Ney “üfleyenin” alâmet-i fârikası

04:004/09/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Yalçın Çetinkaya

Ney'i eline yeni alan bir talebe “Ney çalmak istiyorum” dediğinde hocası; “Ney çalınmaz, üflenir” diye düzelterek talebesine işin doğrusunu öğretir. Halbuki işin bununla kalmadığını kendisi de bilmez. Ney üflemek için sadece nefes yetmez, o nefesi Ney adlı kamışa ulaştıran bir “ruh” gerekir. Ney hocaları (Neyzen diye bildiklerimiz) çalmak ve üflemek arasındaki fark konusunda çok hassasmış görüntüsü vererek böylece talebesinde “geleneğe bağlı Ney hocası” intibaı bıraksalar da, üflediklerini zannettikleri Ney'i aslında kendileri de henüz çalmaktadırlar. Çünkü Ney üflemek, üç hafta önceki
“Ney çalan çok da 'üfleyen' yok”
başlıklı yazımda da ifade ettiğim gibi kolay iş değil ve bu zamanda sadece bir-iki kişi dışında Ney “üfleyen” kimse yok maalesef.


Ney üfleyeni çalandan ayırd etmek kolaydır. Çalmak başka şeydir, “üflemek” başka şey. Herkes Ney çalabilir, ama üfleyemez. Çalmak kolaydır, ama “üflemek” için nefsânî arzulardan kurtulmuş ve nefsini yok etmiş ve ilâhî sevgi ile dolmuş olmak gerekir. Aşk gerekir…



Ney “üfleyeni” Ney çalandan ayıran farklar şunlardır: Âşık kimsedir Ney üfleyen… Ney'e ruhundan üfler, nefesiyle üflemez. Nefes, ciğerleri olan bütün canlıların normal fiziksel eylemidir. Ama ruhtan üflemek başkadır. Adeta “Allah'ın Âdem'e ruhundan üflemesi”nden mülhem bir üflemedir… insanı “insan” eyleyen “Nefha-i ilâhi”den bir esinlenmedir. Bu nefha mühimdir ki Niyâzi-i Mısrî'nin söylediği gibi: “Ol nefha imiş Âdem'e bil meşreb-i a'lâ / Ol nefha imiş kâf-ı vücûdundaki ankâ / Ol nefha imiş diri tutan cümle cihânı / Ol nefha imiş zîynet eden bâğ-ı cinânı / Ol nefha ile oldu imâret bu 'avâlim / Ol nefha ile doldu kamû yedi ekâlim / Ol nefha ile gözü açıklar görür 'ibret / Ol nefha ile işidilir ma'nâ-yı hikmet”.



Ney üfleyenin dilinde yalan yoktur, gıybet, dedikodu yoktur, amelinde entrika yoktur, ameli salihtir. Kulis yapmaz, resmî kurumlardan iş kapmak gibi bir derdi zaten yoktur da, bu kurumlardan iş kapabilmek, program yapabilmek için siyasetçilerin yakınında durmaz, onlarla eğleşmez, onların hısım akrabaları, çocukları ve yakınlarıyla samimiyet kurup araya bunları koyarak iş taleb etmez, insanlarla bu niyet üzerine ilişki binâ etmez. Kendisine iş vermeyenlerin ayağını kaydırmak için kulis yapmaz, lâf taşımaz. İsmini ve ilişkilerini kullanarak çoluk çocuğunu işe yerleştirmez, hasbel kulis geldiği kendi vazifesini çocuklarına devretmez. Zaten Ney üfleyen kimsenin piyasada ismi yoktur, ilişkileri falan da yoktur. İsim sahibi zevâtın gölgesinde durup onunla iş yapmaz. Onun işi ve ilişkisi Allah iledir.



Ney “üfleyen” kişinin parayla pulla işi olmaz, para hesabı yapmayı bilmez, Ney'ini de bu işlere âlet etmez. Çünkü Ney üflemek, ona “Allah'ın Âdem'e ruhundan üflemesi”ni hatırlatır. Ney'le birlikte olması, onun çok özel anlarıdır. Maişetini hamallık yaparak temin edebilir, ama Ney'ini asla böyle işlere bulaştırmaz.



Ney üfleyenin, zamanının sahte tasavvuf ehli ile işi yoktur. Ney üfleyen kimse yalnızdır, onun dostu Allah'tır, kalbinde, fikrinde ve zikrinde her dâim Allah vardır. Kendisini göstermeyi sevmez Ney üfleyen. Turistik gösteri haline gelen ihtifallerde, etkinliklerde, törenlerde, şurda burda görünmez. Ney'ini göstere göstere, şân olsun diye üflemez. Hırka ile tâc giyip sahte tevâzû gösterisi ile baş eğmesine gerek yoktur.



Harama gözünü dikmez, elini uzatmaz. Varlıkta sevgiliyi görür. İsterken ısrar etmez, zaten istemeyi de pek bilmez. Çünkü kanaatkârdır.



Nef üfleyen sabırlıdır, sâkindir, sessizdir. Gerekmedikçe konuşmaz.



Ney üfleyen kimse, melâmet hırkasını giymiştir. Bu hırkayı giyen kimsede kibir yoktur, yalan yoktur, övgü-sövgü yoktur, insanlara tepeden bakmak, “Ney'i benden daha iyi üfleyen yok” diye düşünerek havalanmak Ney üfleyenin yapacağı şey değildir. “Bu işin zamanı geçti” deyip insanlara küserek kenara çekilmez, zira böyle yapmanın da aslında kibrin bir şekli olduğunu bilir. Bilâkis, bıkmaz, yılmaz, hayatın içindedir, ama kendini gizlemeyi de bilir, hizmetini de sürdürür. Övmeyi ve övülmeyi sevmez, çünkü övülmeyi hakedenin kim olduğunu iyi bilir. Sövmeyi de sevmez. Ney üfleyenin dilinde sövgü yoktur.



Şan şöhret peşinde değildir. “Dünya çapında olmak” için, ismini dünyanın her köşesinde duyurmak için Ney üflemez. Gerçekten tevâzû sahibidir. “Bendeniz fakîr” lâfzını tekrarlayıp durarak tevâzû gösterisi yapmaz ! Ney üfleyen kişi söze “bizim için para mühim değildir, aşk ile hizmet için üflüyoruz” dedikten sonra, “afedersiniz ama kaşe biraz düşük ödenmiş” diyerek ağlaşmaz, ikiyüzlülük etmez. Ney üfleyen kimse unvan, şan, şöhret peşinde koşmaz. Ney üfleyen kimsenin gözü toktur, şükrü boldur, zikri çoktur. Nefsini dünya kirinden arındırmıştır.



Ney üfleyenin alnında secde izi vardır.



Bunlar, Ney “üfleyen” kimsenin âlametleridir. Bu kimseyi yıllardır aramaktayım. Bulursam her şeyi bırakıp kapısında paspas olmaya hazırım. Bu kimsenin izine rastlayan varsa, Allah rızâsı için haber versin.


#Ney
#Ney üflemek