|
‘Ne işimiz var oralarda?’
Tam şudur; KAAN’ın kanat açışını dünya ‘
şaşkınlıkla
’ izledi…
Biz elbette coşkuyla izledik ilk uçuşu ama hemen tüm Batı basını iki ayrı açıdan gördü gelişmeyi; bir, basit haber formatında ama
öncelikli
olarak okurlarına duyuranlar. Türkiye’nin savunma/havacılık alanında son yıllarda yaptığı atılımları hatırlatıp, savaş uçağını da son halkası olarak tarif ettiler…

İkincisi ve bizi daha ilgilendiren kesim, sadece savunma alanında değil politik-jeopolitik düzleme de hakim, genellikle saygın uzmanlık periyodiklerinde yayın yapanlardı…

Onlar durumu genel olarak şöyle çerçevelediler; KAAN, savunma sanayi açısından birçok ilk içeriyor, bu kadar kısa sürede geldiği aşama şaşırtıcı, ama asıl, KAAN
bir sisteminin
merkezini tamamlıyor. Dikkat edilmesi gereken,
‘Türklerin bir stratejik savunma sistematiği oluşturup, bunu sürdürülebilir/geliştirilebilir kılarak hayata geçirmeleri’…
Ondan sonra da İHA’lar, SİHA’lar, MİLGEM gemileri, uçak gemisi/yenisi(!), kısa-orta-uzun menzilli ve kara/deniz/hava füze sistemleri, vs, Kızılelma’dan ATAK’a kadar
hepsi “birleştirilerek”
anlatılıyor…
Biraz da şöyle demiş oluyorlar; Türkler her yeni şey yaptığında şaşırmayı artık bırakın, oluşturdukları sisteme bakın!
Şaşırmanız ve hesaplarınızı baştan yapmanız gereken yer asıl orası…

TÜRKİYE’NİN HER GİRİŞİMİNİ DOĞU’YA-BATI’YA ÇEKİŞTİRMEYİ BIRAKIN!..

Doğru… Asıl iş orası ve garip bir jeopolitiğe oturuyor…

Bizde olduğu gibi dışarıda da Türkiye’yi anlamayan çok. Hatta büyük kısmı onlar oluşturuyor. Ancak “anlayanlar”, bunu hem haritaya oturtuyorlar hem de Ankara ile ilişkilerinde
nasıl bir yeni dil/düzlem
kurulması ihtiyacı konusunda kafa patlatıyorlar…

Peki, o Türk haritası ne, daha önemlisi, bahsedilen haritayı nasıl, neye göre çiziyoruz?

İki örnek verelim; NATO ‘çatısı altında’, Berlin önderliğinde 2022 sonundan bu yana geliştirilen bir süreç var;
“Avrupa Gökyüzü Kalkanı”
projesi. Son dalgasına Türkiye ve Yunanistan da katıldı, Alman Savunma Bakanı’nın eşliğinde, iki ülkenin savunma bakanları bu hava savunma sistemine imza attılar. Diğeri de,
Pentagon
’un duyurduğu, Türkiye’deki savunma taşeron firmalarıyla
Teksas’ta kurulacak mühimmat tesisi…

Bizim matbuat malûm, anlamadılar bile. Pul kadar haberlerle geçiştirdiler ama “anlayanlar”, Türkiye-Batı ilişkilerindeki sembolizmini çözümlemeye giriştiler.

Asla, ‘önemsizdir’ demiyorum. Ancak, Türkiye’nin girişimlerini sürekli olarak Doğu’ya veya Batı’ya doğru çekiştirmek/yontmak yanlış. Tersine, “jeopolitik mühendislik” içinde nereye düşer onu anlamak gerekiyor…

Mesela... KAAN’la aynı gün, bir başka ve belki de son dönem gelişmeleri içinde jeopolitik değeri, stratejik frekansı en yüksek olaylardan biri yaşandı…


‘DÖNÜM NOKTASI’….

Somali hükümeti, Türkiye ile savunma iş birliği alanında imzalanan, Çerçeve Anlaşmayı onayladı ve “bu çok önemli bir adımdır. Somali Kabinesi, NATO üyesi ve Somali’nin yakın müttefiki Türkiye ile imzalanan savunma işbirliği anlaşmasını onayladı. Bu dönüm noktası niteliğindeki 10 yıllık bir anlaşmadır. Somali hükümetinin egemenliğini koruma çabalarını önemli ölçüde güçlendirecektir” açıklaması yaptı…

Bizzat Somali Cumhurbaşkanı,
“Türk kardeşlerimiz bu anlaşma çerçevesinde 10 yıl boyunca denizlerimizi koruyacak. 10 yıllık işbirliğinden sonra biz de denizlerimizi koruyacak bir donanmaya sahip olacağız. Türkiye’nin Somali’ye sağladığı destek diğer ülkelerin verdiği destekten farklıdır. Anlaşma, Somali’de terörizm, dış tehditler, korsanlık, kıyıların korunması ve deniz kaynaklarının geliştirilmesi gibi konularda işbirliklerini kapsıyor. İki ülke arasında ortak deniz kuvvetleri oluşturulacak ve bu deniz kaynaklarının gelişmesine katkı sağlayacak”…

Müthiş!


‘CHECKPOİNT’!..

Uluslararası Bloomberg haber ajansı, bu gelişmeden çok kısa süre önce, “Türkiye’nin genişleyen askerî erişim noktaları” başlıklı bir harita yayınladı. Aslında söylediği, ‘Türk silahlı kuvvetlerinin bulunduğu ülkeler’di…

Batı’da bu yeni bir alışkanlık, Türkiye’nin mevcudiyetlerini, “footprint/ayak izi” başlığı altında sık sık görselleştirip dünyaya sunuyorlar. “Takipteyiz” anlamında herhalde.
Bloomberg’e göre Türkiye şöyle bir haritaya postal basıyor; Libya, Kuzey Kıbrıs, Suriye, Irak, Azerbaycan, Afganistan, Katar, Akdeniz, Ege…

Somali’yi bilmiyorlardı, ekleyemediler. Somali denizlerinde 10 yıl boyunca donanma kurup/gezdirip, bayrak dalgalandırmayı duyduklarında şapkaları uçmuştur…

Çünkü bu yeni konuşlanma, inanılmaz bir coğrafyayı, küresel denge noktalarını, kutupların çatışma cephelerini,
enerji-ekonomi-ulaşım
paftalarını kontrol ediyor…
Sadece, ‘Arap Yarımadası’nın altı ve Afrika Boynuzu’ diyerek geçemeyiz.
Mısır-Sudan-Somali
çizgisi, bu ülkelerle son dönem attığımız adımlar hatırlanırsa, ‘Kızıldeniz’i tutmak’ demek! ‘İsrail için Batı koalisyonu’ burası için uluslararası donanma kurmaya kalktılar, ellerine yüzlerine bulaştırdılar.
Basra Körfezi’nden gelen,
İran-Pakistan-Afganistan
rotaları/geçişleri.
Hindistan! Umman Denizi! Katar-Sudan-Somali üçgeni
ve içinde kalan alan.
Etiyopya
’yı da-Somali ile sorunları var-kapsayarak derinleşmek. Ki bu denizlerin enerji varlığı apayrı bir konu…

Rahatlıkla söylenebilir ki, Türk diplomasinin ve ordusunun son dönem geliştirdiği en parlak adımlardan bir tanesi olmaya adaydır. Rahatsızlık hissedenler çok olacak. Belki de bu yüzden Somali yönetimi, ortak açıklama/töreni beklemeden hızla duyurdu. Eminim, bu anlaşmada rol oynayan, şahit olan başka dost ülkeler de vardır.

Nihayetinde, bu köşenin düsturu sayabileceğimiz, “açıyı değil gözü değiştirmeye” en uygun gelişmelerden biriyle karşı karşıyayız.

#savunma sanayi
#KAAN
#İHA
#SİHA
#MİLGEM
#Kızılelma
#Türkiye
#Batı
#NATO
2 ay önce
‘Ne işimiz var oralarda?’
Tevradî bir mitin Kur’anî bir kıssa ile tashihi
i-Nesli anlaşılmadan siyaset de olmaz, eğitim de…
İç talebe ilişkin öncü göstergeler ilave parasal sıkılaştırmaya işaret ediyor!
Enerjide bağımsız olmak
Târihin doğru yerinde durmak