
Terörsüz bölge sürecinde Suriye defteri kapanıyor… Bu elbette zaman alacak. Ancak 18 Ocak mutabakatı işlemeye devam ediyor. Şam-YPG görüşmeleri; gümrük kapıları, havalimanı, petrol yataklarının devriyle eşzamanlı ilerliyor. Bunlar pozitif gelişmeler. Suriye’deki PKK’lı teröristlerin ülkeyi terk etmesi sürecin başarıya ulaşması için elzem. Bu konuda bazı perde arkası gelişmeler var. Ama yeni bir tür kliğin YPG ile gerilim yaşadığı söyleniyor. Bu işin Suriye ayağı…
Sürecin Irak ayağının iki boyutu var… Bir. Kandil’in silah bırakıp bırakmayacağı konusu… Bu TBMM’nin atacağı adımlarla da ilgili. İki. Mahmur ve Sincar’ın ne olacağı? Bu da hem Bağdat hem de Tahran’ın yaklaşımından etkileniyor. Bağdat’la ilişkilerimiz güçlü. Ama İran “takoz” koyuyor. Üstelik ABD ile yürüttüğü hayati müzakere sürecinde, Ankara kendisine yaşam alanı açarken. Müthiş bir çelişki bu. Detayları anlatalım…
8 Aralık 2024’te, Esad devrilince, Ankara “Suriye’nin istikrar ve toprak bütünlüğünün sağlanması, terör tehdidinin ortadan kalkması” ana stratejisine uygun yeni bir talep ortaya koydu: Suriyeli olmayan tüm örgüt mensuplarının ülkeyi terk etmesi. Bu kesimlerin bir klik haline geldiğini, İsrail’le çalıştığını, başını Bahoz Erdal’ın çektiğini (Her ne kadar Suriyeli olsa da) ilk bu köşede okumuştunuz (4 Ağustos 2025). SDG bu konuda hiçbir adım atmamıştı. Ancak sonunda Aynularab ve Kamışlı’ya sıkıştı. Şimdi bu isimlerin ne olacağı merakla bekleniyor.
Bu konuda çıkan haberler var. Anadolu Ajansı, Aynularab’daki 110 örgüt mensubunun, Haseke’ye geçtiğini duyurdu. Bu kişilerin Irak’a gönderileceği söyleniyor. Al Majalla dergisi de teyide muhtaç bir habere imza attı: “Çok sayıda PKK mensubu, Irak-Suriye-Türkiye sınırının kesişim noktasındaki tüneller aracılığıyla, Kandil’e geçmek amacıyla Suriye’den ayrıldı. Ayrılan isimler arasında, Bahoz Erdal da var.”
Kaynaklarım bu gelişmelere ne diyor? Bir. Bahoz Erdal’ın Suriye’den ayrılması gerekecek. Ancak ayrıldığına yönelik bir işaret henüz yok. İki. Kandil’e bağlı PKK’lı grupların Suriye’den topluca çıktığına ilişkin henüz bir veri yok ama geçişler de başladı. Çünkü Suriye artık güvenli görülmüyor. Üç. Bu arada YPG, bünyesinde kalan az sayıdaki Arap kökenli örgüt mensubunu kovuyor. Amaçları, Suriye ordusuna sadece “Kürt” YPG’lilerin entegre olması.
Dışişleri Bakanı Fidan, el-Cezire’ye ilginç şeyler söylemişti: “(Türk sol örgütlerinden) 300 kadar silahlı insan var orada. Tek görevleri Türk askeri ve güvenlik güçlerine saldırı fırsatları aramak.” PKK’lılar Suriye’yi terk ederken bu gruplar ne olacak? Bir süredir bunu araştırıyorum. Öğrendim ki… Orada MLKP var. Şu an YPG ile derin bir gerilim yaşıyorlar (YPG içinde de enteg-rasyona ilişkin gerilim hâlâ sürüyor). Çünkü Suriye’ye entegrasyona karşı çıkıyorlar. Onlar nereye gidecek, henüz belirsiz. Bu gruplar bir sorun. Nasıl yönetileceğini göreceğiz.
Bu gelişmelerle paralel… Terörsüz Türkiye süreci de hızlanıyor. Önceki gün DEM heyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etti. TBMM, uzun mesai sonrasında hazırladığı rapora son şeklini veriyor. Ortaya bir çerçeve ve taslak çıkacak (1928’de Şeyh Sait isyanının bastırılmasına ilişkin hazırlanan 1239 sayılı kanunla paralel bir düzenleme beklediğimizi yazmıştık.) Bu meselenin Kandil boyutu. Peki, örgütün yuvalandığı Mahmur Kampı ve Sincar ne olacak?
Yine Dışişleri Bakanı Fidan, geçtiğimiz günlerde gazeteci Ahmet Hakan’a ilginç açıklamalar yaptı. Suriye’den sonra sıranın örgütün Irak’taki yapılanmasına geleceğini vurguladı. Sincar konusunda “Irak’ın kapasitesi yetmiyor” iddiasını reddetti. “O halde neden müdahale etmiyorlar” sorusuna “Sebebini biliyoruz” demekle yetindi. Konuşmanın akışından o sebebin İran olduğunu anlıyoruz. Fidan diyor ki… “Sincar’ın etrafı Haşdi Şabi unsurlarıyla çevrili. Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad ile yirmiye yakın toplantı yaptım. Onlar karadan, biz havadan harekat yaptığımızda, olay 2 veya 3 gün. Fazla bir süresi yok.”
“İran tezini” destekleyen başka gelişmeler de var. Irak’taki “İran medyası” Fidan’ın sözlerini “yanlış” çevirdi. Türkiye Irak’ı sanki askeri olarak hedef alacakmış gibi bir hava yaratıldı. Türkiye ile Irak’ın arasını bozma girişimiydi bu. Irak Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisini çağırdı. Konunun çeviri kaynaklı bir sorun olduğu vurgulandı. Iraklılar da aslında durumun farkında ama iç tepkileri yönetmeleri gerekiyor.
Ankara Bağdat’la ilişkileri çok önemsiyor. İki ülke arasında terörle mücadeleden, su meselesine, Kalkınma Yolu’ndan petrole kadar geniş yelpazeyi oluşturan çok güçlü bir diyalog var. Bu diyaloğun artarak sürmesi iki başkentin de çıkarına. Peki, ABD ile “hayat memat” düzeyinde bir müzakere sürecindeyken… Ankara, bu krizin suhuletle çözümü için çaba harcarken… İran, Türkiye’nin yaşamsal kaygılarıyla ilgili bu temel meselede neden “takoz” rolü oynuyor? Soğukkanlı bir perspektifle daha sonra anlatalım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.