Çocukluğumun Ankara’sının Eski Garajlar’ında duymuştum bu kalıbı ilkin. O esnada sarhoş kafayla gezerek taşkınlık yapan şoförler, ustalar, hatta muavinler için sessizce fısıldardı biri yanındakine “kafası güzel, alttan al.”
Ben bugün kafası güzelleri alttan alma niyetinde değilim pek. Aralarında eşim-dostum da var ama yine de hakikatin hatırı için yazacağım. Kardeşlerim kusuruma bakmasınlar.
O zaman yekten söyleyeyim: Oğuzhan Uğur’u savunma telaşınıza anlam veremiyorum kardeşler.
Mülteci düşmanlığı adı altında İslâm’a kudurmuş gibi saldıran, yanında çalıştırdığı kadına -çok özür dileyerek söylüyorum- “Seni doyuracak bir Urfalı, Diyarbakırlı amele de tanımıyorum ki” diyebilecek kadar terbiye yoksunu, depremin beşinci gününde dolaşıma soktuğu “Baraj patladı!” yalanıyla Hatay’da insanî yardım ve enkaz kaldırma çalışmalarını sekteye uğratarak bence yüzlerce candan sorumlu, Filistinlilere yalan olduğunu bile bile “Yahudilere toprak sattılar!” iftirasını atan, insanları kumarbaz bir müptezelin dolandırıcılık organizasyonuna ikna etmeye çabalarken bir yandan da devleti, milleti zayıflatmaya çalışan biridir Oğuzhan Uğur ve kusura bakmayın kardeşlerim ama kafanız güzel değilse bu adamı bir şekilde savunamaz, ince ince temize çıkarmaya uğraşamazsınız.
Varsa bir şahitliğiniz onu yazın. Bakınız içeriğine hiç katılmasam da İsmail Halis öyle yaptı. Ama siz öyle yapmıyorsunuz. “İnce görerek” temize çıkarmaya çalışıyorsunuz herifi.
Bakınız yanlış anlamayınız. Uğur “Suçludur!” demiyorum. Ona mahkeme karar verecek. Davanın safahatı gerçekleri ortaya çıkaracak. Suçlu olup olmamasından bağımsız olarak söylüyorum, bu inceden inceye Oğuzhan Uğur savununuz kabak gibi görünüyor ve çok can sıkıyor.
Can sıkmasının şöyle de bir kişisel yanı da var. Misalen Oğuzhan Uğur’u ince ince savunmanıza benzer bir desteği benden, kardeşinizden esirgemiştiniz daha 4-5 ay önce. Aramamıştınız bile. Hatta sağda solda “Ya o da amma sert konuşmuş!” falan dediğiniz de çalınmıştı kulağıma. Benden, kardeşinizden esirgediğiniz desteği şimdi “hafif tertip organizasyon da kokan” şekilde niçin veriyorsunuz Oğuzhan Uğur’a? Vallahi de ayıptır, billahi de ayıptır.
Bu, burada bir dursun kardeşlerim.
Gelelim çok tuhaf bulduğum, bizim mahallenin sekülerlere yaranmak için girdiği kompleksli dolaklardan birine. Maşallah 3 gündür manşetten inmiyor Ruhi Çenet’in “O bile kabul etti” başlıklarıyla sunulan deprem bölgesi videosu.
Hepimiz adımız gibi biliyoruz ki Çenet o videoyu, “Dur, ben deprem bölgesine bir gidip gezeyim de gördüklerimi izleyicilerime anlatayım” diyerek çekmedi. Deprem bölgesine Rıza-yı Barî gözeterek gitmedi. “İşbirliği” dediğimiz yöntemle gitti. Bir ya da birkaç kurumdan para aldı. O bir ya da birkaç kurum Ruhi Çenet’in videosu manşetleri süslesin diye bir miktar medyalama da yaptı.
Dümdüz söylemem gerekiyor ama biraz yutarak söyleyeceğim. Bu yapılan yanlıştır. Sekülerleri ikna etmek için sürekli “ne yapacağı, nereyi vuracağı belli olmayan bombalı düzenekler”le iletişim kurmak, ilişki geliştirmek, onlara para aktarmak yanlıştır. Haluk Levent’le de aynısını yapmaya çalışan kurumlar, kuruluşlar, bakanlar, bürokratlar oldu. O yolun sonu hüsrandır, çıkmaz sokaktır. İşte görüyoruz.
Kafanız güzel olabilir ama bizim alttan almaya niyetimiz yok artık. Haberiniz olsun.
Sekülerleri ikna edeceğiz diye eldeki sağlam insan kaynağının küstürüldüğünü görmemek için kör olmak icap eder vesselam.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.