Yazarlar İstanbul yarım konsantrasyonla yönetilemez Ekrem İmamoğlu kararını şimdiden açıklamalı

İstanbul ‘yarım konsantrasyonla’ yönetilemez. Ekrem İmamoğlu kararını şimdiden açıklamalı

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İstanbul’da önceki akşam eğlenceli şekilde başlayan kar yağışı, birkaç saat geçtikten sonra kelimenin tam anlamıyla kâbusa dönüştü.

Habercilerin “Beyaz afet” dedikleri şey gerçekleşti.

Biz burada, Ankara’dan İstanbul manzaralarını uzaktan uzağa izlerken, saatler ilerledikçe keyfimiz, uykularımız kaçtı.

Yollarda kalan arabaları, arabalarını terk eden insanların kardan adama dönmüş hallerini görünce, telaşa kapıldık.

Allah korusun, kar yağışı ve tipi birleştiğinde o yollarda kalan insanlar büyük bir felaketle karşılaşabilirdi.

İstanbul gibi bir megakentin böyle zamanlarda bütün sıkıntılarına yetişmek tabii ki mümkün olamaz.

Ancak herkes şu soruyu kendisine bir sorsun:

Pazartesi akşamı izlediğiniz o görüntülerin bir benzerini;

Dün, ana caddelerden ‘araç kurtarma’ savaşının yaşandığı o görüntüleri İstanbul, en son ne zaman yaşamıştı acaba?

Bir benzerlik kurmak için, en erken 1987 kışına kadar gitmek gerekir.

Peki, günümüzde İstanbul, o kadar imkâna rağmen böylesi bir ‘çaresizlik’ halini yaşamışsa, “Demek ki işin içinde bir yönetim zafiyeti var” diye düşünmeniz doğal değil midir?

PROBLEMİN BÜYÜKLÜĞÜ KOORDİNASYON EKSİKLİĞİNDE

Pazartesi akşamı olup bitenleri analiz edebilmek için AK Parti döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetiminde bulunmuş, geniş bir belediyecilik tecrübesi olan, hakkaniyet ölçüsünü de koruyabildiğini bildiğim bir ismi aradım, “Eksik kalan neydi”, “Neden böyle oldu” diye sordum.

Dinlediklerimi sizlere aktarayım:

-Bu süreç Meteoroloji ile çok yakın koordinasyon halinde yürütülmeli ve kar yağışından üç gün önce, yağış uyarısı yapılan yerlere tuz aktarmaları yapılmalıydı.

-Meteoroloji'nin verileri doğrultusunda, ‘tuz nöbetleri’ başlamalıydı.

-Diyelim saat 17’de kar yağışı başlayacak ise, 16’dan itibaren tuzlamalar yapılmaya başlanır.

-Bu şekilde yapılmış olsaydı, trafik akışı bir şekilde sağlanırdı.

-Tuzlama kardan önce yapılır. Sonrasında yollara girilemedi. Tuzlama araçları yolda kaldı. Yolda kalınca var olan araçlar da kullanılamadı.

-Bunlar yapılmayınca, koordinasyonsuzluk olunca, sonradan tıkanan yerlere nasıl gideceksin?

Doğru soru bu.

Doğru zamanda doğru adreslerde ihtiyaç duyulan tuzlamayı yapamazsanız, iş işten geçtikten sonra o yolları nasıl açık tutacaksınız?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 35 bin ton tuz kullanıldığını dile getirerek bu konudaki ihmal suçlamalarını reddediyor.

Ancak meselemiz, ne kadar tuz kullanıldığı meselesi değil, o tuzun doğru bir koordinasyonla doğru yerlerde kullanılıp kullanılmadığı meselesi.

HERKES KADİR TOPBAŞ’I HATIRLADI

Pazartesi akşamı ‘bereket getirir’ diye sevindiğimiz kar yağışının, İstanbul için afete, afet demesek de büyük bir çileye dönüşmesiyle insanların aklına rahmetli Kadir Topbaş geldi.

O olsaydı, böyle olmazdı diye düşündü çoğunluk.

Eski bir İstanbul sakini olarak hem kendi hafızamı yokladım, hem de yukarıdaki değerlendirmeleri yapan isme eski dönemleri sordum.

Kadir Bey, günler öncesinden AKOM’da yerini alır, Meteoroloji'nin verileriyle belediye imkânlarını etkili bir şekilde birleştirir, bu şekilde İstanbullunun büyük çileler yaşamasının önüne geçilirdi.

Haksızlık yapmayalım.

İmamoğlu’nun sosyal medya paylaşımlarından, kendisinin yoğun kar yağışının olduğu 24 Ocak’ta, bir sabah, bir de akşam AKOM’a gittiği anlaşılıyor.

(Dün çıkan haberlere göre, İngiltere Büyükelçisi ile saat 18.00'de balıkçıda buluşuyorlar)

Kendisi, sabah 10.02’de yaptığı paylaşımda “Ekiplerimiz 7/24 sahada. Karla mücadele çalışmalarımızı denetlemek için AKOM’dayım” demiş.

Bir de akşam 21.34’te (İş işten geçtikten, ana arterlerin büyük bölümünde tuzlama yapılamadığı için binlerce aracın içindekilerle birlikte yol ortasında mahsur kaldığının anlaşılmasından sonra) AKOM’dan görüntü veriyor.

İMAMOĞLU İSTANBUL’UN YÖNETİMİNDE NEDEN YETERSİZ KALIYOR?

İstanbul’un son 2,5 yıl içinde karşı karşıya kaldığı problemlerin bir yerinde, Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun aklının yarısının başka yerlerde olması var.

Seçildiği günden bu yana kendisinin verdiği görüntü, İstanbul’u bir ‘atlama taşı’ olarak gördüğüne işaret ediyor.

Zihnini İstanbul’dan çok, Cumhurbaşkanı adaylığı meşgul ediyor.

İstanbul’da bir hikâye yazarak, bir iz bırakarak daha yukarıları hedeflemekten çok, İstanbul’u kendisi için geçici olarak ‘tahsis edilmiş’ bir görev sahası gibi görüyor.

Bu da, İstanbul’un yönetiminde maliyeti halka yansıyan ciddi zafiyetler üretiyor.

O yüzden bana kalırsa Ekrem Bey tercihlerine göre şuna şimdiden bir karar vermeli.

Cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmeyecekse İstanbul’u şimdiden bırakmalı.

Adaylıktan vazgeçecekse, bunu herkese “Evet adaylıktan vazgeçmiş” dedirtecek bir tonda dile getirmeli.

Zira bu son yaşananlardan sonra, İstanbul’un yarım konsantrasyonla yönetilebilecek bir şehir olmadığını kendisi herkesten daha iyi anlamış olmalı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.