Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Yeni ama sıkı bir Çengelköy"lü

Yeni ama sıkı bir Çengelköy"lü

Hüseyin Besli
Hüseyin Besli Gazete Yazarı

1

Rauf Tamer 2 Ağustos 2000 tarihli Pazar yazısında siyasetten yakasını kurtarıpta yazamadıklarını anlatırken, özellikle, yeterince İstanbul''u yazamadığından şikayetlenirken bir cümleyle Çengelköy''ü yadediyor. "Güzelim Çengelköy''ü bile ihmal ettim." Sahiden, kendisi için kayıp, ama Çengelköy için... Hiçkimsenin yüzüne vurmasa da, , başkasına göstermese de ihmalleri ve ihanetleri içine akıtarak, kıskançlıkla kendinin kılarak yaşatan ve belki de böylece daha da kışkırtıcı bir doygunluğu, huzuru, kuşatmayı ve kucaklamayı içerendir Çengelköy. Ve her zaman kendisine meftun sevgilileri vardır.

2

Daha bugün, saatin gün ortasına doğru kaymasına rağmen günlerden pazar olması nedeniyle olsa gerek, etrafımızdaki ve önümüzdeki masada henüz kahvaltılık yiyeceklerin olması sanki sabah saatlerinde yeni bir sevgiliyle ilk tanışmanın heyecanını ve keyfini yaşıyor Çengelköy. Çengelköy''den Kuleli''ye doğru yürürken, Üsküdar''dan-Beykoz''a uzanan yolun iki taraftan eski fil ahırları olduğu söylenen binalar yüzünden en dar kesitini geçtiğinizde birden, yeniden Boğaz''la kucaklaşırsınız. Asırlık ağaçların hemen yanında, fil ahırlarının en uç kısmında amaca uygun restore edilmiş, düzenlenmiş Cafe Kuleli var orda. Benim mekanım, bizim mekanımız, dostlarıma tanıştırmaktan büyük keyif aldığım yer... Denizi karşınıza aldığınızda sağ tarafta kalan setteyiz. Güneş üstümüzdeki şemsiyenin yanlarında, altın sacaklar gibi masamıza dökülüyor. Boğaz''ın sularının sahile vurmasıyla oluşan dalga sesleri araç seslerini bastırıyor hamdolsun. Denizden yatlar, sandallar, motorlar, gemiler geçiyor. Yatlarda ve kotralarda ''yazlık insanlar''... Boğaz, Çengelköy ve bu mekan kimlere tanıklık etmedi ki.

Şimdi de Engin Noyan, daha doğrusu Noyan ailesi; Baba İbrahim Bey ve Eser Hanım. Bir kaç gazeteci bir-iki eski dostla -Rıdvan Dildar, İsmet-Meryem Uçma, Kudret Büyükcoşkun- aynı masayı paylaşıyoruz. Engin Bey, doyumsuz uslubu ve ses tonuyla, belli ki heyecanla anlatıyor, anlatıyor: "2 Temmuz Muhammed ESED''in doğum günüdür. Bugün 100. doğum günü. Bu vesileyle biraradayız bugün. Yine bu vesileyle, yani pirim Muhammet ESED''in 100. doğum yıldönümünde, bu yılın Ekim ya da Kasım ayında ''Uluslararası Muhammed Esed Sempozyumu'' yapma kararımızı sizlere ve sizler vasıtasıyla ilgilenenlere duyurmak için bir aradayız..."

"Boğaz''ın kokusu en güzel burda duyuluyor" diyor Eser Hanım. "Ben Beylerbeyi çocuğuyum. Uzun yıllardan beri Ortaköy''deyim. Yani hep Boğaz''lıyım. Ama buradaki hava ve koku bir başka..."

Engin Bey''le de benim ve bizim mekanımızın tanışıklığı henüz çok yeni, bir kaç buluşma ve gecenin geç saatine kadar, özellikle gece 12''den sonra iyice kendimi hissettiren iyot kokusu - dostlar öyle söylüyor - ve suyun sesi eşliğinde bilişme tanışma o kadar. Ancak öyle anlaşılıyor ki bizim sevdiğimiz gibi Engin Bey de bizi ve mekanımızı sevmiş, benimsemiş olacak ki bugün burda bir eylem gerçekleştiriyor.

3

Saat 19.10 Çengelköy. Rasathane tepesindeki evimin balkonundayım. Evimizin önünü kapatan binaların arasından görüldüğü kadarıyla, Boğaz''ı, köprüyü, Fatih Camii''ni temaşa ederken, biliyorum şu anda İstanbul sıcaktan kavrulurken, burada esen rüzgardan çıplak kolumdaki tüyler dikleşiyor. Balkona yaslanmış incir ağacının geniş yapraklarını yalayarak gelen rüzgarla tüylerim gibi yüreğim de ürperirken yeni dostlara, NOYAN''lara ''Çengelköy''e hoşgeldiniz'' diyorum.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.