
ABD, II. Dünya Savaşı’ndan sonra hiç vakit kaybetmeden diğer ülkeleri finansal olarak kontrol etmek amacıyla Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nı kurmuştu. Böylelikle Soğuk Savaş dönemine özgü olarak ortaya çıkan ve nükleer silahlar üzerinden tesis edilen dehşet dengesinin bir benzeri finansal piyasalar için oluşmuştu. Artık Dolar’ınızın olması da olmaması da büyük sorundu.
II. Dünya Savaşı, Altın Standardının kalkması ve Soğuk Savaş’ın ABD lehine sonlanması ABD’yi tek kutuplu dünyanın baş aktörü haline getirdi. Tabii bu arada diğer ülkeler çoktan rezerv olarak Dolar tutmaya ve bu rezervleriyle ABD tahvillerine yatırım yapmaya başlamıştı bile. Diğer ülkeler farkında mıydı bilinmez ama bu şekilde izledikleri finansal politikalar ABD ekonomisini finanse eden bir modelin de özüydü. Çünkü ABD bir yandan tüm finansal piyasalara yüksek miktarda döviz pompalıyor, diğer yandan onlara silah satıyor, ellerindeki Dolar rezervleri ile ABD tahvili almalarını sağlıyordu. Halihazırda IMF ve Dünya Bankası politikaları da Dolarizasyonu zorunlu kılıyor böylelikle bu ülkeler de belki farkında olmadan ABD’nin kendilerine karşı kullandığı silahlar da dahil olmak üzere ABD savaş sanayiini finanse ediyordu.
IMF ve Dünya Bankası’nın politikaları yarım yüzyıldan fazladır bir yandan Dolarizasyona hizmet ederken diğer yandan da ABD’nin dolar üzerinden temel kreditör olarak diğer ülkeleri “Dolar borcu – Dolar Rezerv Para – ABD tahvili alma” çevrimine sokmasına yardımda bulunuyor.
Uluslararası hukuk ABD’nin bir küresel aktör olarak geçmişte sıkça başvurduğu bir kavramdı. Aslına bakarsanız tek kutuplu dünya düzeninde ABD, uluslararası hukuku (zaten çerçevesini kendisi belirlediği için) lehine şekilde çok iyi kullandı. Ancak bugün gelinen noktada dünya tek kutuplu değil. Tam tersine 6-7 kutuplu bir hale gelmiş durumda ve ABD’nin çerçevesini belirlediği uluslararası hukuk bu kez kendi politikaları önünde engeller oluşturmaya başladı. Bu yüzden ABD pervasızca bu hukuku hiçe sayıyor.
Dahası IMF gibi kurumlar da kuruluş amaçlarının dışında hareket edecek kadar risk alabiliyorlar. Örneğin Ukrayna’ya IMF tarafından verilen son krediler incelendiğinde karşımıza çıkan gerçekler, ABD’nin IMF’yi Rusya ve Çin gibi ülkeleri finansal olarak izole etmek için nasıl kullandığını gösteriyor.
IMF kurallarına göre; bir ülke başka bir ülkeye olan borcu yüzünden temerrüde düşmüşse kredi tesisi yapılamazken Ukrayna, Rusya Ulusal Varlık Fonu’na olan borcunu ödemediği halde kredi alabilmişti. Peki IMF neden kurallarını değiştirdi? Her ne kadar Soğuk Savaş bitse de ABD ile Rusya arasındaki rekabette Ukrayna’ya finansal olarak destek verilerek Rusya karşıtı cephenin genişletilmesi bu şekilde sağlanmış olabilir miydi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.