Anlaşılan o ki renksiz, kokusuz ve tatsız bir seçim geçirmenin kasvetini üzerimizde uzun bir müddet taşıyacağız. Melih Gökçek''in Emin Çölaşan''la yaptığı polemikler de olmasa, son derece soyut demokrasi tartışmaları ile kayıkçı kavgasına benzeyen ve en ufak bir siyasi hayal gücü taşımayan ağız dalaşları arasında bölünmüş bu siyasi atmosferin varlığı, kendi kendimize hatırlatmasak, seçimin hemen öncesinde olduğumuzu bile unutturacak. ''Döner'' muhabbeti, ''demokrasi'' muhabbetini solladı geçti.
Siyaset seçime kadar projelendirme işidir. Seçimin öncesinde ise tarifi yapılmış, sınırları belirlenmiş ve adı koyulmuş ilkeler doğrultusunda polemiklerle yürütülür. Polemik en az siyasi proje kadar önemlidir. Baskı dönemlerinde halkın siyasetten soğutulmasına karşı sıkı bir polemik cümlesi, siyaseti baskı altına almaya çalışan bütün markajların vücut kimyasını bozabilmiştir. Bu bakımından bir siyasetçinin polemik kabiliyeti, depolitizasyona direnebilmesi için elindeki en elverişli enstrümanıdır.
Bu seçim içine bol bol demokrasi sözleri serpiştirilmiş ama reel karşılıkları doğru bulunamamış seçim beyannamecikleriyle ve yeniden yapılanma projecikleriyle geçti, geçecek. Bunun yanı sıra polemiksel girişimler açısından ise tam bir hayal gücü kısırlığı içinde gidiliyor seçime. Sadece Aydın Menderes''in ANAP-DSP bloğunun ikide bir öne sürülmesini ''asker karavanası''na benzetmesi, tek başına, mevcut hayal gücü yoksunluğundan siyaseti beraat ettirecek zengin ve güçlü çağrışımlarla dolu. Depolitizasyona direnebilen, siyaset kurumunu küçültmeye çalışan sürecin vücut kimyasına dokunabilen muhteşem bir ''icad.'' Bu seçimden benim zihnimde kalan tek polemik bu olacak sanırım.
ANAP-DSP bloğu kendi uydurdukları bir ''istikrar'' söylemine dayanarak işi yürüttükler için polemiksiz ilerlemeyi uygun görüyor gibiler. Çünkü olağanüstü dönemin ardına sığınarak ve siyaset yapmayarak bu pozisyonu elde ettiler. Donuk ve tutuk bir siyasi kompozisyonu ''devlet adamlığı'' olarak adlandırarak işi yürütüyorlar. Status quo devam ettiği sürece de işin yürüyeceği görülüyor. FP ve DYP''nin siyasi başarı elde etmesi ise ancak status quo''nun sona ermesiyle mümkün. Bu da genel demokratik tutumun halkı zihnine kazınacak polemiklerle örülmesini gerektiriyor. Fakat polemik yok, sadece belli konularda reddiye var. Oysa polemiksel girişimler olmadan depolitizasyon bombardımanına maruz kalan halkın oylarının gerektiği gibi yönlendirilebilmesi mümkün değil. Hayal gücünden yoksun polemik çabaları sadece kuru reddiyelere yol açıyor ve status quo''nun elini güçlendiriyor. Bu seçimlerin kaderi şimdiye kadar olmadığı kadar polemik gücüne bağlı.
Başlıklar :

