
Diyelim ki, Türk ekonomisinde döviz kurlarının sürekli dalgalanmasının önemli gerekçelerinden birisini Türkiye’nin cari açık sorunu oluşturmakta. Bu arada, kamu kesiminde bütçe sorunu ve kamu borç stokuna bir şey denemiyor; çünkü, mali disiplin ile, ‘birileri’nin elinden Türkiye aleyhine bu konuların kaşınması imkanını aldık. Küresel petrol fiyatları en az yüzde 50 gerilemiş; pek çok küresel emtia (hammadde, ara mamül) fiyatı gerilemiş; yani, Türkiye’nin ithalat maliyetlerinde iyileşme söz konusu. Bu yıl, Türk ekonomisi yüzde 4 büyüse bile, Türkiye’nin cari açığının 55-60 milyar dolara yükselmesine sebep olabilecek bir tablo ortada yok iken, ‘mart ayında kriz olacak’ iddiası ne ola ki?
Üniversite sömestr tatiline girince, aylardır doğru dürüst sohbet edemediğimiz finans sektörü profesyoneli dostlarımızla çay-kahve şansımız oldu. Bu sohbetlerde bana yöneltilen sorulardan birisi şu oldu: aralık ayında kimi ABD menşeli finans kurumlarının çalışanları, Türkiye’deki muhataplarına önümüzdeki mart ayı için Türkiye’de büyük bir kriz beklediklerini belirterek, tanıdıkları herkese döviz ve dolar almaları önerisini aktarmalarını belirtmişler. Her yılın ekim-aralık döneminde, bir sonraki yıl için Türk ekonomisinin olası bir krizle karşı karşıya kalma riski, böyle bir riskin olup olmadığı noktasında artık şahsımı manen yoran sorulara muhatap olmaktan muzdarip olduğumdan, önce böyle bir dedikoduyu doğal karşıladım.
Ama, bu dedikodunun New York merkezli olarak dile getirilmesi, bir kaç saniye sonra, Türk ekonomisinin her yıl ‘kriz muhabeti’ne konu olmasının dayanılmaz anlamsızlığından daha farklı bir anlama sahip olabileceği izlenimi vermeye başladı. Oturup düşündüm; Türkiye ekonomisinin makro verilerinde belirgin, rahatsız edici, endişe edici hiç bir emare, hiç bir sinyal yok iken, ‘mart ayında ağır bir kriz’ iddiası neye dayalı olarak çıkıyor olabilir? Acaba, uluslararası derecelendirme kuruluşlarından birisi Türkiye’nin derecelendirme notunu mu indirecek? Uluslararası alanda bizim bilmediğimiz, nedense hep New York veya Londra’nın önceden bildiği yakıştırması yapılan bir ‘siyasi kriz’ iddiası mı, artık döviz kurlarının dalgalanmasına yönelik bu manipülasyona dur demek için daha ciddi bir çalışma yapmamız gerekiyor.
Siyaset bilimi alanının uzmanlarının, Soğuk Savaş döneminden bu yanaki gelişmeleri de gözlemleyerek, şu tespitleri meşhurdur: “ABD’de siyasi yönetimi, iktidarı sallamak istersen, bunun yolu işsizlik ve benzin fiyatlarından; Avrupa’da enflasyon ve ağır durgunluktan; Türkiye ve coğrafyasındaki 1. ve 2. kuşak komşu ülkelerde ise döviz kurlarındaki dalgalanmadan geçer”. İran’da Ahmedinecat Yönetimi’nin sonunu getiren en önemli gelişmelerden birisi, resmi kur ile Tahran Kapalıçarşısı’ndaki kur arasındaki farkın 2,5 katına çıkması oldu. Rusya ambargolarla boğuşurken, dolar-ruble kurunu 39 rubleden 80 rubleye taşımaya çalıştılar.
Türkiye’de de iktidarı oluşturan partilerin seçimlerden nasıl yenilgiyle çıktığını, nasıl seçim barajını bile geçemeyecek hale geldiklerini hatırlamaya çalışın; hem döviz kurları ile ilgili büyük dalgalanmaları ve bu dalgalanma sonrasındaki kritik düzeydeki ‘kriz’ algısını ve ardından patlak veren derin ekonomik krizleri göreceksinizdir. Türk ekonomisinde döviz kurlarıyla ilgili oynaklığın sürekli taze tutulmasının, her ciddi siyasi kriz döneminde döviz kurlarının ciddi dalgalanmasının arkasında böyle bir manipületif saik olduğu unutulmamalı. Ne acıdır ki, döviz kurlarıyla ilgili yerleşmiş olan bu endişeye bağlı olarak Türk halkı, halen bankalarda 140 milyar doların üzerinde döviz mevduatı tutuyor. 2012 sonundan 2014 sonuna, Türk halkına “Gezi Parkı” ve “17-25 Aralık” süreçleriyle 20 milyar dolar daha döviz mevduatı aldırıldı. Önceki yazılarımda vurguladığım gibi, döviz konusunu masaya yatırmamız gerekiyor.
Bu arada, dün açıklanan ABD ocak ayı tarım dışı istihdam yine beklenenden iyi geldi. Üstüne üstlük, geçen aralık ayı verisi de yukarı doğru revize edildi. Tarım dışı istihdam artışı son 17 yılın en dik üç aylık yükselişini kaydetmiş durumda. Tarım dışı istihdam 228 bin beklenirken, 257 bin arttı ve aralık ayı verisi de 329 bin kişi olarak düzeltildi. Bu gelişmeyle, dolar tüm önde gelen para birimleri karşısında sıçradı ve euro-dolar paritesi 1,1450 dolardan 1,1350 dolara gerilerken, dolar-TL kuru da 2,47 TL ile yeni bir rekor kırdı. Tekrar ediyorum, bizim döviz kurlarındaki bu dalgalanmayı daha ciddi masaya yatırmamız gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.