Amerikan seçimlerinin ‘dünyanın seçimlerine’ etkisi…

04:009/11/2022, Çarşamba
G: 9/11/2022, Çarşamba
Nedret Ersanel

Yeni Şafak·Nedret Ersanel - Amerikan seçimlerinin ‘dünyanın seçimlerine’ etkisi...Bu yazı kaleme alınırken ABD ara seçimlerinin sonuçları belli olmamıştı ama hâkim kanaat, Beyaz Saray’daki mevcut iktidarda zafiyet üretecek sonuçlar bekliyordu…Birçok ülke ve kriz ABD seçim sonuçlarını takip ediyor. Türkiye de yakından izliyor. Onların bizim seçimlerimizi izlediği kadar yakından ve merakla değil ama izliyor…Pazartesi gecesi Beyaz Saray bir açıklama yaptı; “Salı günü Kongre Cumhuriyetçiler tarafından

Bu yazı kaleme alınırken ABD ara seçimlerinin sonuçları belli olmamıştı ama hâkim kanaat, Beyaz Saray’daki mevcut iktidarda zafiyet üretecek sonuçlar bekliyordu…

Birçok ülke ve kriz ABD seçim sonuçlarını takip ediyor. Türkiye de yakından izliyor. Onların bizim seçimlerimizi izlediği kadar yakından ve merakla değil ama izliyor…

Pazartesi gecesi Beyaz Saray bir açıklama yaptı; “Salı günü Kongre Cumhuriyetçiler tarafından ele geçirilse bile Ukrayna’ya tam desteğimiz sürecek”…

Bu mesaj, sandıklara giden Amerikalılar için fazla bir şey ifade etmiyor. Zaten onlar için de değil. Anglosfer için.
Washington, Avrupa başkentlerine, ‘akıllarından ne geçtiğini bildiğini’ ama ‘akıllarından bile geçirmemelerini’ telkin ediyor…

Almanya Başbakanı’nın Çin ziyaretinin ardından Başkan Biden’ı arayarak bir tür hesap vermesinde görüldüğü gibi, Avrupa’nın en güçlü ülkeleri bile ABD ile açıktan yüzleşme gücünü kendilerinde bulamıyorlar…

Yine de pekâlâ ABD’ye tutum gösteren işte bu tür ziyaretler/denemeler, akıllarından geçenleri/sızlanmalarını izah ediyor. (Şansölye’nin Pekin seyahatinin anlamını bir evvel paylaşmıştık.)

***

Beklendiği gibi Kongre Cumhuriyetçiler’in eline geçerse, Amerikan dış politikasında değişiklik olabilir mi?..

Kuşkunuz olmasın…

Ama değişiklik Amerikan dış politikasında değil, bunu uygulama gücünde ve momentumunda görülecektir
. Artı, muhatap devletlerin terazilerin kefelerine koydukları denge daralarında farklılıklar olacaktır…

Kısaca, ABD yönetiminde -az veya çok- zafiyet oluşacaktır ve dış politika kan kokusunu köpek balıklarından daha çabuk alır…

Esasen geçtiğimiz hafta sonu Başkan Biden’ın, kampanya sürecinde dillendirdiği için Cumhuriyetçiler’i hedeflediği varsayılan,
“beni azledebilirler” sözü, seçmenin zihin altındaki ‘Kongre Baskını’nı gıdıklasa da kendi partisi için de geçerlidir!..

***

Seçim ertesine yatırım yapan ülkeler de oldu, beklemeyi tercih eden ülkeler de. Çoğu Avrupa ülkesi öyledir. Biden yönetiminin seçimlere doğru daha kötü görünmesi için adım atan ülkeler de oldu…

S. Arabistan ve kimi Körfez ülkelerinin OPEC+’da aldığı petrol kararı ABD’de böyle yorumlandı. Şunda haklılar, bu karar Amerikan seçimlerinin temel belirleyeni ekonomi üzerinde iyi etki yaratmadı. Hatta “Amerika’nın OPEC+ ülkeleri içinde ilişkisinin eskisi gibi/iyi olduğu tek ülke kalmadı” cümleleri de yazıldı. Bu zamanlamaya, enerji denklemlerinde kritik ülke
Cezayir’in BRİCS üyeliğine resmi başvurusunu da ekleyebiliriz.
Tahran konusu da farklı izleniyor Amerika’da. İran’da “alışıldık olandan” uzun süren protesto gösterileri bunun parçası. ABD,
k
örfez ülkelerini Şanghay’a sürükleyen tehlikeli bir politik ivmenin başkent-lerinden görüyor Tahran’ı.
İlginç değil mi? Hatırla-yacaksınız, Türkiye’nin katıldığı son ŞİÖ zirvesinde üyelik süreci tamam-lanmıştı…
Burada önemli olan, değişen dünyanın yarattığı stratejik panoramanın renklerindeki devinim. Mesela,
Scholz, Pekin’e gitti, şimdi Çin lideri Xi Jinping Riyad’a gidecek!
Çok önemli.

Yani bir silsile, akış, güçte dalgalanmayla birlikte ahenk var..

Arzu ederseniz bunları, Türkiye’nin enerji merkezi olması hakkındaki yeni gelişmelerin üzerine ilave edebilirsiniz!

***

Örnekleri çoğaltabiliriz… Ukrayna savaşının tarafı olan Rusya’nın da Zelensky’nin de gözleri herhalde bu seçimlerdeydi. Keza, aynı savaşın en güçlü savunucusu İngiltere de yakından bakıyordur oy sandıklarına…

Türkiye’ye gelince…

“Amerikan seçimlerinin Türkiye seçimlerine etkisi”
başlığı altında münhasıran işleyeceğiz ama.. Bir girizgâh olsun elimizde…

Acaba Ankara, Biden yönetiminin kazanmasını mı ister kaybetmesini mi? Bir düşüncesi vardır ama buna ilişkin açık cevap, hatta ima bile duymayacağımıza emin olabilirsiniz…

Bu ara seçim ve Başkan değişmeyecek. Bir süre daha Biden’la yaşamaya devam edeceğiz. Gelgelelim, Biden yönetiminin Türkiye seçimlerine yönelik bir temennisi olsa gerektir. Zaman içinde yapılan kimi açıklamalar var ortada ve bunlar Washington’un Türkiye’deki iktidardan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan -en kibar ifadeyle-hoşlanmadığını hissettiriyor. Pekâlâ, Biden’ın iktidara gelmeden seçim kampanyası sırasında söylediği, “muhalefeti destekleyeceğiz” mealindeki açıklamasını hatırlatıp konuyu bağlayabiliriz ama.. Bir de yaşanan süreç var…

Dünya, enerji/ekonomi/gıda krizleriyle, Ukrayna Savaşı’nın çıktılarıyla uğraştığı, sonuçta Avrupa’nın göbeğinde on binlerce insanın öldüğü bir yıkım yaşıyor. Nükleer tehlikeleri vs. söylemiyoruz bile. Üstelik bu dinamik,
küresel hakimiyet mücadelesinin sadece ilk perdesi…
AB, NATO, Rusya, ABD, İngiltere’nin rolleri açık ve net.
Türkiye’nin pozisyonu ise başrol!
Kimse inkâr etmiyor zaten. Amerika bile. Kerhen veya yarım ağızla da olsa, sorulduğunda bunu dillendiriyorlar…
Peki.. ABD Başkanı? Biden? Neden yok? Türkiye’yi muhatap almama, bunda ısrar etme nedir?
Böylece Biden ne mesaj veriyor dünyaya ve bize?..

Tahıl Anlaşması’nın kurtarılmasının ardından gazetecilerin, “nasıl oldu” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği yanıt orada duruyor hâlâ; “Önce Biden’a anlatayım sonra size söylerim”in Türkçesi ne?

Herhalde kimse, ABD’nin Türkiye’deki seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni ve “nihai” zafer kazanmasını arzu ettiğini, ileri giderek “desteklediğini” söyleyemez. Bunu bekleyen de yok şükür ama işte
“gölge etme başka ihsan istemez” çizgisinde bir anlaşmazlık olacak mı olmayacak mı izleyeceğiz.
Kemiği tutan deri orada kopabilir.
#ABD
#OPEC+
#ŞİÖ
#Çin
#Scholz
#Türkiye