Yazarlar Bireysel tasarrufları teşvik edici düzenlemeler

Bireysel tasarrufları teşvik edici düzenlemeler

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı
Abone Ol Google News

İçinde bulunduğumuz ay içerisinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Uzmanı Egemen Eroğlu ve uzman yardımcısı Merve Demirbaş Özbekler tarafından hazırlanan, TCMB’ye ait “Merkezin Güncesi” isimli blog sayfasında yayınlanan bir çalışma dikkatimi çekti. “Bireysel tasarrufları teşvik edici düzenlemeler ne kadar etkili?” başlıklı çalışma 2016 yılından bu tarafa devam eden bireysel tasarrufları artırmaya yönelik çabaların çıktılarını göstermek açısından önemli bilgilere yer veriyor. Bu kapsamda rakamlara kısaca göz atalım.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : Bireysel tasarrufları teşvik edici düzenlemeler
Haber Merkezi 23 Şubat 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Bireysel tasarrufları teşvik edici düzenlemeler yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


TEŞVİKLER SONUÇ VERİYOR ANCAK YETERLİ Mİ?

Çalışmadan elde edilen bilgiye göre; tasarrufların artırılmasına yönelik olarak desteklenen çeyiz veya konut hesabı bulunan kişi sayısı 2018 sonu itibariyle 36 kişi olarak hesaplanıyor. Buradaki toplam birikim 175 milyon TL düzeyinde gerçekleşmiş durumda. Bunun 106 milyon TL’si konut hesabında iken 69 milyon TL’si de çeyiz hesabında toplanmış. Hesapların bu kadar kısıtlı kalmasında sisteme girerken 24 yaşından gün almamış bireylerin 27 yaşından önce evlenmesi şartı koşulduğu için vadenin görece olarak oldukça kısa gerçekleşmesinin ana etken olduğunu ifade edebiliriz. Uzmanların bu noktadaki önerisi ise bankaların bu ürünlerin tanıtımına biraz daha ağırlık vermesi yönünde.

Bir diğer enstrüman olan Otomatik Katılımlı Bireysel Emeklilik Sistemi (OKBES) tarafında ise işler biraz daha iyi görünüyor. Daha önceden bireysel emeklilik sistemine (BES) katılan bireylerin 2016 yıl sonu itibariyle ödedikleri katkı payı tutarı 44 milyar TL seviyesinde iken OKBES’in başlamasının ardından bu rakam 62 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Otomatik katılım mekanizması ile beraber sistemdeki sertifika sayısında belirgin bir artış var ancak katılımcıların bir kısmının sağlanan cayma hakkından faydalandığı da gözlemleniyor.

Türkiye’de yatırım araçları içerisinde en çok tercih edilenlerden birisi olan fiziki altın talebinde ise, altınların yastık altında kalması neticesinde kayıtlı tasarruf miktarının reel olandan az görünmesine neden olan bir tablo var. İşte bu amaçla yastık altındaki altınların kayıt altına alınmasını hedefleyen “Altına Dayalı Menkul Kıymet İhraçları” incelendiğinde üç ihraç döneminde 6,5 ton altın toplandığı görülüyor. Güncel rakamlara göre bu kabaca 1,3 milyar TL’lik bir birikim anlamına geliyor. Oysa Türkiye’de yastık altında 3-4 bin ton altın olduğu tahmin ediliyor. Bu bakımdan bu ihraçların etkisinin oldukça sınırlı olduğunu ifade etmek yanlış olmaz.

Elbette bu teşviklerin önemli etkileri var ve önümüzdeki dönemlerde görmeye de devam edeceğiz. Ancak şu ana kadarki gelişmelerin bu etkilerin oldukça sınırlı kaldığını gözler önüne seriyor.

RAKAMLARDA BANKACILIK VE KATILIM BANKACILIĞININ ETKİSİ VAR MI?

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında “Emeklilik fonları mevduat faizlerini yükseltiyor mu?” başlıklı BES’te toplanan paraların nasıl faizi yükseltecek şekilde kullanıldığını kaleme almıştım. Tasarrufları artırarak faizleri düşürmesi beklenen sistem, emeklilik fonlarının politikaları neticesinde faiz rekabetine neden oluyor ve bunun neticesinde mevduatı kendi bankasında isteyen bankalar faizi yükselterek daha cazip olmaya çalışıyor. Bu uygulama aynı zamanda mevduat faizlerinin de yükselmesine neden oluyor. Bu konuyu yeniden açmayacağım. Detayları daha önce sizlerle paylaşmıştım. Benim bugün dikkat çekmek istediğim konu daha başka. Özellikle Anadolu’da birikimlerini faizli bankacılık sisteminden uzak tutmak isteyen ve bu nedenle de tasarruflarını yastık altı altın, gayrimenkul ve dövizde tutan önemli miktarda yatırımcı var. Bu tasarruf sahiplerinin temel motivasyonu faizden kaçmak. O halde onlara faize bulaşmayan bir model sunmak gerekiyor. Elbette böyle modeller var ancak onların da faizli sistemle hareket eden bankanın içinde olması buraya olan talebi negatif yönde etkiliyor. Bu noktada katılım bankalarının da üzerine düşen rolü yerine getirdiğini söylemek çok mümkün değil. O halde daha ikna edici bir katılım bankacılığı sisteminin inşa edilmesi konusu göz ardı edilmemelidir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.