ABD: İran’la anlaşma sağladık.
İran: Henüz anlaşma yok.
Kaç defa bu türden açıklamalar yapıldı, kaç defa...
Görüşmeler iyi gidiyor, anlaşmak üzereyiz, anlaşıyoruz, anlaştık derken, İran her seferinde Tramp’ı yalanladı.
Bazen “henüz” kelimesine bile gerek duymadılar.
Malûm, o “henüz”ün içinde bir ışık, bir umut gizli.
“Henüz anlaşmadık ama yakında anlaşırız.”
“Henüz ateş kesmedik ama bir gün olacak.”
Yanlış değil, hiçbir savaş ilanihaye sürmez.
Sonsuz devam eden savaş ne görüldü, ne duyuldu.
Her savaş bir gün mutlaka biter.
Bu da bitecek ama ne zaman, şimdilik belli değil.
*
Savaşlar bitirmekle övünen Tramp’ın önünde seçim var.
Sonbahar gelmeden bu sıkıntıdan kurtulmak ve seçime temiz girmek istiyor.
İran ise yıpratabildiğimiz kadar yıpratalım, seçimi kaybettirelim düşüncesinde.
İran’ın istediğinin gerçekleşmesi daha muhtemel.
Tramp seçimde Demokratlara yenilebilir.
Fakat sonra ne olacak?
Tramp zayıflayınca, İran hedefe ulaşacak mı, dahası kazançlı çıkacak mı?
*
Hürmüz Boğazı meselesi görüşülen konuların ilkiydi.
Uzun menzilli füzeler, nükleer ve İran’ın el konulan varlıkları sonra geliyordu.
Anlaşma sağlanmış, imzalar atılmıştı; iki taraf da kendini galip ilan etmişti ama çok kısa sürede saldırılar tekrar başladı.
Tam bitti derken yeniden başlayan yangına benzedi.
Bugünlerdeyse saldırıların şiddeti arttı.
*
Savaşın ortasında ABD’den ilginç bir açıklama gelmişti: “Meşru müdafaa saldırıları bu bizim yaptığımız.”
Öyle tabii… Tek farkla; o tanımın başında küçük bir ibare var: Gayri.
Gayrimeşru müdafaa saldırıları demek, en doğrusu.
*
Bu zamana kadar İsrail bütün ABD başkanlarına İran’a saldırı teklifini götürmüş ve baskı yapmıştı.
Hiçbiri o tezgâha gelmezken, “barış yapıcı” Tramp hemen heveslendi.
Bir savaş daha bitirmek için yeni bir savaş başlattı.
*
Savaş başlamadan önce Hürmüz’den geçişler serbestti.
ABD şimdi Hürmüz’den geçişin tekrar serbest olmasını kazanç sayıyor.
Diğer maddeler üzerinde tekrar görüşülüp anlaşmaya varılma ihtimali aşırı zayıflamış durumda.
*
Bu tablo neye benziyor?
Nasreddin Hocamızın sattığı eşeği alan uyanık cambaz, bir hafta sonraki pazarda süsleyip püsleyip tekrar Hoca’ya satmış.
Hürmüz’de başlangıç noktasına dönmekten memnun olmanın ondan farkı yok.
ABD’ye o eşeği kim sattı? İran mı, İsrail mi? Yoksa ikisi birden mi?
Biri süsledi, biri püsledi belki de.
İran’ın ne dediğini tahmin etmek zor ama Netanyahu “Sendeki saçlar bende de olaydı vay” deyip Tramp’ı kandırmıştır büyük ihtimal.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.