Yazarlar Yunanistana Türk harekatı ABD üslerine gelince durur mu?

Yunanistan’a Türk harekâtı ABD üslerine gelince durur mu?..

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Atina’nın beklenmedik şekilde Türkiye’ye ‘yükselmesine’ herkes bir teşhis koymaya çalışırken,-‘dört nedeni’ Cumartesi burada paylaştık-nihayet ‘arkasında kim var’ sorusu üzerinden Yunanistan’ın ‘vekaleten’ bu diklenmelere memur edildiği kanaatine ulaşılmış görünüyor…

‘Proxy’ zaten popüler bir kelimeydi, Yunanistan’ın üzerinde de şık durdu, o halde budur. Yanlış mı? Çok değil. Doğru mu? Az gelir…

Madem Yunanistan ABD’yi arkalamadan Türkiye’ye efelenemez.. Hatta, ‘ancak Amerika isterse savaşa girebilir’.. O halde müvekkilin bizden ne istediğini anlamamız gerekiyor…

Şöyle yazmışız; ‘(Son durumun) geleneksel Atina-Ankara krizleri arasında savaşa yakınlık açısından ayrı yer tuttuğunu görmek lazım. Miçotakis’in coşmasında; ABD desteği, Suriye harekâtı, Yunanistan seçimlerinin teşviki var ama temelde yatan, “Batı’nın sınırının” işaretleniyor olması!..

İki yılı aşkındır, ‘bu iş başka yere gidiyor’ diye yazdıktan sonra, “Türkiye’nin kanaat önderleri”nde, ‘acaba mı’ şüphesi uyandırmış olmak başarıdır, o kadarını beklemiyordum. Bu denli kanamalı yırtılmayı ‘proxy’le izah etmelerine de razıyım.

Şu noktaya da gelecekler; ‘yahu biz oyunda değilmişiz, sadece hakeme sövüyormuşuz’…

Türkiye’nin Batı’yla, bilhassa ABD ile ilişkisini deri tutuyor. ‘Eti senin kemiği de senin’ diye teslim ettiğimiz ‘küçük Amerika’dan geriye o kaldı. O’nun adı da NATO’dur…

***

Her gün izliyoruz, Yunanistan krizini aşmanın, İsveç-Finlandiya meselesini tatlıya bağlanmanın yolu olarak hem ABD’ye hem AB’ye daha çok sarılmayı öneriyorlar!

İnanılmaz…

Batıyla yeniden yakınlaşmak, ‘tutunmak/yapışmak’ anlamına gelir ve bir modeli yok, gerçekçi hedefi de yok.

Diyelim-boşluğa-sarıldık, ne olacak? AB’ye alacaklar mı? Hayır. Kendileri de söylüyor. ABD ile ilişkiler ‘eski günlere’ dönecek mi? Zor. Kendileri söylüyor.

O halde?..

Kaldı ki, ‘bir ihtimal’ deseler, altından kalkılmaz diğer sorular bekliyor; terörü beslemeyi sürdürecekler mi? PKK-FETÖ hainlerini iade edecekler mi? Türkiye’nin ‘diğer ülkelerle’ iş birliklerini sindirebilecekler mi? Bizimle adil ve eşit ilişki kuracaklar mı?..

‘Proxy/Vekalet’ şudur; Bir ülkeye zarar vermek için maşa kullanmak. Yunanistan örneğinde bu var mı, var. Ama o kadarcık değil; Türkiye’ye Batı’nın neresinde durduğunu gösteriyorlar…

Artık yüzleşmemiz gerekiyor, basittir; ‘çemberin neresindeyiz’? İçinde mi dışında mı?..

İşte bu anlamıyla Yunanistan, Dedeağaç tehdittir. Oraya silah koydukları için değil. Yunanla aramızda ABD durduğu için…

***

“Her şeyleri yalan. Batı’ya güven olmaz. Siyasetine güven olmaz. AB’de bile 1963’den bugüne oyalıyorlar. Yalan almış başını gidiyor. Dürüstlük yok bunlarda”…

Cumhurbaşkanı’nın Batı’yı tariflerinde en tazesi bu olduğu için aldım. (12/06) Daha ağırları bol. Bunları bir siyasi liderin seçmen kitlesine yönelik rutin açıklamalarından sayıyorsanız, yanılıyorsunuz…

Türkiye’nin resmi yetkilileri, kurumları, MGK’sı, hakim akılları, nihayet kamuoyu ekseriyeti tam böyle düşünüyorlar. Batı da böyle düşünüyor. O yüzden sınırı ‘düzeltiyorlar’…

Karşı görüşler ise maalesef hâlâ, ‘içe kapanarak olmaz’ noktasındalar. Sanki içe kapanmaktan hatta Batı’yla ilişkileri kesip atmaktan bahseden varmış gibi. Türkiye’nin çok rotası var; Rusya var, Çin var, bilhassa Avrasya var, özellikle Türk Cumhuriyetleri var, Ortadoğu var, Afrika var, Balkanlar var, tek tek değil hepsi birden var…

Cumhurbaşkanı: “Önümüzdeki dönem Avrasya coğrafyasının dünyanın gözbebeği haline geldiğini göreceğiz”…

Gerçekler, herhangi bir iktidarın Türkiye’nin yolunu yeniden Batı’ya kırma kabiliyetini de aşmış görünüyor. Bu yüzden, önümüzdeki seçimlerde ABD ve Avrupa’nın ‘içeriye’ yaptığı yatırımların da karşılığı olmayacak.

ABD-Çin savunma bakanları baş başa!..

Gırtlak gırtlağa iki süper ülkenin bir numaralı askeri yetkilileri neden baş başa görüşür türünden meraklarınız var ise, gözünüze çarpmıştır; ‘Çin ve ABD Savunma Bakanları, Singapur’da yüz yüze geldiler’…

Hazır, NATO zirvesi yaklaşırken, yani ‘Çin’in hedefe tam oturtulması’ yeni ‘Stratejik Belge’ye yerleştirilirken, böyle bir masa elbette ilginç oldu…

Buluşma, Başkan Biden’in Çin’in Tayvan’a saldırması halinde burayı savunacağı açıklamasının ertesine geldi…

Çin, Ukrayna savaşının, Pasifik’teki karşılığı Tayvan için ‘emsal’ teşkil edeceğinden kaygılanıyor. Pekin, Rusya-Ukrayna ile Türkiye-Yunanistan arasında metafor kurmak trend olduğundan, Çin-Tayvan-ABD arasında da benzerlik kurulacağından endişeleniyor. ABD, İngiltere artı bu bölgedeki Batı müttefiklerinin Ukrayna ve Yunanistan’a verilen destekleri tekrarlayacağından tedirgin…

ABD, Ukrayna krizinde Çin’in Rus yanlısı tutumuna karşı da Tayvan’ı kanırtıyor. ABD Tayvan’a silah veriyor mu, veriyor. Tayvan’a yönelik müdahaleye askeri tepki vereceğini söylüyor mu, söylüyor. Artık üzerine laf olmaz.

Tayvan konusunda ABD, ‘statüko korunsun, savunma amaçlı silah vermeye devam edeceğiz, Tayvan halkının güvenliğini tehdit eden her güç girişimine direneceğiz ama ‘Tek Çin’ politikasına bağlıyız’ dedi. Herkes gülmüş olmalı. ABD’nin karakteri bu…

ABD toplantıda Çin’in Rusya’ya maddi destek sağlamasını da eleştirdi. Pekin de cevap olarak, ‘askeri yardım yok’ dedi.

Pekin de, ‘Çin’i ve Tayvan’ı istikrarsızlaştıracak eylemlerden kaçının, egemenliğimiz için bedeli ne olursa olsun savaşacağız, Çin için tek seçenek budur, kimse Tayvan’ı Çin’den ayıramaz” dedi. Bunun üzerine de laf olmaz…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.