İngiltere’de iktidardaki “
İşçi Partisi
” Sol kanat genç seçmenlerinin önemli bir bölümünü ve Müslüman seçmenlerini Yeşiller Partisi
’ne kaptırmıştı. Bu kayıpların sebebi İşçi Partisi’nin Gazze’de soykırım yürüten İsrail’e desteğini sürdürmesiydi. Önceki İşçi Parti’li Başbakan Keir Starmer
görevinin son aylarında Filistin Devleti’ni tanıma kararı almış, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticarete kısıtlamalar getirmiş, bazı yerleşimcilere yaptırımlar uygulamıştı.Starmer, Batı Şeria’daki Siyonist işgalci-yerleşimciler ile İsrail Hükümeti’ni ayrı tutuyordu.
Andy Burnham
ise Başbakan olmadan önce, İşçi Partisi’nin İsrail yanlısı Gazze politikası sebebiyle özür dilemişti. Ne ki Burnham’ın İsrail politikası da Starmer’den pek farklı değil.Öte yandan Burnham Özel Kalem Müdürlüğüne milletvekili olduğu dönemde “
İşçi Partisi İsrail Dostları
” grubunun başkanlığını yapan James Purnell
’i getirdi. Purnell İsrail yanlısı bir lobici olarak tanınıyor. “İsrail Lobisi” ve İşçi Partisi içindeki uzantıları İşçi Partisi eski lideri Jeremy Corybn
’in ‘Yahudi karşıtı’ olduğu iddiasıyla tasfiye edilmesinde önemli rol oynadılar.İsrail’e desteğin oy kaybettirmesi İşçi Partisi’ni İsrail’le ilişkilerini bıçak sırtında yürütmeye sevk ediyor. İsrail’in Gazze’deki soykırımına gösterilen insanî tepkileri ‘Yahudi karşıtı’ olarak yaftalayıp cezalandırma girişimleriyse partiyi zor duruma sokuyor. Geçtiğimiz Ağustos ayında 72 yaşındaki anti-Siyonist Yahudi aktivist
Tony Greenstein
’ın yargılandığı Kingston Kraliyet Mahkemesi’nde jürinin oy birliğiyle beraat ettirilmesi bu bakımdan önemli bir gelişmeydi.Amerika’da olduğu gibi İngiltere’de de genç seçmenler İşçi Partisi’nin sıkı İsrail yanlısı politikalarına isyan ediyorlar. Bu isyanın bir ölçüde caydırıcı olduğu anlaşılıyor. Nitekim Yahudi kökenli İngiliz Dış İşleri Bakanı
Ed Miliband
Cumartesi günü yaptığı konuşmada Gazze’de yaşananların korkunç olduğuna işaret ediyordu. Miliband şöyle devam ediyordu:“Az önce Gazze’yi konu alan ve orada bulunmuş, şu anda da sahada olan kişilerle yapılan toplantıdan çıktım. Ve açıkçası, orada yaşananlar korkunçtu. İnsanların bana anlattığı hikâyeler… İlaçların engellendiği, çocukların hayat kurtaracak tedaviyi beklerken öldüğü hikâyeleri. Orada olup bitenleri dinlediğinizde, Başbakanın da söylediği gibi, Birleşik Krallık hükümeti olarak harekete geçmemiz ve şimdiye kadar yaptığımızdan daha kararlı bir şekilde hareket etmemiz gerektiğini anlıyorsunuz.”
Miliband’a en şiddetli tepkiyse İsrail Büyükelçisi’nden, özür dilerim, karıştırdım, ABD’nin İsrail Büyükelçisi
Mike Huckabee
’den geldi. İsrail’in Büyükelçisi gibi davranmakla maruf, sıkı bir Hıristiyan-Siyonist olan Huckabee, yer yer Batı Şeria’daki bazı Siyonist teröristleri eleştiriyor ve bu teröristleri hem İsrail Hükümeti’nden, hem de Batı Şeria’daki diğer işgalci-yerleşimcilerden ayrı tutuyor. Huckabee’ye göre bu teröristler çok küçük bir gruptur.Huckabee’nin Miliband’ın Gazze açıklamalarına verdiği tepki ilginçti. “
X
“hesabından yaptığı paylaşımda Huckabee “İngilizler aklını kaçırmış. Hükümetlerinin Yahudi nefreti sınır tanımıyor ve gerçekleri umursamıyor
” dedi. Şimdiye kadar ki icraatlarından da anlaşıldığı gibi Huckabee’nin Büyükelçilik görevinin tek amacı İsrail’e hiçbir şekilde toz kondurmamak.İsrail Dış İşlerinden ve ABD’nin sözde İsrail Büyükelçisi Huckabee’den gelen tepkilere İngiliz Dış İşleri bakanlığı tarafından verilen cevap daha da ilginçti. Açıklamada İngiliz hükümetinin antisemitik aşırılıkçılığa karşı sert önlemler aldığı ve antisemitizmle mücadele etmek amacıyla eğitim sistemine son üç yıl boyunca yaklaşık 318 milyon sterlin harcadığı belirtiliyordu.
Gazze’deki duruma da değinilen açıklamada istatistiklere göre Gazze sakinlerinin çoğunun evlerinden edildiğine, yüzde 90’ının orta ila yüksek düzeyde gıda güvensizliği yaşadığına, her beş haneden birinin günde tek öğünle idare ettiğine, 1,6 milyon kişinin gıda yardımına muhtaç olduğuna ve binlerce kişinin hayatını değiştiren yaralarla yaşadığına dikkat çekiyordu.
Ne şiş yansın, ne kebap misali, bu açıklama İsrail’in soykırımından tek bir cümle bile etmiyor. On binlerce çocuğun ve yine on binlerce kadının ayrım gözetmeyen bombardımanlarında hayatlarını kaybetmesinden bahsetmiyor. Bu açıklamada İngiliz hükümetinin bundan sonra Gazze’ye yönelik olarak ne tür bir politika yürüteceğine dair bir şey de söylenmiyor.
Gerek bu açıklama, gerekse Miliband’ın konuşması muğlaklıkla malüldür. Zaten İngiliz politikasının öteden beri en bilinen özelliklerinden birisi de “
muğlaklık
” değil midir?
