BM taslağında, Sudan’da “taraflara eşit mesafe” kimin işine yarıyor?

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 24/08/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
BM taslağında, Sudan’da “taraflara eşit mesafe” kimin işine yarıyor?

Bir süre önce Sudan’da yaşananları “iki taraf arasındaki bir iç savaş” olarak tanımlamanın gerçeği perdelediğini, karşımızdaki tablonun giderek daha açık biçimde dışarıdan desteklenen bir vekâleten işgal girişimine dönüştüğünü yazmıştık. BM Güvenlik Konseyi’nde dolaşıma giren 30 Temmuz 2026 tarihli çalışma taslağı, tam da o yazıda dikkat çektiğimiz kavramsal sorunu bu defa uluslararası hukuk ve yaptırım rejimi düzeyine taşıyor ve maalesef tam da o mevhum “iki taraftan” vekaleten işgalci tarafların arkasındaki güçler tarafından yapılan lobi faaliyetlerinin bir sonucu olarak.

BM Taslağı ilk bakışta son derece makul ifadeler kullanıyor: Sudan’ın egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne “sarsılmaz bağlılık” teyit ediliyor; sivillerin korunması isteniyor; ülkeye dışarıdan silah, mühimmat ve askerî yardım akışı kınanıyor; özellikle İHA ve insansız hava sistemlerinin üçüncü ülkelerden sevk ve idaresinden duyulan kaygı dile getiriliyor.

Tabi bunların hepsi doğru. Sorun, failin giderek görünmezleştiği yerde başlıyor. Taslak sürekli “warring parties”, yani “savaşan taraflar” diyor. Dış askerî yardımın “taraflara” kesilmesini talep ediyor ve mevcut Darfur silah ambargosunun bütün Sudan’a ve orada faaliyet gösteren bütün taraflara yeknesak biçimde genişletilmesinin önünü açıyor.

Burada ise tam da önceki yazımızdaki soru yeniden karşımıza çıkıyor: Sudan devleti ile onu yıkmaya çalışan bir milis yapılanması ne zamandan beri hukuken ve siyaseten eşit iki “taraf” oldu?

DEVLET İLE MİLİSİ EŞİTLEMEK

Elbette Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığı her şey peşinen hukuka uygundur denilemez. Devlet ordusu da uluslararası insancıl hukukla bağlıdır; sivillere karşı işlenen ihlaller kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin soruşturulmalıdır. Ama hesap verebilirlik başka, hukuki statüleri eşitlemek başkadır.

Bir tarafta Sudan’ın uluslararası alanda tanınmış devletinin silahlı kuvvetleri; diğer tarafta ise meşru devlet yönetimine karşı tam yağmacı motivasyonlarla devşirilmiş ve dışarıdan getirilmiş güçlerle isyan ve işgal etmeye çalışan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) vardır. HDK’nin Darfur’dan Faşir’e uzanan sicilinde katliam, yağma, zorla yerinden etme, keyfî alıkoyma ve çok ağır insan hakları ihlali suçlamaları bulunuyor. Üstelik Sudan yönetimi uzun zamandır bu yapının dışarıdan silahlandırıldığını ve finanse edildiğini delilleriyle gösteriyor.

Şimdi çözüm diye önerilen şey, silah ambargosunu bütün Sudan’a genişleterek devletin de savunma kapasitesini sınırlamaksa, ortaya çok tuhaf bir sonuç çıkıyor. Kaçak silah ağlarıyla beslenen milis, zaten BM kararlarına uymuyor. Onu besleyen dış ağlar da mevcut ambargoyu deliyor. Buna karşılık uluslararası sistem içinde hareket etmek zorunda olan devletin silah ve savunma sistemi temin etmesi daha fazla kısıtlanıyor. Yani yaptırım teoride herkese eşit, pratikte kurala uyanın aleyhine işliyor.

ASIL SORU: SİLAHLAR NEREDEN GELİYOR?

Üstelik taslağın kendisi çok önemli bir şeyi itiraf ediyor. Sudan’a “sürekli dış askerî yardım, silah ve mühimmat akışı” bulunduğunu ve hatta İHA sistemlerinin üçüncü ülkelerden fırlatılıp işletildiğini söylüyor. Tam burada sormak lazım o halde, hangi üçüncü ülkeler?

Silahlar nereden geliyor? Kim satın alıyor? Kim finanse ediyor? Hangi havaalanları, limanlar ve kara koridorları kullanılıyor? Hangi şirketler ve finans ağları bu transferlere aracılık ediyor? Bunları araştırmadan Sudan devletinin silah teminini kısıtlamak yangını çıkaranı aramak yerine itfaiyenin suyunu kesmeye benzemez mi?

Önceki yazımızda BAE’nin HDK’ye sağladığı iddia edilen askerî, mali ve lojistik desteğin mutlaka açıklığa kavuşturulması gerektiğini söylemiştik. Abu Dabi bu suçlamaları reddediyor. Öyleyse yapılması gereken daha da açıktır: BM’nin uzman mekanizmaları dış tedarik zincirlerini bütün açıklığıyla ortaya çıkarsın; hangi devlet, şirket veya ağ ambargoyu ihlal ediyorsa yaptırım doğrudan ona uygulansın.

Nitekim yeni taslağın uzmanlar panelinin Libya, Güney Sudan, Somali ve bölgedeki diğer yaptırım izleme mekanizmalarıyla koordinasyonunu artırmayı öngörmesi, savaşın Sudan sınırları dışındaki lojistik damarlarının BM tarafından da artık göz ardı edilemediğini gösteriyor.

Fakat bu durumda çözüm Sudan devletini de aynı yaptırım torbasına koymak değil, dışarıdaki damarları kesmektir.

EGEMENLİĞİ SAVUNURKEN ZAYIFLATMAK

Taslağın başka bir çelişkisi de burada ortaya çıkıyor. Bir yandan Sudan’ın “egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü”ne sarsılmaz bağlılık ilan ediliyor, diğer yandan bu egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunmakla yükümlü devlet kurumunun savunma kapasitesinin kısıtlanması gündeme getiriliyor.

Dahası, yeni tedbirlerin ne zaman sona ereceği de açık değil. Darfur’a özgü olarak başlayan bir yaptırım rejimi böylece bütün ülkeyi kapsayan, ucu açık bir mekanizmaya dönüşebilir. Bu, Sudan’ın itirazının neden ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.

Sudan yönetiminin söylediği aslında basit: Bizi hesap verebilirlikten muaf tutmayın; ama devletimizi dağılmaya çalışan silahlı yapıyla da eşitlemeyin. Bu talep mevcut şartlarda en makul seçenektir.

Sudan’da barışın yolu devleti tasfiye etmekten değil, devleti yeniden işler hale getirmekten geçiyor. HDK dahil bütün silahlı yapıların devlet otoritesine tabi olması, dış silah ve finansman kanallarının kesilmesi, sivillere karşı suç işleyen herkesin hesap vermesi ve ardından Sudan halkının kendi siyasi düzenini özgürce kurabilmesi gerekiyor.

Uluslararası toplum gerçekten Sudan’ın toprak bütünlüğünü istiyorsa önce şu basit ayrımı yeniden hatırlamalıdır: Devlet ile devleti yıkmaya çalışan silahlı yapı aynı şey değildir.

Bu ayrım kaybolduğunda “tarafsızlık” barış üretmez. Tam tersine, dışarıdan beslenen vekâlet yapılarına meşru devlet karşısında ihtiyaç duydukları eşitliği armağan eder.

Unutmamak gerekir ki bu tür durumlarda herkese eşit mesafede durmak, saldırganla saldırıya uğrayan arasındaki mesafeyi de eşitlemek demektir.

Başlıklar :sudanbmYasin Aktay
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026