Brüksel’de iki gün sürecek, kritik bir NATO toplantısı yapılıyor. NATO Dışişleri Bakanları, Trump’lı yeni dönemin ilk toplantısında bir araya geldi. Toplantıya Dışişleri Bakan Hakan Fidan ile ABD Dışişleri Bakanı Rubio da katılıyor. Toplantı kapsamında yapılan oturumlarda kolektif savunma, külfet paylaşımı, savunma harcamalarının artırılması gibi başlıklar ele alınıyor. Ukrayna savaşı ittifakın üzerinde durduğu en önemli başlık. Toplantıya davet edilen Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda
Brüksel’de iki gün sürecek, kritik bir NATO toplantısı yapılıyor. NATO Dışişleri Bakanları, Trump’lı yeni dönemin ilk toplantısında bir araya geldi. Toplantıya
Dışişleri Bakan Hakan Fidan
ile
ABD Dışişleri Bakanı Rubio
da katılıyor.
Toplantı kapsamında yapılan oturumlarda kolektif savunma, külfet paylaşımı, savunma harcamalarının artırılması gibi başlıklar ele alınıyor. Ukrayna savaşı ittifakın üzerinde durduğu en önemli başlık. Toplantıya davet edilen Avustralya, Güney Kore, Japonya ve Yeni Zelanda Dışişleri Bakanları,
NATO’nun ABD-Çin geriliminde rol üstlenmeye hazırlandığı
izlenimini güçlendiriyor.
Ancak toplantının en önemli yanı,
Washington’un Avrupa’yı bir yük olarak gördüğünü gizlemediği bir konjonktürde
gerçekleşmesi. Trump yönetimi her fırsatta
AB/Avrupa’ya “Yakamdan düş” mesajı
veriyor. Bunu da küçültücü bir şekilde yapıyor. NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesinde patlak veren
, bu tartışmaların parçasıdır.
Hatırlayın, Trump ekibi, Yemen’e saldırı detaylarının konuşulduğu Signal grubuna yanlışlıkla Atlantic dergisinin editörünü almış, yaptıkları konuşmalar haber konusu olmuştu.
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance
o yazışmalarda,
“Avrupa’yı yine kurtarmaktan nefret ediyorum”
ifadesini kullanmıştı. Avrupalı muhatapları NATO zirvesinde Rubio’nun gündemine sözkonusu mesajları muhtemelen getirecektir. Brüksel’deki toplantıdan bir gün önce
, AB’ye yüzde 20 gümrük vergisi koyması da cabasıdır.
NATO toplantısında eli en güçlü bakanlardan biri şüphesiz Hakan Fidan’dır. Trump yönetiminin Türkiye’ye bakışı zaten biliniyor ancak Ankara’ya atanması beklenen
büyükelçi Thomas Barrack’ın
Senato’daki duruşmada söyledikleri bu bakışı perçinliyor.
Ankara; Ukrayna, başta Suriye olmak üzere Ortadoğu, (salı günü yazmıştık) Balkanlar, Kafkaslar ve Afrika’nın istikrarında kritik roller üstleniyor.
ABD yönetimi Türkiye’nin bu kapasitesinin farkında ve işbirliği geliştirmek istiyor.
Aslında Avrupa ülkeleri de bu kapasiteyi görüyor ancak
Avrupa güvenlik mimarisine Türkiye’yi katma konusunda henüz karar vermedikleri
anlaşılıyor. Savunma sanayi alımlarını Türkiye dahil üçüncü ülkelere açtıklarında, bu yönde karar verdiklerini anlayacağız.
Diplomatik kaynaklar NATO zirvesinde Fidan’ın bu konuda muhataplarına güçlü mesajlar vereceğini belirtiyor. “Türkiye’nin Avrupa güvenliğinin geleceğine dair süreçlerin doğal bir parçası olduğu”, “başta Türkiye olmak üzere AB üyesi olmayan müttefiklerin AB’nin savunma ve güvenlik alanındaki gayretlerine tam katılımının esas olduğu”, “Türkiye’nin Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu” Fidan’ın muhataplarına verdiği mesajlar olarak kayda geçiyor.
AVRUPA BAĞIMSIZLIĞINI NASIL ELDE EDEBİLİR
Gelinen noktada, AB/Avrupa’nın ABD’den bağımsızlığını kazanması, kendi ayakları üzerinde durması şart. Peki, bunu nasıl yapacaklar? Bu konuda Türkiye’nin son yıllarda attığı adımları takip etmelerinde fayda var. Madde madde anlatalım.
Bir. Karar alma yeteneği güçlendirilmeli.
En kritik konu budur. Malum, AB’de bir karar alınması için her üyenin oluru gerekiyor. Bu gerçeği fırsata çeviren
Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan gibi küçük aktörler koca kıtaya ayak bağı oluyor.
AB, eğer ayakta kalmak istiyorsa, karar alma mekanizmasını değişmeli. Küçük ülkelerin veto hakkı kaldırılmalı, oylama usulüne geçilmeli.
İki. Koalisyon tercihleri çeşitlenmeli.
Irkçılık taassubu Avrupalı aktörlerin gözlerini kör ediyor. Yanıbaşında Türkiye gibi güçlü bir aktör var ancak ideolojik gerekçeler elini kolunu bağlıyor. AB dış politika ve güvenlikte rasyonel zeminde durmalı.
Üç. Üstün olmadığını kabullenmeli.
Yeni ittifaklar kurmalı, bunu yaparken göz hizasında bir ilişki tesis etmeli. Kimseye, özellikle Afrikalılara, tepeden bakmamalı. Sömürgecilik alışkanlıklarından kurtulmalı. Bu ters tepiyor.
Dört. Körü körüne dış politika olmaz.
Müzakereye ve diyaloğa açık olmalı. Çocuksu ve ideolojik takıntılardan uzak durmalı.
Beş. Savunma sanayiini geliştirmeli.
Bu kapsamda alınan kararlar var. AB, 2035’e kadar ürün yelpazesinin yüzde 65’ini yerlileştirmek istiyor. Ancak bunu sadece üye ülkelerin üretimiyle yapmak istiyor. Oysa böyle bir kapasiteleri yok. Türkiye’yi de üretim hattına katmak zorundalar.
Altı. Enerji çeşitliliğini artırmalı.
Enerji, bağımsızlığın en önemli dayanağı. AB, Rusya konusunda tek bir aktöre bağımlı kalmanın faturasını ağır ödedi. Ancak bundan ders almadığı anlaşılıyor. Bu anlamda Politico’nun şu haberi bir hayli önemlidir: Batı, Rusya'dan tekrar doğalgaz satın almak istiyor.
#Avrupa Birliği
#Türkiye
#Yahya Bostan