Yazarlar Türk basını Başkanlık sistemine neden direniyor?

Türk basını Başkanlık sistemine neden direniyor?

Kemal Öztürk
Kemal Öztürk Gazete Yazarı

Başkanlık sistemi tartışmaları Türkiye’nin bir değişim ihtiyacından kaynaklanır. Rahmetli Turgut Özal döneminde de aynı tartışma yaşandığını yaşları müsait olanlar çok iyi hatırlayacaktır. O zaman da ülke çok ciddi değişim yaşamış, sıkıştığı siyasi kalıpların, dünya ile rekabet için uygun olmadığı söylenmişti. Başkanlık ve eyalet sistemi tartışmalarında o zaman da Türk basını çok ciddi bir direnç göstermiş ve Rahmetli Özal’ı eleştirinin merkezine oturtmuştu. Hatırlayın, O’nu da da kavuk ve kaftanla çizmiş ve alaya almaya çalışmışlardı.

İki suni korku: Padişahlık ve Kürt devleti

Direncin başını çeken ve neredeyse kedini bu direnişe adayan köşe yazarları, o dönem iki suni korku üretti:

Bir, ‘başkanlık sistemi gelirse padişahlık geri gelir’ diyerek Laik ve Kemalist kesimi; iki, ‘eyalet sitemi olursa ülke bölünür, Kürt devleti kurulur’ diyerek milliyetçi kesimi korkutmaya çalıştılar. Sonunda bu konuyu korku ve evhamla o kadar beslediler ki bir tabuya bile dönüştürdüler.

Bugün Türkiye Özal sonrası en büyük değişim ve dönüşümü yaşarken aynı tartışma yeniden alevlendi, yeniden Türk basının bir kısmı direnişe geçti. Argümanların hepsi, yine tabuya dönüştürmek istedikleri iki konuya sıkıştı: Padişahlık ve Kürt devleti.

Yeni Cumhurbaşkanlığı kompleksini ısrarla saraya, Erdoğan’ı padişaha benzetme çabaları, önceki dönemde zihinlere ektikleri korkuları ve alayı canlandırmak amacını taşıyor. Çözüm süreci ilerledikçe, yapılan provokasyonlara sarılıp ‘ülke elden gidiyor, parçalanıyoruz’ yayınlarının sebebi de yine bilinç altı korkuları körüklemek.

Medyadaki direniş cephesi

Türk medyası eski Türkiye’nin çarpık düzenini geri getirmek için bir savuna hattı kurmuş gibi, ortak cepheler oluşturuyor. Bu direniş cephesinde, Türk siyasetinin değişime direnen partileri, ülkesine yabancı sermayesi, nereden beslendiği belli olmayan baskı grupları var.

Medyada tartışma şaşılacak derecede agresif, seviyesi düşük bir üslupla köpürtülüyor. Neden? Aslında kamu yönetimi, sosyoloji ve siyaset biliminin terminolojisiyle düzeyli bir tartışma yapacakken, neden korkular, tabular, evhamlar, suçlamalar ve komik padişahlık illüstrasyonlarıyla mesele tartışılıyor.

Bunun üç sebebi var:

1. Türkiye’de medya değişim, reform ve yeniliğe direnen en köhne kurumdur.

2. Bu tartışmaları domine eden, yöneten ve seviyesini düşüren medya yöneticileri, köşe yazarları hep aynı kişilerdir ve Özal döneminden beri değişmemiştir.

3. Türk medyası içten içe çürümüş, kalitesizleşmiş, bir çöküşün eşiğine gelmiştir. Yaşayacağı depremi kabullenmek yerine, suni tartışmalarla gerçeği ertelemeye çalışıyor.

Ciddi krizi kimse konuşmuyor

Medyanın içinde yaşanan ciddi bunalımı, geri gidişi hatta çöküşü kimse konuşmak istemiyor. Hasta olduğunu kabullenmeyen ve ısrarla bunu konuşmayı reddeden huysuz hastalar gibi, başka konuları gündemde tutarak hastalığını geçireceğini zannediyor. Kendi sayfalarını ve ekranlarını bu tartışmaya açmadığı için de kimse olanların farkında değil.

Oysa kapanan gazeteler, işten çıkartılan gazeteciler, ödenemeyen maaşlar, her gün eriyen tirajlar, artan maddi zararlar, kaybolan itibar ve güvenilirlik medyanın son yılların en büyük krizini yaşadığını gösteriyor.

Yıllardır gazetelerin ve televizyonların köşe başlarını tutmuş, hiçbir zaman bu gücü elinden bırakmak istemeyen, dünyayı ve Türkiye’yi anlamayan bir kadro yüzünden can çekişiyor medya. Siz bakmayın yayın yönetmenlerinin değiştiğine, köşe yazarlarının başka yerlere transfer olmalarına. Medyanın kendine ait bir “cemaati” vardır, o cemaatin kendine özel akaidi, kuralları, müritleri, sempatizanları ve şeyhleri vardır. Nereye giderse gitsinler, hepsi birbirini takip eder ve kurdukları düzenin devam etmesini sağlarlar. Her boşalan pozisyona cemaatin bir üyesinin getirilmesi için eşsiz bir sistem kurulmuştur. Böylece ne kadar yönetici değişikliği olursa olsun, medyada köhne, etikten yoksun, acımasız sistem değişmeden devam eder.

Daha büyük tehlike

Lakin işin sonunda geldik. Bu kadar zarar eden bir sektörün daha fazla direnmesi mümkün değil. Beni korkutan daha önemli şey ise, dünyayı ve Türkiye’yi anlayan, dürüst, işinin ehli yeni gazetecileri yetiştirmek için yeni çabaların olmaması.

Twitter.com/kemalozturk2020

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.