Yazarlar Muhalefet partileri bu konuda neden hiç konuşmuyor?

Muhalefet partileri bu konuda neden hiç konuşmuyor?

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Yerli savunma hamlesinin öncü isimlerinden Özdemir Bayraktar’ın vefatı, sadece yakınlarını ve sevenlerini üzmekle kalmadı, birbirine mesafeli kesimleri de ortak duygular etrafında birleştirmeyi başardı.

Konuşan, taziye mesajı yayınlayanların profiline bakılırsa bu kolayca anlaşılabilir.

(İnadına görmezden gelenleri tabi ki, bu hesaptan düşüyorum)

Kendisini yakından tanıyanlar, Bayraktar’ın gerçek bir dahi olduğunu söylüyorlar.

Ama bu işler için dahi olmak yetmez.

Önce hayal etmek, sonra ısrar etmek, pes etmemek, sabretmek, inat etmek, vatansever olmak, içinden çıktığın milleti sevmek, sömürüye ve köleliğe rıza göstermemek, yaptığını işe kendini tam anlamıyla adamak…

Hepsi sayılabilir.

Zaten, Türkiye’nin savunma sanayii ve insansız hava araçlarında elde ettiği yeteneklerin arka planında bu motivasyonların hepsi var, öyle olmalı, değilse bu başarı elde edilemezdi.

SAVUNMA SANAYİİ’NİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK RİSK: SİYASİ İRADENİN KAYBOLMASI

Özdemir Bayraktar’ı ebedi yolculuğuna uğurlarken, onun temsil ettiği misyonu korumak, kollamak adına bazı soruların peşine şimdiden düşmek gerekiyor.

Örneğin, Savunma Sanayiinde yakalanan bu ivmenin hangi durumlarda tökezleyebileceği, sıkıntıya girebileceği soruları üzerinde kafa yormak hayati bir önem taşıyor.

Geçmişte, bu tökezlemelerin pek çok örneği yaşandı ve bu örnekler, böyle konular günümüzde açıldığında ibretlik hadiseler olarak anılıyor.

(Örneğin iki Nuri’nin -Demirağ ve Killigil- hikâyesi)

Günümüzde savunma sanayii alanında yakalanan bu ivmenin arkasında güçlü bir siyasi irade var.

Bir örnek vereyim:

Bu işlerle yakından ilgilenenler, bugünkü kazanımların başlangıç anı olarak, 2004’te, Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak başkanlık ettiği Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde alınan kararları gösteriyor.

Tank, taarruz helikopterleri ve insansız hava araçlarıyla ilgili çeşitli ihalelerin iptal edildiği o toplantıdan sonra yapılan açıklamadan küçük bir alıntı yapalım mı?

‘’Söz konusu projeler için milli imkanların azami kullanımı ile yurtiçi üretimi ve özgün tasarımı esas alan yeni tedarik modellerinin oluşturulmasına ve Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının bu modeller çerçevesinde karşılanmasına, bu çalışmalarda yerli-yabancı ortak girişimleri, yurtiçi firmalarımızın daha etkin olabilmelerini sağlayacak imkanların hazırlanmasına karar verilmiştir.’’

O günden bugüne bakınca bu açıklamadaki ifadeler özgüven patlaması olarak görülebilirdi.

Ama bugünden o güne bakınca “Ne büyük bir karar alınmış” diye düşünüyorsunuz.

İSMAİL DEMİR: SİYASİ İRADE OLMAYINCA NE KADAR İYİ OLURSANIZ OLUN, ÖNÜNÜZ TIKANIYOR

Geçen Pazar günü Kanal 7’de yaptığımız programda Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’le bu konuları da konuştuk.

Kendisine birbiriyle ilişkili iki kritik soru sordum.

Bu sorularımı tane tane, her bir kelimesini önceden zihninde tarttığını belli edecek şekilde cevapladı.

Aktarıyorum:

- Türkiye’de bir iktidar değişikliği olsa, bu projeler ne olur? Endişeli misiniz?

- Savunma Sanayii’nin milli bir konu olduğunu, bel altı vuruşlar için bahane edilmemesi gerektiğini sürekli söylüyoruz. Söylememize rağmen bunu sürekli yapıyorlar. Yine, Savunma Sanayii’ndeki gelişmede en önemli faktör, siyasi irade. Cumhurbaşkanımız bu konudaki kararlılığı defalarca vurguladı. Bu kararlılığın yerine başka bir şey geçerse tabi ki, bütün bu gidişatla ilgili önemli kayıplarımız olur. Zaten geçmişte biz bunu gördük. Genelde ağır sanayide ödenen bedeller. Nasıl alay konusu oldular. Başta rahmetli Erbakan olmak üzere. Onun söyledikleri nasıl uçuk bulundu? Nuri Demirağ’ları, Vecihi Hürkuş’ları, düşünürseniz…

Siyasi irade olmayınca, teknik olarak, yapabilirlik olarak ne kadar iyi olursanız olun, önünüz tıkanıyor.

O açıdan siyasi iradenin savunma sanayiinde milli bir konu olarak ele alınmasının önemini tekrar vurgulamak istiyorum.

O açıdan o alanda ortaya çıkabilecek bir zafiyet, Türkiye’yi de büyük zafiyete uğratır.

- Peki, sırf bu nedenle Türkiye’nin önünü kesmek için, savunma sanayii alanında Türkiye’nin merhale kat etmesini engellemek için iktidar değişikliği isteyenler olabilir mi?

- Tabi ki… Yani, olabilir değil, var. Siyasi ortam böyle iken bile, yandan, beriden, öteden, sağdan soldan aynı şeyleri yapmak isteyenler var ki, eğer, başka bir şey olsa çok daha farklı şeyle olur.

Bu sözlerin üstüne şu iki soruyu da orta yere bırakalım:

Türkiye’nin muhalefet partileri, bu konuda neden hiç konuşmuyorlar?

İktidara gelmeleri halinde savunma sanayiindeki yerli/milli politikalara dair nasıl bir tutum sergileyeceklerini açıklamaktan neden ısrarla uzak duruyorlar?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.