Cumhuriyet Halk Partisi’ni kim başkalaştırdı?

04:008/11/2022, Salı
G: 8/11/2022, Salı
İhsan Aktaş

Yeni Şafak·İHSAN AKTAŞ - Cumhuriyet Halk Partisi’ni kim başkalaştırdı?CHP’nin tarihi Türkiye’nin tarihidir. Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte, ülkenin tek partisi olarak kurulmuş, 1930’larda çok partili hayata geçiş denemesi devletin daha çok içe kapanmasına ve radikalleşmesine sebep olmuş, ‘’Serbest Fırka’’ kurucuları doğduklarına pişman olmuşlardır.İsmet İnönü, devlet erkinin bütün alanlarını kuşatınca, devlet içerisinde parti-devlet ayrımı ortadan kalkmıştır. İnönü, Hitler ve Mussolini’nin

CHP’nin tarihi Türkiye’nin tarihidir. Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte, ülkenin tek partisi olarak kurulmuş, 1930’larda çok partili hayata geçiş denemesi devletin daha çok içe kapanmasına ve radikalleşmesine sebep olmuş, ‘’Serbest Fırka’’ kurucuları doğduklarına pişman olmuşlardır.

İsmet İnönü, devlet erkinin bütün alanlarını kuşatınca, devlet içerisinde parti-devlet ayrımı ortadan kalkmıştır. İnönü, Hitler ve Mussolini’nin başını çektiği faşist devletlerden etkilenerek ‘Milli Şef’liğini ilan etmiş, tek parti zihniyeti milletin sırtında taşınmaz bir kambura dönüşmüştür.

***

Çok partili hayata geçildiğinde, Türk milleti bir daha iktidar yapmamak üzere CHP’ye arkasını dönmüştür. 1950 yılında iktidardan uzaklaşan parti, halk ile aralarındaki sorunu çözmek için Anadolu’ya müfettişler göndermiş, kurultaylar yapmıştır. Aradan 70 yıl geçmesine rağmen CHP’nin, travma yaşattığı Kürtler ve dindaralar başta olmak üzere birçok toplumsal kesimle aralarındaki sorun hâlâ devam etmektedir.

İktidardan uzaklaşan CHP, devletin kurumları olan ordu, yargı, bürokrasinin her kademesi, iş dünyası, akademi, medya ve sanatçı taifesi ile fiilen iktidarını devam ettirmiştir.

CHP’liler cumhuriyet rejiminin kendi elleriyle, kendileri için kurulduğuna ve iktidarın bir miras gibi ‘hakkı müktesep’ olduğuna inanmışlardır. Ne zaman iktidar başka bir siyasi partinin eline geçse, bu parti gayri meşru görülmüş, iktidardan indirmek için her yol mubah sayılmıştır. Siyasi yollar tükenince darbeler baş tacı edilmiştir.

II. Dünya Savaşı’nın kazanan tarafı ABD, yenilgiye uğrayan ülkelerin anayasalarını hazırlayarak ülkeleri askeri vesayet eliyle NATO üzerinden kendilerine bağlamışlardır. Bizim solcuların Türkiye’nin en ‘demokratik anayasası’ dedikleri 1960 anayasası, İtalya, Japonya ve Almanya anayasalarının ruhunu taşır.

İsmet Berkan, SETA Vakfı’nda yapılan bir panelde ‘’CHP seçimi kaybedince devlet kurumlarına hükmetmeye devam ettiği için seçim kaybetmiş hissi yaşamıyor. Bir gün vesayet son bulursa, bu parti, siyasi parti olabilir. Çünkü yenildiğini anlamış olacak’’ demiştir.

ASKERİ VESAYETİN SONA ERMESİYLE CHP GERÇEK BİR SİYASİ PARTİYE DÖNÜŞTÜ MÜ?

Eskiden CHP’nin bir Baykal sorunu vardı. Türk solu ve bazı CHP’liler bu sorunu o kadar büyüttüler ki, bırakın parti ve Türkiye’yi, kâinattaki bütün sorunlar, Deniz Baykal’ın partinin başında olmasına bağlanmıştı.

Deniz Baykal küresel bir kumpasla partinin başından uzaklaştırıldı. CHP yönetimi ne kadar Jakoben, ne kadar ötekileştirici ve toplumun değerlerine ne kadar yabancı olursa olsun, Deniz Baykal döneminde parti yerli bir siyasi partiydi.

Partinin geleneksel kitlesi ağırlıklı olarak Atatürkçü, milliyetçi, ulusalcı ve solculardan oluşmaktadır. Bu unsurların parti yönetiminde temsil edilmesi doğal bir durumdur.

CHP’DE NE OLDU?

Kemal Kılıçdaroğlu partinin ana omurgası sayılan Atatürkçü, milliyetçi ve ulusalcıları büyük oranda tasfiye etti. Onların yerine küreselci, mezhepçi ve örgüt solcularından oluşan bir yapılanmaya gitti.

Bir Cumhuriyet Halk Partili devleti kendi devleti, orduyu kendi ordusu görür. Atatürk’ü ise bırakın ülke kurucusu ve devlet başkanı görmeyi, herkesten kıskanarak CHP Genel Başkanı olarak görme eğilimindedir.

Hal böyleyken, CHP’nin milli meselelerdeki birkaç tutumuna bakarak, partinin nasıl başkalaştığı ve kimliğinden uzaklaştığını görelim:

- Türk devletine ve jandarmasına uyuşturucu ticareti yapıyor imasında bulunan partinin CHP olmasını hangi partili içine sindirebilir?

- “Mavi Vatan iddiasında bulunmak işgalciliktir” cümlesini Atatürkçü ve milliyetçi bir CHP’linin ağzından duyabilir misiniz?

- Atatürk’e en ufak bir eleştiri getiren kişi vatan haini sayılırken, İstanbul İl Başkanı her fırsatta Atatürk karşıtlığını ve tehcir konusunda Ermeni tezlerinin yanında olduğunu dile getirmekten çekinmemektedir.

- Türkiye’nin sınır ötesi harekâtları, Akdeniz’de, Libya’da varlık göstermesi milliyetçi her CHP’liyi gururlandıracakken, CHP meclis tezkerelerine ret oyu vermektedir.

- “Türk ordusu Kuzey Irak’ta kimyasal silah kullanıyor” diyen TTB Başkanı’nın arkalanması, “PYD neden silah bıraksın?” ya da “PYD Türkiye’ye mi saldıracak?” sözlerini hangi ulusalcı kabullenir?

- “Sadece ABD değil, Türkiye’ye demokrasinin gelmesi, yani Erdoğan’ın gitmesi için sadece Biden değil, bütün Batılı ülkeler yardım etmelidir” sözlerini, 6. Filo’yu taşlayan hangi solcunun midesi kaldırır?

Başta FETÖ olmak üzere terör örgütleri, düşman oldukları ülkeyi ve onun yöneticilerini, önce şeytanlaştırırlar ki bütün cinayetleri örgüt içinde meşru gözüksün. 15 Temmuz’da halkı silahla öldüren FETÖ’cü askerin psikolojisi başka nasıl açıklanabilir?

Kılıçdaroğlu, Erdoğan düşmanlaştırması yaparak, partiyi başkalaştırmıştır. Bu yöntemle giderek içe kapanan, rasyonellikten uzaklaşan, gözlerine perde inen partililer, partinin örgüt solcuları ve küreselcilerin eline geçtiğinin farkına varmamaktadır. Partinin omurgasını oluşturan ana kitlesi, ya olan bitenin farkında değil, ya da sessiz çoğunluğa dönüştürülmüş durumdadırlar.

CHP’nin akıbeti hayrola!

#CHP
#ABD
#NATO
#FETÖ
#TTB