Miralay Nazım Bey Sokağı’nın Haliç’e bakan köşesinde bir taş. Kim bilir kim tarafından yeşile boyanmış. Taş toprağa gömülmüş, gömülmüş, öyle ki açıkta kalan kısmında birkaç satır yazı kalmış. Bunu gören galiba mezar taşı sanmış ki üzerini yeşile boyamış. Oysa ki taşın açıkta kalan yüzünde şu satırlar zar zor okunuyor: Elhac Ahmed Ağa inşa etti bu çeşme-i latifi...
Ahmed Ağa zevcesi Fatma hatunu da katarak rahmet ve dua istiyor. Şu çeşmenin kaderine bakın siz. Gelip geçenler belki de başında durup burada yatan kişinin ruhuna Fatiha okuyacaklar. Yine de Ahmed Ağa mezarında rahat uyuyabilir. Çeşmesi akmasa da ona dua edenler eksik olmayacak. Yeter ki şu gelip geçen ömrümüzde bir hayır işleyebilelim. O hayır dönüp dolaşıp bir yerinden bize rahmet okutacaktır.
İstanbul’un güzelim sokak isimlerinden İncebel Sokağı başında bisikletli çocuklar. Bunlar da nereden çıktı?
Soruyu şunun için soruyorum: Çünkü bu bisikletler Nûh-ı Nebî’den kalma sanki. Eski püskü şeyler, ne fren kalmış, ne didon. Çocuklar neşe içinde bir o yana, bir bu yana sürüp koşuşuyorlar. Az sonra bir bisiklet tamircisinin önünde oluyorum. Oradan bir bisiklete binip çocukluk günlerime dönüyorum.
Top sahasına o yıllarda bir bisikletçi amca gelirdi. Kira ile bisiklete binerdik. Yarım saati on kuruşa. Lakin on kuruşu bile bulamaz, bisikletle dolaşan çocuklara ağzımızın suyu aka aka bakardık.
Buradaki çocuklar bisikleti olmayan dağ köylerinden gelmiş besbelli. O hurda bisikletlerin peşi sıra koşup duruyorlar. Yakında onlar da şehrin sokaklarına dağılır. Bisikletten iner arabalara binerler. Ama şu İncebel Sokağı’nı ömürleri boyunca benim gibi hatırlayacaklarına eminim.
Kiliseden bozma Gül Camii girişinde “Sirkecibaşı Şeyh İsmail Efendi Merkadi (öl. 1611)”. Yeşillikler içinde yatıyor. Kapısı kapalı olduğu için bahçeye giremedim. Bir Fatiha okuyup geçtim.
Bizans’ın ünlü kapılarından Ayakapı’yı Aykapı’ya çevirmişiz. Kapının sağ yanında Fatih’in Sekbanbaşısı Abdurrahman Ağa adına bir taş dikilmiş. O köşede de kapıya bitişik bir mescit olmalı. Tam alnında bir padişah tuğrası yeşil yeşil parlıyor.
Hadikatü’l-Cevâmi’nin kaydına göre adı Ayakapısı Mescidi. Bânisi Ahmed Çelebi adında bir zat. Lakin içeride sunta yığılı. Bina da galiba Kızılay’a intikal etmiş.
Haraççıbaşı Sokağı’nın başında bir çeşme. Görkemli yapısı ile dikiliyor: Cumhuriyet Çeşmesi (1341) eski harflerle kitabesi duruyor.


