Avrupa Birliği’nin patronu
Almanya’da, aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta seçimleri yüzde 44’le kazanması
, Avrupa’da büyük bir şoka
neden oldu. AB’nin merkezine adeta bir nükleer bomba düştü
. Eminim şu an, bütün üye ülkeler, birlik sonrası nasıl bir duruş belirleyeceklerini
, nasıl bir ulusal planlama yapacaklarını belirlemekle meşguller. ALMAN-FRINSIZ EKSENİ, AB DÜŞÜNCESİ, ÇÖKTÜ.
Eyaletten Federal yönetime yönelen yürüyüş, Almanya’nın birlik düşüncesinden ulusal politikalara dönüşünün artık geri dönülmez bir noktaya ulaştığının göstergesi. Aşırı sağın, engellemelere rağmen, bir eyalette birinci parti olması, bütün Avrupa’nın eksenini kaydıracak bir siyasi tarihin başlangıcı olacak gibi.
AfD’nin seçim zaferi sonrası yaptığı açıklamalara bakılırsa, Noel’e kadar hükümeti düşürmeyi kafalarına koymuşlar. Bu bir iç politik gelişme değil. Bu, sadece Almanya içi bir mesele değil. Avrupa Birliği düşüncesinin, inşa edilen bütün kurumların, Alman-Fransız Ekseni’nin çöküşü demektir.
BÜTÜN AVRUPA ÜLKELERİ YENİ ARAYIŞLARA YÖNELİR.
Alman-Fransız ekseninin çöküşü, Avrupa Birliği’nin çöküşü demektir. İtalya ve İspanya gibi Güney Avrupa ülkeleri, AB’den zaten umutlarını kesmişlerdi. İngiltere zaten AB’den ayrılmıştı.
Almanya’daki gösterge ve sonrası yaşanacaklar, Almanya’nın doğal çevresi dışında kalan bütün ülkeleri yeni bir arayışa yöneltecektir.
Afd’nin seçim öncesi ve sonrası planlarına, önerilerine bakılırsa, AB için çok daha kötüsü geliyor. Almanya için çok daha büyük bir değişim geliyor. Merz’in “yasaklarız” sözlerinin hiçbir karşılığı olmayacağı ortaya çıkıyor.
“AB’DEN ÇIKACAĞIZ. RUSYA İLE ANLAŞACAĞIZ.”
Ne diyorlar? “Avrupa Birliği’nden ayrılacağız. Avro’dan ayrılacağız. Rusya ile barış yapacağız, petrol ve doğalgaz hatlarını yeniden açacağız. Ukrayna savaşı Alman ekonomisini mahvetti, bu desteği keseceğiz. Bütün göçmenleri sınır dışı edeceğiz.”
Okullarda müfredatı değiştireceğiz. ‘Daha fazla Bismarck, daha az Hitler’ yaklaşımıyla okullarda Nazi döneminin olumsuz şekilde anlatılmasının önüne geçeceğiz.
“HER GÜN ULUSAL MARŞ OKUNACAK.”
LGBT bayrakları yasaklanacak, ‘vatansever eğitim’ getirilecek, okullarda her gün Alman bayrağı göndere çekilecek, ulusal marş okunacak. ‘Alman karşıtı’ olarak sınıflandırılan sanat ve kültür projelerine fon sağlanmasına son verilecek.
Bağımsız bir ‘halk polisi’ kurulacak. Aile yapısı teşvik edilecek/korunacak. ‘Cinsel çeşitlilik’ gibi konular okullardan tamamen çıkarılacak. Antifa ve bağlı tüm oluşumlar terör örgütü ilan edilecek.
Elektrikli araç kotaları kaldırılacak, elektrikli araçlara devlet desteği kesilecek. Vergiler düşürülecek, bürokrasi yükü azaltılacak, küçük şirketler desteklenecek…”
NAZİ ALMANYASI İLE AYNI İLKELERE DÖNÜŞ
Bu ve benzeri maddeler, Nazi Almanya’sı döneminin iç politikasına, dış politikasına, ekonomi politikasına, uluslararası ilişkilerine aynen dönüleceğinin işareti.
AfD lideri Alice Weidel, “İlk 100 günümde, sınırları kapatacağım, göçmenler için sosyal yardımları ortadan kaldıracağım ve Almanya'nın en büyük sınır dışı etme işlemini gerçekleştireceğim” diyor.
LİDERLERİ, YÖNETİMLERİ REHİN ALINMIŞ AVRUPA!
Almanya Başbakanı Merz, tsunami etkisini zayıflatmak için sert vatandaşlık kurallarına döneceklerini, AfD’ye de yasaklar getireceklerini söylüyor. Bence artık o aşama geçildi.
Alman ulusu, uzun zamandır devam eden lidersizlik ve kişiliksiz politikalardan bıktı ve aşırı sağa yöneldi. “Almanya için küresel kadroyu cezalandırma”ya başladı.
Aslında bu bekleniyordu, Avrupa’nın tamamında aşırı sağ yükseliyordu. ABD, İsrail ve küreselcilerin kontrolündeki Avrupalı rejimler ve yönetici kadro, giderek daha fazla nefret uyandırıyordu. Ülkeler, bu yöneticiler üzerinden rehin alınmıştı. Seçimlere katılım, umutsuzluk nedeniyle, dip yapmıştı.
İNGLİTERE BU SAVAŞI, NASIL ALMANLARA İHALE EDEBİLDİ?
Bu gelişme, tam da Rusya ve Almanya’nın savaşın eşiğine geldiği günlerde, Alman santrallerine Rus dronları düştüğü iddialarının yayıldığı dönemde, Avrupa-Rusya krizinin Ukrayna’nın ötesine taşmaya başladığı dönemde oldu. Avrupa savunması için Avrupa paniğinin zirve yaptığı dönemde oldu.
İngiltere’nin, Rusya’yı yavaşlatma amacıyla başlattığı Ukrayna savaşını Almanlara “ihale etmesi” sanırım Alman halkına kurulan en büyük tuzak oldu.
Evet, AB’nin lideri olarak Avrupa savunmasını ilk önce Almanya düşünmeli ve hazırlanmalıydı. Ama bu savaş Almanya’nın önceliklerine göre şekillenmedi ve yanlış bir yolda devam ediyor.
ALMANYA “KAYNAK ÜLKESİ” DEĞİL. ALMAN KONOMİSİNİ KURUTURLAR.
Rusya’nın “Berlin işgali” hatırlatmaları devam etse de Almanya ile Rusya’nın masaya oturması bütün Avrupa’nın sinir sistemlerini altüst edebilir. Bu da İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bütün Avrupa düşüncesini sıfırlayacaktır.
Almanya kaynak ülkesi değil. Teknolojisi, ekonomisi ne kadar büyük olursa olsun, küresel iktidar alanındaki yeni paylaşım, dağılma, Alman ekonomisini kurutur. Bırakın AB’nin mali yükünü omuzlamayı, Almanya’yı bile ayakta tutmak mümkün olmayabilir.
Şu anki yönetim kadrolarının ABD ve İsrail bağımlılığının, Almanya’yı, kendini kurtaracak yollara yönelmesine engel olduğu da açıktır.
ALMAN HALKI SİYASİ GENETİĞİNE DÖNÜYOR. İKİ “DÜNYA SAVAŞI” DA ALMAN-AVRUPA SAVAŞIYDI
Ama daha önemli, daha büyük bir kırılma Avrupa’nın kapılarına dayandı. Üçüncü Dünya Savaşı konuşulurken, Alman toplumu yeniden kendi siyasi genetiğine yöneliyor.
Milletlerin kaderi vardır ve peşini bırakmaz. Herkesin tarihine, geçmişine, siyasi kodlarına döndüğü günümüz dünyasında Almanlar da kendi siyasi genetiğine dönüyor.
Birinci Dünya Savaşı Avrupa iç savaşıydı. Almanlarla Avrupalıların savaşıydı. Başka milletlerin de katılımıyla dünya savaşına dönüştü.
İkinci Dünya Savaşı da Avrupa iç savaşıydı. Almanlarla Avrupalıların savaşıydı. Başka milletlerin katılımıyla dünya savaşı olarak yayıldı.
Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa bu da muhtemelen bir “Batı İç Savaşı” olarak çıkacak. Yine Almanlarla Avrupalıların ayrışması ile şekillenecek.
BÜTÜN MİLLETLER KORUMA ALANI, GÜÇ ALANI ARIYOR…
Naziler, Yahudi soykırımı gibi gelişmeler, bu güç savaşlarının tarihe yazılış biçimidir. Aslolan Almanya’nın ve Avrupa’nın güç paylaşımındaki krizlerdir. Aslolan Avrupa’nın, ABD’nin, Rusya’nın güç paylaşımındaki krizlerdir. Peki şu an da aynısı olmuyor mu!
Bütün dünyada uluslar kendi merkezine dönüyor. Kendi cephesine dönüyor. Ulus-üstü yapıların verdiği güvenceler, yeni küresel güç matematiğinde yeterli koruma sağlamıyor. Bu yüzden de her ülke, merkez iktidar alanını güçlendiriyor, savunma kalkanlarını güçlendiriyor, büyük fırtınaya hazırlık yapıyor.
BU SADECE “AŞIRI SAĞ” DİYE YORUMLANAMAZ.
Bu, dünyanın kaçınılmaz gerçeği artık. ABD böyle, Rusya böyle, Çin böyle, Türkiye böyle, Almanya böyle.
Aşırı sağ olmasaydı, bunu garanti eden başka bir siyasi hareket olsaydı o güçlenecekti. Dolayısıyla Almanya’daki arayış, Alman milletinin güvenli kalkanlar arayışı aşırı sağ damgasıyla açıklanamaz. Devletler güç, milletler güvenlik telaşında. Bunu vadeden hangi siyasi hareket varsa bu dönemde güç kazanacaktır.
AfD’nin “Eyaletten Federal’e” yürüyüş büyük bir engelleme olmazsa başarıya ulaşır. Ya da Almanya’nın bütün siyasi hareketleri, “oyun dışı” kalmamak için sertleşir. Dünyanın genel eğilimi budur ve böyle devam edecektir. Peki bu toplumsal siyasi eğilimin sonuçları ne olur?
AB’NİN DAĞILMASI KAÇINILMAZ! ‘KÜRESEL AKIL PAZARI’ KAPANIR…
Avrupa Birliği dağılır. Almanya kendi güç havzasını oluşturur. İngiltere kendi güç havzasını oluşturur. ABD-Avrupa ilişkileri derin bir kırılma ve ayrışma yaşar. AB’nin diğer üyeleri kendi ittifak ve ulusal savunma haritalarına döner. Türkiye ve Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında şaşırtıcı ortaklıklar kurulur.
Her şeyin özeti şudur: Çok büyük güç kırılmaları, çatışmaları yaşanıyor. Devletler, milletler, siyasi hareketler de buna göre yeniden şekil alıyor. Artık “küresel akıl”, “dünya vatandaşlığı” gibi süslü cümleler, çokuluslu sözleşmeler, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa merkezli “değer” pazarı kapanmıştır. Herkes kendi haritasına dönecek.
PEKİ ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI NASIL ÇIKACAK?
İşte tam da böyle zamanlarda iki dünya savaşı yaşadık. Üçüncü Dünya Savaşı söylemleri, Rusya-İngiltere, Rusya-Almanya, İsrail saldırganlığı, ABD-İran savaşı gibi krizlerden patlamaz. Bu büyük güç çatışmasından, hesaplaşmasından patlar.
Dünya şu an böyle bir atmosferi yaşıyor. Güç normal yollardan, adil bir şekilde, milletlerin doğru temsiline dayanacak şekilde paylaşılamazsa bu büyük fırtına kaçınılmazdır.
TÜRKİYE GİBİ, “YILDIZLAŞAN ÜLKELER”E BAKMAK. ZAMANI VE GELECEĞİ DOĞRU OKUMAK.
Kaçınılmaz olan gelecek şu: Her ülke kendi savunma hattına, korunma hattına çekiliyor. Almanya’daki aşırı sağ yükselişi Alman ulusunun güç arayışıdır.
Her millette aynısını göreceğiz. Öyleyse ezberlere göre konuşma dünyası bitti. AB bitti. Avrupa birlik olarak çöktü. Türkiye gibi, yükselen ülkeler daha da yıldızlaşacak.
Zamanı ve geleceği doğru okuyanlar, erken konuşsalar da yanılmayacak. İkinci Dünya Savaşı sonrası hafızası ile hareket edenler, bu yeni dünyada kaybedecek.

