
Başbakan"ın "karma öğrenci evleri"yle ilgili sözleri, "Aloooo! Evleri basacaklarmış, uyan!" sululuğuna, "Başbakan söylemişse doğrudur" kör inadına düşmeden değerlendirilmesi gereken sözlerdir.
Birinci tutumdakilerin niyetini tarafgirliklerinden, başkalarına yeni siyasi kazanımlar temin etme misyonlarından ve hayati konuları düzeysizleştirerek yanlış bir bağlama oturtmaya çalışmalarından anlayabiliyorum.
İkinci tutumdakileri ise hiç anlayamıyorum çünkü birinci tutumdakilere karşı kör bir inada sarılarak savunmaya geçmeleri konuyu en azından onların belirlediği düzeysizlikte ele almalarına neden oluyor.
Vurguyla söylemeliyim ki Başbakan"ın konuyla ilgili sözleri, ona saldırmaya ya da ona saldıranın belirlediği seviyeyle savunmaya feda edilemeyecek kadar büyük bir kıymet taşımaktadır.
Çünkü: 1839"dan beri çağdaşlık, modernlik, ilericilik, aydınlık adına bir tabuya dönüştürülerek halka dayatılan Batıcı yaşama tarzının, bu halkın ahlaki kodlarıyla uyumlu olmadığı; geçmişte yaşanan onca olumsuz siyasi ve toplumsal hadiselerin de asıl bu alandaki çatışmalardan kaynaklandığı bilinen bir husustur.
Şimdi bu halkın Başbakan"ı "karma öğrenci evlerini" olumsuzlamak suretiyle aslında söz konusu dayatmayı olumsuzlamakta ve kendi halkına asıl yaraşan yeni tercihi tartışmaya açmaktadır.
Diğer bir söyleyişle Başbakan tarafından dile getirilen konu, doğrudan halkın hayati tercihleriyle, bu tercihi şekillendiren ahlak ve kültürüyle ilgili bir çatışmalı durumun işaretlendiği ve bu manada tercih edilmesi gerekenin önerildiği bir konudur.
Taksim Darbe Komitası"nın tertiplediği eylemlere destek veren kimi hegemonist entelektüellerin, AK Parti"nin İslami kültürel kimliği dayatmaya çalıştığına dair konuşmalarını ve sözlerini hatırlayalım.
Onlar kendileri tarafından üretilmiş şöyle bir yargının içinden konuşuyorlardı: Batıcı kültürel kimlik seçilmiş ve benimsenmiştir. AK Parti bu kültürel kimliğe karşı İslami bir karakter taşıyan kültürel kimliği hakim kılmaya çalışmaktadır.
Batıcı yaşama tarzını öyle içselleştirmişlerdi ki, bu nedenle söylediklerinin doğruluğundan kesinlikle emin olarak onu halk adına da geçerli kılıyor ve güya kanıksanmış bu hat üzerinden AK Parti"yi hadsizleşen, cüretkar bir eylemin içine oturtmaya çalışıyorlardı.
İlk bakışta bu sadece zekice bir yaklaşım değil, sosyolojik ezberlerle de uyumlu görünüyordu.
İşte Başbakan"ın karma öğrenci evleriyle ilgili sözleri, onları kendi düşünceleriyle, tezleriyle avlaması, kendi yöntemleriyle suskunluğa mahkum etmesi bakımından büyük önem taşıyor.
Çünkü Başbakan, yukarıda da belirttiğim şekilde Batıcı yaşama tarzının halka yıllar yılı zorla dayatıldığını, halkın asıl yararına (ve halk tarafından da ısrarla korunmuş) olan bir yaşama tarzının öne çıkarılması gerektiğini hatırlatıyordu.
Bu aynı zamanda halkın benimsediği kültürel kimliği reddetmenin, başka bir kültürel kimliğin egemenliğine girmiş olmaktan kaynaklandığını, o reddedişin de aynı gerekçe ile reddedilebileceğinin deliliydi.
Konuyu Başbakan"ınki gibi uzun geçmişten beslenen bir zorunlulukla ele almaktan mahrum olanlar da en az Taksim Darbe Komitası"nın destekçisi entelektüeller kadar vurgun yemişe döndüler.
Bu bağlamda AK Parti içinden gelen itirazlar beni çok ilgilendirmiyor çünkü siyasi kadroların ilişkileri, kendi oluşunun gerektirdiği hakikat içinde değerlendirilebilir ki, ben bu oluşları hiç merak etmediğim için bilemem.
Liberallerin özgürlük vurgulu itirazlarını ise anlarım, çünkü aksine bir çıkış liberal düşünceyle, ahlakla zaten bağdaşmaz.
Ancak burada konunun özgürlükle ilgili değil yaşama tarzının durumuyla ilgili bir konu olduğunun altını ısrarla çizmeliyim.
Diğer bir söyleyişle 1839"dan beri Batıcı yaşama tarzının tahakkümüyle askıya alınmış ötekine mahsus bir hakkın iadesine dair hatırlatmayla, uyarıyla muhatabız.
İşte bu yüzden yazımın girişinde bu konunun "Aloooo! Evleri basacaklarmış, uyan!" sululuğuna ve "Başbakan söylemişse doğrudur" kör inadına düşmeden değerlendirilmesi gerektiğini söyledim.
Bu bağlamda asıl söz düşünüyor olmanın sorumluluğuyla alınları kırışanlara düşer ve son tahlilde bu konu dinleme-doğru anlama yetenek ve edebine sahip olanların tartışmaları gereken bir konudur.
Dinleme-doğru anlama yeteneğinden ve edebinden yoksun olarak, sidik yarıştırırcasına söz yarıştıranlarsa sadece söz ortamını kirletmeye teşebbüs etmiş olurlar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.