|
-M. bin Zayed niye Türkiye’ye geldi? -BAE’ye ‘U Dönüşü’ yaptıran şey neydi? -Türkiye karşıtı Arap Cephesi’ne ne oldu?
Birleşik Arap Emirlikleri (
BAE
) Veliaht Prensi
Muhammed bin Zayed
’in Ankara ziyareti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi, yatırım paketlerinin ilkinin ilan edilmesi, geçtiğimiz hafta
dünyada en çok yankılanan ve tartışılan olaydı.
BU LİNÇ KAMPANYASI HİÇBİR İŞE YARAMAZ.
Ziyaretin mahiyetini sorgulamaya gelmeden önce birkaç not aktarayım.
FETÖ
ve
CHP sosyal medya hesapları, “ajans”
lar üzerinden hazırlanmış görselleri
binlerce hesap üzerinden servis ederek
şahsımı hedef alan, üç gün süren ağır bir saldırı organize etti.
Bilgi, eleştiri, öneri, tepki, akıllıca cümlelerin hiçbirisinin yer almadığı,
tamamen küfür ve hakaretlerden ibaret
bu saldırı kampanyasını normalde
ciddiye almam.
Daha önce çok daha ağır saldırılara maruz kalan birisi olarak bunun
nasıl bir operasyonun parçası olduğunu
pekâlâ bilirim.
O YAZDIKLARIMIN HEPSİ DOĞRUYDU. ARKASINDAYIM.
Son üç yıldır, Zayed ve o çevrenin
Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptıklarını
çok iyi takip ettim. Yazılarda ve sosyal medya hesabımdan açık açık paylaştım.
Sert cümleler
kullandım.
Birincisi;
O yazdıklarımın hepsinin arkasındayım. Hepsi gerçekti. Hepsi yaşandı. Yazmadıklarım
da var elbette. Çok karanlık bir süreçti.
Dışarıdan çevreleme
nin yanısıra,
içeriden darbe, müdahale ve suikast
girişimlerine kadar birçok tehdit söz konusu oldu.
BEN GAZETECİYİM, DEVLET DEĞİLİM. ZOR ZAMANLARDA KONUŞMAYI SEVERİM.
İkincisi;
Ben gazeteciyim. Devlet değilim. Devletin hiçbir kurumunda görev almadım
ve şu an da o durumdayım. Dolayısıyla bir gazeteci
zor zamanlarda konuşmayı
biliyorsa, bu tür saldırıları ve tehditleri de göze alıyor demektir.
Üçüncüsü;
devlet birey değildir. Sistemdir. Yüzyılların aklıdır, bilgeliğidir.
Devlet
sabırdır, uzun vadeli hesaptır,
karmaşık ilişkileri ve tehditleri yönetme becerisidir.
Türkiye gibi,
imparatorluklar aklı olan,
tarih biçimlendiren, coğrafya inşa eden
bir siyasi aklın bireylere, gündelik siyasi pozisyonlara göre hareket etmesi
düşünülemez.
DÜNYAYI; AYAKLARIMI ANADOLU TOPRAKLARINA SABİTLEYEREK OKURUM.
Hele ki,
Selçuklu
ve
Osmanlı
’dan sonra,
Cumhuriyet’i yükseliş dönemine taşıyan akıl
tam da yeniden harekete geçmişken, bir devletin,
ucuz iç siyasi polemikler
e göre pozisyon alması asla düşünülemez.
Kişisel olarak şahsi duruşum Türkiye
Ekseni’dir
. Ülkeme, dünyaya, geçmişe ve geleceğe bu gözle bakarım.
Dünyayı; ayaklarımı Anadolu topraklarına sabitleyerek okurum.
Ne tür
fırtınalar
eserse essin, bu duruşu değiştiremez.
TEHDİTLE, KÜFÜRLE KORKUTULACAK BİRİ HİÇ OLMADIM.
Öyle
tehditlerle, hakaret ve küfürlere göre pozisyon alan veya alacak biri değilim.
Baskıyla,
organize davalar
açarak, gelecek korkusu salarak
yıldırılabilecek
bir adam hiç olmadım.
Açık söyleyeyim;
yarın aynı konular yaşanırsa aynı netlikle karşı çıkmaya da devam edeceğim.
Türkiye’nin
yüz yıl sonra doğru bir yerde
durduğuna, bu duruşun ülkemizi
büyük bir geleceğe
taşıdığına, coğrafyamızı da derleyip toparlayacak bir inisiyatif olduğuna
inanıyorum
.
Cumhurbaşkanı Erdoğan
’ın,
yüzyılların bilgeliği ve siyasi aklıyla
hareket ettiğine ve bunun bir millet için çok büyük bir öncülük olduğuna inanıyorum.
Bu döneme tanık olmuş kuşağın bir ferdi olarak
, bu yüzyılların mücadelesine adanmanın,
omuzlarımıza yüklenen bir vebal
olduğuna inanıyorum.
BAKIN BİZ BU OLAYA NEREDEN BAKIYORUZ!
Durduğum eksen budur.
Eleştirilerimiz ve övgülerimizin kaynağı
budur.
Vesayetçi damardan beslenenlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tavır
almalarının nedeni
budur
. Bizim tartışmasız
sağlam durma
çabamızın nedeni budur.
Biz bu meseleyi
Malazgirt’le, Haçlı Savaşl
arı ile,
İstanbul’un Fethi ile
, yüzyıllar süren
Batı ile hesaplaşma tarihimizle, Anadolu’dan üç kıtaya yayılan siyasi akılla, Osmanlı’yı çökerten büyük intikam saldırısı
ile, Anadolu’yu koruyup kollayan İstiklal Mücadelesi ile okuyoruz.
ÜLKEMİZE İÇERİDEN SALDIRANLARLA YOL YÜRÜMEYİZ!
Günü birlik siyasi hırs ve hesapların ötesindeyiz. Siyasi liderlerin iktidar uğruna terör örgütleri ile bile ortaklık kurduğu ihanetlerin ötesindeyiz.
Siyasi ve ekonomik saldırıları içeride pazarlayanların, kendi ülkelerine karşı silah olarak kullananların uzağındayız.
Onlarla asla yakın olmayacağız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzlerce yıllık
Batı sömürge ve emperyalizm tarihiyle boğuşurken,
bugün Türkiye’yi durdurmak için
“dışarıdan çevreleme, içeriden durdurma”
planları için sahaya sürülenlerle yol yürümeyeceğiz.
PEKİ, BAE OLAYI NASIL BAŞLADI?
Peki, BAE olayı nedir?
Kötülük tohumları için değil, zihin karışıklığına yol açmamak için tekrar yazayım.
Gezi
olayları ile başlayıp
15 Temmuz
’a uzanan
darbe girişimlerinin tamamı Türkiye’yi durdurmak içindi
. Bu arada yürütülen
ekonomik saldırılar
dâhil. Tarihî bir kırılma yaşanıyor,
Türkiye uyanıyor, coğrafyayı da uyandırıyordu.
Slogan şuydu:
“Erdoğan’ı devir, Türkiye’yi durdur.”
ABD, Avrupa ve İsrail; İran sınırından Akdeniz’e
kadar, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde bir
“Türkiye Cephesi”
kurdu. Bir
“harita”
çalışması başlattı. 15 Temmuz’la bu
“harita” birebir aynı
hesabın parçasıydı.
TÜRKİYE KARŞITI “ARAP CEPHESİ”Nİ KİM, NASIL KURDU?
Türkiye; 15 Temmuz’dan sonra bu
haritayı yırtıp attı, projeyi
çökertti. Bu sefer aynı cephe
Doğu Akdeniz’e taşındı.
Bütün Güney kapıları kapatılacak,
Türkiye ile Arap-İslâm dünyası
arasına kalın duvarlar örülecekti.
Türkiye bunu da
engelledi
. Şimdi aynı
Cephe’yi Ege’de, Yunanistan’da kuruyorlar. Karabağ
savaşı da
Doğu Kapısı
için verilen aynı mücadelenin parçasıydı.
Bunlar olurken
ABD ve İsrail, BAE, S.Arabistan, Mısır ve Bahreyn üzerinden Türkiye’ye karşı
bir Arap cephesi kurdu. Bu cephenin amacı, Batı desteğiyle
Türkiye’yi Arap dünyasından tecrit etmek,
sınırlarımızın
sıfır noktasında
kurulan sıcak cephenin
bir etap gerisinde, daha esaslı bir cephe
inşa etmekti.
MUHALEFET BÜYÜK DESTEĞİ KAYBETTİ.
Bu işin öncülüğünü de
Muhammed bin Zayed
ve
Suudi Veliaht Muhammed bin Selman
yürütüyordu. İşte bu dönemde Zayed, Türkiye karşıtı bütün unsurlara destek verdi.
Terör örgütleri ve FETÖ dâhil.
Muhammed bin Dahlan
üzerinden suikastlara ve
Erdoğan’ı devirmeye dönük darbe girişimlerine
destek verdi. Türkiye içinde
muhalefeti destekledi, medya ve sosyal medya ağları kurdu.
Şu anki muhalefet partilerinin birçoğunun bu süreçle bağlantıları var.
BU “U DÖNÜŞÜ” NİYE YAŞANDI?
Peki, ne oldu? Neden bu “U Dönüşü” yaşandı?
Türkiye sapasağlam yerinde durdu. Dahası, ABD ve Avrupa ile bile nüfuz savaşlarına girerek
etkinliğini
olağanüstü artırdı. Nerede?
Ortadoğu’da Afrika’da, Balkanlar’da, Kafkaslar ve Orta Asya’da, Akdeniz’de.
Çöküş
“Arap Cephesi”nde oldu.
ABD’nin, Çin tehdidine karşı güçlerini
Pasifik’e
yoğunlaştırması, Ortadoğu’da güçlerini azaltması,
Afganistan’dan çekilmesi
bu coğrafyaya bir şey söyledi:
ABD artık hiçbir ülke için gelecek güvencesi değildir.
BAE’DEN SONRA S. ARABİSTAN DA YAKINLAŞIR MI?
Bu ülkeler,
yeni ittifak
arayışlarına
girdiler.
Radikal biçimde Türkiye’ye yöneldiler.
Çünkü Türkiye onlar için tehdit değildi.
Ortaklık ve dayanışma
öneriyordu.
BAE’nin Türkiye ile yakınlaşmasının tek sebebi budur.
İşler yolunda giderse,
Suudi Arabistan’dan da aynı davranışı göreceğimizi
düşünüyorum
.
Her ne kadar tepki gösteriyor gibi görünseler de, BAE’nin başlattığı süreci çok yakından izliyorlar.
Türkiye için mesele,
Batı’nın güneyimizde kurduğu bir büyük cephenin çöküşüdür.
Bu da çok ciddi bir
ekonomik, siyasi, jeopolitik kazanım
dır.
Bunun
iç politika ve güvenlik konularına çok ciddi yansımaları olacaktır.
Erdoğan duruşu, Türkiye duruşu bir kez daha galip gelmiştir.
SİZE NE OLUYOR? NEDİR BU PANİK?

Şu anki gürültünün sebebi şudur:

Batı’nın Türkiye’ye ağır saldırılar yapmasını bekleyen FETÖ, PKK, siyasi muhalefet büyük bir umut kaybı yaşadı.
Bu bir şok dalgasıydı. Bence
paniklediler
. Tam da ekonomik saldırı başlarken bu ziyaret dalgakıran oldu. Ama esas uzun vadeli hesaplar çöktü.
İşlerin
nereye varacağını göreceğiz
. Dünya o kadar
hızlı güç kaymaları
yaşıyor ki, haftalık sonuçları oluyor. Ülkeler çok hızlı pozisyon değiştiriyor.
Ancak,
Suriye’de, Libya’da, Sudan’da, Somali’de ve birçok bölge ülkesinde bunun ciddi sonuçları olabilir. Kısa vadede içeride
sonuçları, u
zun vadede dışarıda
ki sonuçları izlemeyi öneriyorum.
TÜRKİYE İÇİN İYİ OLANI DESTEKLE, KÖTÜ OLANLA SAVAŞ!
Arap Cephesi’nde bu dönüş varken
Türkiye’nin düşmanlığı devam ettirmesinin mantığı
yoktur. Zaten düşmanlık o taraftan geliyor, Türkiye
sabırlı
hareket ediyordu.
Âkil bir devletin asil duruşu
nu izliyoruz. Tam tersi hareketler olursa da aynı devletin
“duruşu”nu tekrar görürüz.
Çünkü
Türkiye Anadolu ölçekli değil, coğrafya ölçekli, küresel ölçekli bir duruşa sahip.
Bütün hesapları böyle yapıyor. Bunu da her alanda gördük, göreceğiz. İşte durdurmak istedikleri budur.
Kişisel olarak,
Türkiye için kötü olanı eleştirir, iyi olanı desteklerim.
Gücüm yettiğince. Dar ölçekli iç politik ajanda ile bakmıyorum.
BAE-Türkiye ilişkileri güçlendiği oranda destek vereceğiz.
Ancak aynı şeyler yine olursa,
aynı sert eleştirileri
de devam ettireceğiz.
ASIL, İÇERİDEKİ CEPHE ÇÖKÜYOR.
Son bir not;
Türkiye, bu ekonomik saldırıyı aşacak.
Bunun üstesinden gelecek. Türkiye,
2023’e kadar
içeriden yapılan her türlü saldırıyı da aşacak. Bu
zihin karartma, bu körleştirme operasyonları
başarısız olacak.
Cepheler bir bir düşüyor.
Aslında içerideki cephe de düşüyor. Okuyabilene.
#Muhammed bin Zayed
#BAE
#Türkiye
2 yıl önce
-M. bin Zayed niye Türkiye’ye geldi? -BAE’ye ‘U Dönüşü’ yaptıran şey neydi? -Türkiye karşıtı Arap Cephesi’ne ne oldu?
Kim Dehak, kim Kawa? Newroz/Nevruz ne demek? Yeni bir okuma denemesi…
X’e kısıtlama an meselesi
Musevî bir yasadan Kızıl Düve miti üretmek
Sosyal çürüme yazıları 2: Her türden bağımlılıklar cumhuriyeti
Bir bu eksikti...