Yazarlar İmparatorluğun çöküşü ABD küreselleşmesi bitti Kendi içinde yerelleşme çatışmalarına hazır olun

İmparatorluğun çöküşü.. ABD küreselleşmesi bitti. Kendi içinde yerelleşme çatışmalarına hazır olun.

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül gazete Yazarı

ABD’nin küresel imparatorluk yolunda önüne çıkan her ülkeye uyguladığı “rejim değiştirme” yöntemi, ABD yönetiminden dijital şirketlere, sosyal medya kuruluşlarına geçti.

Artık bu kuruluşlar, çokuluslu hegemonlar ülkelerin içişlerine karışacak, beğenmedikleri liderlere savaş açacak, ülkelerin siyasi sistemleri ile oynayacak, toplumları infiale getirecek yayınlarla insanlığa patronun kim olduğunu göstermeye çalışacak.

Dijital faşizm çağına mı girdik?. Kitleler devletlere mi sığınacak?

Dijital faşizme kapıları açan bu yeni çağ, muhtemelen, devletlerle çokuluslu şirketlerin hesaplaşmasına tanık olacak. Kitleler, bu şirketlerin bencilliğinden ve yeni sömürü düzeninden, vahşi hesaplarından, köleleştirme projelerinden kaçıp sığınacak yer arayacak.

Çünkü devletlerin kitlelerle kurduğu ilişki, çoğu zaman sorunlu olsa da, bu şirketlerin bencilliğinden, açgözlülüğünden, sorumsuzluğundan daha erdemli bir geleneği, değerler sistemini temsil ediyor.

Öyle bir zaman gelir ki, özgürlük, haklar gibi değerler üzerinden pazarlanan yeni vahşi düzene karşı kitleler, devletleri bir sığınak olarak görebilirler.

ABD ifade özgürlüğü 6 Ocak’ta Kongre binasında tarihe karıştı.

ABD’nin on yıllardır bütün dünyadaki askeri müdahalelerine kılıf yaptığı “özgürleştirme”, “özgürlük getirme” söylemi kendi topraklarına döndü. Bu ifadelerin kendi içyapısında kullanılacağını kimse tahmin edemezdi. Ama oldu. İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, 6 Ocak’ta Kongre binasında son buldu.

ABD’nin ve Batılı dünya düzeninin “dokunulmaz” gördüğü demokratik seçimlerin yapılması, sandık sonuçlarına göre iktidarın el değiştirmesi, düzenin işlemesi 13 Kasım seçimleri ile son buldu.

Muhtemelen 20 Ocak’ta bunu çok daha net biçimde göreceğiz. İktidar parçalanmasının, toplumsal bölünmenin, bütün siyasi söylemlerin aşınmasının, kitlelerin tahammülsüzlüğünün, federal sisteme güvensizliğin, ABD içinde yerelleşmenin çarpıcı örneklerine tanık olacağız.

ABD küreselleşmesi bitti. Kendi içinde yerelleşme çatışmalarını izleyeceğiz.

21. yüzyılın başında tek yanlı bir küresel imparatorluk projelendiren, uluslararası sistemi ve güç haritasını buna göre şekillendirmeye çalışan, bu uğurda büyük askeri operasyonlara girişen, yükselen rakiplerini acımasızca bastırmaya çalışan ABD’nin küreselleşme serüveni bitti.

Dünyayı etkisi altında alan güven, itibar, imaj zaten yerle bir olmuştu. Artık ABD’nin kendi içinde yerelleşmesini, bu yerelleşmenin politik çatışmalarını izleyeceğiz.

Güç Atlantik’ten çoktan dağılmıştı. Yeni ağrılık merkezleri zaten oluşuyordu. Dünyanın artık merkezi yok. Sömürgeciliğin ve “Coğrafi Keşifler”in başlangıcından bu yana, Batılı dünya gücü ilk kez bu kadar büyük sarsıntı yaşıyor. ABD rüyası da, Avrupa Birliği ortak ideali de sona ermek üzere.

Silahınızı alıp Washington’a gelin! Bu “iç çatışma” olarak tanımlanır..

Dünyanın yarısını savaş alanı ilan eden ülke, adeta kendi iç savaşına hazırlanıyor. Toplum öyle bir keskin bölünme yaşıyor ki, insanlar silahlarıyla birlikte Washington’a, Başkent’e çağrılıyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir söylem açıktan dile getirilemez. Getiriliyorsa o ülkedeki durum “iç çatışma” olarak tanımlanır. Sivil alanın silahlanıp Federal Başkent’e yürümesinin geri dönüşü yoktur. ABD için, çıkılan bu yoldan geri dönüş çok zor hatta imkânsızdır. Belki zaman uzar ama sonuç buraya gelecektir.

Bu düşünceyi sadece ABD’ye bakarak söylemiyorum. Dünyadaki yeni güç arayışlarına, oluşumlara, bölgeselleşmelere, siyasi ve ekonomik ajandalara, her alanda Atlantik’in gücünü kırmaya dönük çoklu hesaplara bakarak söylüyorum.

ABD’nin en büyük korkusu kendisidir!

Eski dünya yükselirken Batı gerileme dönemine çoktan girdi. Yavaş ya da hızlı, tedrici ya da sarsıcı, dünyanın gideceği yer burasıdır. Kongre binasına birkaç yüz kişinin girmesi, anında “darbe” olarak nitelendirildi.

Bu kadar çabuk ve bu kadar keskin bir tanımlama sadece “büyük bir korku”yu açığa çıkarır. ABD, kendisinden korkar hale geldi. Sanırım önümüzdeki dönemde çokça “iç tehdit” söylemi dinleyeceğiz.

Görülmemiş sansür, linç ve kendi başkanını tehdit ilân eden ülke…

Nüfusun yarısının oyunu alan bir adam tecrit ediliyor, sansürleniyor, söz söylemesi engelleniyor, azledilmek isteniyor hatta öldürülmesine bile muhtemel bakılıyor. Görülmemiş bir linç ve acımasız bir tasfiyeye maruz bırakılıyor. Ve bütün bunlar, yine demokrasi ve ifade hürriyeti söylemi ile pazarlanıyor.

Bütün sosyal medya iletişim aygıtları kendisini susturuyor. ABD’ye başkanlık etmiş bir adam, daha başkanlığı bitmeden “ABD düşmanı” ilan ediliyor. İç çatışmanın tarafı olarak gösteriliyor. Bunu Trump’ın kişiliğinden bağımsız düşünün. Bugüne kadar tanık olduğumuz şeyler, vahim sonuçlara varmamız için yeterli.

Biden: Kaotik, skandallarla dolu bir yeni dönem başlıyor.

Şunu ekleyeyim: Biden dönemi ABD tarihinin en sancılı, en kaotik, en belirsiz ve skandallarla dolu dönemi olacak. Çokuluslu iktidar aygıtları fena halde çuvallayacak. Ama içerideki tehlikeyi dışarıya taşıyarak hafifletme girişimleri hız kazanacak.

Amerika’nın sonsuz gücüne iman etmişler, her ne kadar umutlarını korusa da, artık en büyük tartışmamız ABD iç çatışmaları olacak. COVID-19 salgını bittiğinde dünyanın birçok bölgesi hızla öne atılırken ABD ve Avrupa’da iç gerilimler öne çıkacak.

“İmparatorluğun çöküşüne” tanık oluyoruz.

21. yüzyıl için “Yeni Amerikan İmparatorluğu” ilan edenler, kendi ülkelerini bir arada tutamaz hale geldiler. Biz de “bir imparatorluğun çöküşüne” tanık oluyoruz.

Artık ABD iç çatışmalarının dünyaya, Türkiye’ye nasıl yansıyacağını tartışmanın zamanı gelmiştir. Çünkü başlarını kaldırdıkları an ilk bakacakları ülke Türkiye olacaktır.

Olsun. Biz hazırız.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.