat çekiyor. Suruç'ta saldırı sonrasında ölen 32 kişinin ve yaralıların büyük bir bölümünün ESP'li örgüt mensupları olmasına rağmen eylem günü Figen Yüksekdağ ve HDP'den hiçbir yöneticinin olmaması oldukça dikkat çekici ve şüpheli bir duruma işaret ediyor. Zira geçmişte sayıları 10'u geçmeyen ESP'lilerle birlikte bile birçok kez Suruç'a gelen Figen Yüksekdağ ve refakatindeki HDP milletvekilleri ve yöneticilerinin, intihar saldırısının gerçekleştirildiği günde 350 ESP ve SGDF'li örgüt elemanının katılımı olmasına rağmen, hiçbirinin ortada olmaması intihar saldırısından haberleri var mıydı sorusunu güçlü bir şekilde akıllara getiriyor. Zira MLKP terör örgütü ve ESP ve SGDF'nin yayın organı olan Etkin Haber Ajansı'na 1 Temmuz'da konuşan SGDF Eş Başkanı Oğuz Yüzgeç, Kobani'ye gitmek isteyen sosyalist örgüt mensuplarına polisin engel çıkarabileceğini bu nedenle olası engellemelere karşı HDP milletvekillerinin de orada olacağı açıklamasını yapmıştı. Peki nerede bu milletvekilleri? Tek bir HDP milletvekilinin dahi olay günü Suruç'ta olmaması tuhaf ve çok manidar değil mi?



Diğer önemli bir konu ise Figen Yüksekdağ ve beraberindeki milletvekilleri HDP yöneticileri ile birçok kez Kobani'ye geçiş yapan ESP ve SGDF'li (Sosyalist Gençler Dernekleri Federasyonu) örgüt mensuplarının Kobani'de ne işleri vardı? Kaç kişi eşbaşkan Figen Yüksekdağ ve HDP tarafından legal veya illegal olarak Kobani'ye geçirilmişti? Kobani'ye legal veya illegal olarak sokulan SGDF ve ESP'lilerin ve aşırı sol örgüt mensuplarının PKK/PYD-YPG savaş eğitmenleri tarafından, EYP bomba tuzaklama, silah, istihbarat, suikast ve metropollerde sokak savaşları konusunda eğitildikleri MLKP terör örgütü soruşturmasını yürüten savcılarca tespit edilmişti.



PKK/PYD-YPG terör örgütü elemanlarının ise Kobani'de ABD Özel Kuvvetleri'ne bağlı savaş eğitmenleri tarafından eğitildikleri artık Suriye'de her aktör devletin vakıf olduğu bir sır. Delta Force Kara Birliği'ne bağlı savaş eğitmenlerinin Kobani'de PKK/PYD-YPG terör örgütü mensuplarına verilen eğitim desteğinin deşifre olması üzerine ABD Savunma Bakanlığı, Pentagon'a bağlı Özel Kuvvetler'in ilk kez Suriye'ye girerek IŞİD'e karşı savaşta PKK'nın Suriye uzantısı PYD'ye yardım ettiğini açıklamak zorunda kalmışlardı.



Diğer taraftan sözde öz yönetim ilan edilen, Türkiye içindeki bazı il ve ilçe merkezlerinde PKK'ya karşı başarılı operasyonlara imza atan polis ve askerlerimize karşı devreye sokularak birçok personelimizi şehit eden keskin nişancıların büyük bir bölümünün Kobani, Lazkiye ve Avrupa'da Rus ve ABD menşeli Kanas ve Zagros keskin nişancı silahı ile eğitim gördükleri ve bu silahları kullandıkları ortaya çıkarılmıştı. Suriye-Lazkiye'de, MLKP'li teröristlerin 4 kampta Esed'in izni ve yönlendirmesi sonucu eğitilip, Türkiye gönderildikleri anlaşılmıştı. Teröristlerin kullandığı Rus menşeili silahların, DEAŞ ile mücadele örtüsü altında PKK'nın Suriye kolu YPG/YPJ'ye gönderilen silah ve mühimmatlar olduğu iyi haber alan kaynaklarca ifade edilmişti.



Yeni Şafak ve Akit'e PKK/PYD /HDP ile organik bağ içinde olan MLKP terör örgütü mensuplarınca yapılan molotof ve silahlı saldırı eylem talimatının Suriye'den verildiği 1 numaralı şüphelinin ise Esed ve gizli servisi El-Muhaberat olma ihtimali yüksek görünüyor. Diğer taraftan PKK/PYD –YPG ile bir cephede hareket eden, PKK koridorunun kapatılması konusunda işbirliği yapan bazı ülke gizli servislerinin de örtülü olarak bu eylemleri desteklediklerini de gözardı etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu nedenle bu saldırıların Hürriyet gazetesine yapılan saldırı ile eşdeğer tutulması kanaatimce doğru bir yaklaşım değil. ABD Büyükelçisi John Bass, Twitter adresinden Yeni Şafak ve Akit'e yapılan saldırıları sözde eleştirirken, “Misilleme korkusu olmadan haber yapma'' hakkını savunduklarını açıklamıştı. Bu özürlü açıklama, saldırının basit bir terör saldırısı olmadığının en büyük kanıtı gibi görünüyor.



Türkiye'yi terör ile terbiye etmek amacıyla üst akıl tarafından oluşturulan terör konsorsiyumu çerçevesinde, Türkiye'nin milli menfaatlerini iç ve dış güçlere karşı savunan şer güçlerin algı operasyonlarını deşifre ederek etkisiz kılmaya çalışan, yerli ve milli gazetelere yönelik saldırıların, Yeni Şafak ve Akit gazeteleri sonrasında da devam edebileceği, hatta bazı köşe yazarları, gazeteciler ve siyasilere yönelik suikastlar ile ülkede siyasi istikrarsızlık ve kaos yaratılabileceği yönündeki iddialar şüphesiz güvenlik ve istihbarat birimlerimizce yakından takip ediliyor.


#Yeni Şafak
#Akit
#Suriye
#saldırı