Yazarlar Seçim manyetiği Mavi, Kırmızı, Turkuaz

Seçim manyetiği: Mavi, Kırmızı, Turkuaz!..

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Washington’un dünyanın belli bölgelerinden çekilerek, farklı bir noktaya güçlerini yoğunlaştırma aklının bir tezahürü de, Afganistan’ın ardından Suriye’den çıkmaktı. Türk-Amerikan geriliminin vardığı aşamalardan biri olarak, ‘buradan giderseniz iyi olur’ dahi dendi kendilerine…

Gelgelelim, Amerika -her zaman olduğu gibi- sözünden caydı ve ülkedeki varlığını en az bir sene uzattı. Kimse, ‘beslemelerini’ terk edip, 40 yıllık yatırımını gömerek bölgeden gideceğine zaten inanmıyordu ama terör koridorunu inşa etmeye devam edeceklerini gösterir yeni adımlar da geldi…

Bir tanesi, YPG/PKK çapulcularıyla Amerika’da yaptıkları toplantılardı. Tabii, örgüte silah, mühimmat gibi rutin yardımlarının artarak sürdüğünü söylemeye gerek yok.

Suriye dinamiklerinde yeni gelişmelerin işaretleri de Ankara tarafından izlenmeye başladı. Bunlardan birisi, somuta bağlanmamış olsa da Rusya ile ABD arasındaki yakınlaşma emareleridir.

Kremlin ve Beyaz Saray’ın, Suriye’deki müstakbel düzeni kendilerine göre şekillendirmek adına, Türkiye ve İran’ı iterek, İsrail’i arkalayarak mutabakata ulaştıklarını anlatır söylence daha duyulur hale gelmeye başladı.

Eş zamanlı olarak, içinde Mısır ve kimi Körfez ülkelerinin bulunduğu, Arap milliyetçiliğini güncellemeye çalışan ülkelerin de Suriye ile resmî temaslarını artıran, Esad yönetiminin tutunacağı dalları uzatan, doğal olarak ABD-Rusya ‘aksını’ destekleyen adımlar attığı da gözlendi. Elbette yine İsrail’in dümen suyunda ilerleyerek…

Tahran-Ankara ilişkilerini zorlaştıran bazı gelişmeleri de paralel adımlar sayabiliriz; Azerbaycan-Ermenistan savaşı sonrası ortaya çıkan tablonun İran çatısında gedikler açtığı, Türkiye-Pakistan-Azerbaycan tatbikatlarının İran’la birlikte Rusya’yı hatta Çin’i de huzursuz ettiğine yönelik okumalar, Irak seçim sonuçlarının vaat ettikleri türünden analizlere daha rastlanır olundu. Kuşkusuz, Soçi’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya lideri Putin arasında gerçekleşen zirvenin içeriği de merak edilmeye devam ediyor…

Bu işin bir kısmı…

‘ASYAİK’ KOÇBAŞINI KESMEK…

İkinci kısmı, Atina’nın önce Fransa ile ardında da ABD ile yaptığı, Yunanistan’ın ‘toprak bütünlüğünü garanti ettiği’ söylenen askeri anlaşmaların imzalanması ve anlamı oluşturuyor…

Bir süredir kendisini Dedeağaç üzerinden sembolize eden, ‘Batı’nın sınırlarını’ yenileyen gelişmeler yaşanıyor; ağır askeri yığınak -ki kısa süre içinde ‘daha önce görülmemiş ölçüde’ yeni yüklemeler yaşanacak- bir yandan Balkanlar’daki Rus ve Çin etkisini, diğer yandan, yine Afganistan’la birlikte Türkiye’nin Batı sınırına uzayabilecek Asyaik koçbaşının önüne geçilmesini, toplamda Türkiye’nin de önünü kesen/kuşatan bir hattın duvarını yükseltiyor…

Hat, Avrupa Birliği desteğini de alarak, bölge ülkelerinin hangi kutuptan olursa olsun, Karadeniz’deki Amerikan varlığına ilişkin duyarlılığını gevşetiyor, Balkanlar’ı Türkiye’nin de dahil olduğu bir küme karşısında tahkim ediyor…

Yunanistan gibi zaten şımarık çocuğa bu kadar şeker yüklemesi, Atina’yı duvara tırmandırır, azdığını görebiliyoruz…

Ayrıca Akdeniz var, Karadeniz ve Ege var. İsrail, Kıbrıs denklemleri, Mısır ve Libya dosyaları var. Nihayet, Akdeniz çanağında, Kuzey Afrika dahil, kendilerine yeniden rol arayan/biçen kimi Avrupa ülkelerinin girişimlerini de listeye ekleyebiliriz. Savunma Bakanı Akar’ın, ‘Bu iş onların boyunu aşar’ mealindeki çıkışının ardında yatan da bu…

Ekim sonunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Biden arasındaki Roma buluşmasının da ‘kritik dönemeç’ olduğu, çıktılarının, örneğin Suriye’de atılacak adımları etkileyebileceği, takiben gerçekleşmesi beklenen Erdoğan-Putin görüşmesinin de ortaya daha net bir fotoğraf çıkaracağı dillendiriliyor…

Emin değilim; kangren olmuş ana anlaşmazlıkların gölgesinde, Biden görüşmesinin Türkiye’nin alacağı pozisyonu ne denli etkileyeceğinden, bağlayıcılığından şüpheliyim. (F-35’lerden alacaklığımızın F-16’lara mahsup edilmesine yönelik gündemi de detaylı konuşmalıyız) Yani gözler Roma’da olacak.

Bu panoramanın, külliyen Türkiye’yi baskıladığı ortada. Burada da bitmiyor. Sınırı aşıp içeri giriyor…

HER ŞEYİ BİR ŞEYE YASLAMAK…

Türkiye’de son dönem yaşanan aktüel iç siyasi gelişmelerde de a-ritmi izleyebilirsiniz. Mesela, ana muhalefet partisinden gelen çıkışlar. Bürokrasiye yapılan ‘isyan’ tavsiyeleri. Mesela, HDP üzerinden yaşanan tartışmalar. Mesela ekonomi hakkındaki yorumlar. Mesela, enerji darlığı spekülasyonları, ‘zor kış’ söylemleri, dövizdeki dalgalanmalar.. 10 ülkenin bir arayla gelip, ‘şu mahkûmu serbest bırakın’ duyuruları.. TÜSİAD’ın yeniden dillenmesi! Dilediğimiz kadar çoğaltabiliriz çünkü artık bir ölçü aranmıyor…

2023 seçiminin, iç-dış-ulusal güvenlik ve ekonomik konuları Türkiye’nin gündemine, güdümlenmiş biçimde sokacağında tereddüt yok…

Şüphe olmayan bir başka konu da, Biden yönetiminin, Ankara hükümetinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gitmesi gerektiğine ilişkin politikasının yerli yerinde durduğu, üzerine, iç muhalefetin-siyasiler, kimi iş dünyası oyuncuları, bir kesim medyanın da-zımni mutabakatla yatırım yaptığı gerçeğidir…

Onlara göre, ‘bu sefer tamam’. Bu denli salya akıtmalarının sebebi bu kabule gönülden inanmaları. Yani her şeylerini bir şeye yaslıyorlar!..

Buraya kadar ‘mavi köşe’yi anlattık.. Sonra ‘Kırmızı’.. Ardından ‘Turkuaz’ gelecek…

***

Merhum Özdemir Bayraktar bu devlete, millete hizmet etti. Evlatları etmeye devam ediyor. Mirası, tarihimizdeki örnekleri gibi ‘araya girenler’ tarafından bu sefer heba edilemeyecek. Duacıyız…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.