Misyonerlik suç mu?

Zekeriya Kurşun
Zekeriya KurşunYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 15/10/2018, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Misyonerlik suç mu?

The Muslim World (İslâm Dünyası) dergisi 1911 yılından beri çıkmaktadır. İslâm dünyasını tarihi, dini, sosyal, siyasi bakımdan ele alan derginin başlığı sizi yanıltmasın.


Amerikalı misyonerlerin dergisidir. Özellikle 1938 yılına kadar çıkan sayıları, misyonerlerin eski Osmanlı topraklarında ve sonrasında Türkiye başta olmak üzere yeni oluşan devletlerdeki faaliyetleri ile ilgili ilginç misyonerlik hikâyeleri, taktikler, umutlar ve hayal kırıklıklarını anlatan yazılar ile doludur.

PLİNY EKTİ,
LEVİ SULADI, TANRI VERDİ

1819 yılında Pliny Fisk ve Levi Persons’un Osmanlı topraklarına gelmesi ile başlayan Protestan misyonerlik faaliyetlerinin neredeyse bütün detayları adı geçen derginin çeşitli sayılarında anlatılmaktadır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı topraklarında meydana getirdiği felâketleri avantaja dönüştürmeye çalışan misyonerler, dergileri aracılığıyla bunu dünyaya açıkça ilân etmekten de çekinmemektedirler.

Meselâ 1919 yılında İstanbul’dan yazan misyoner C. Trowbridge Riggs (The Muslim World 9/1919) “Türkiye’de Küçülen Hilâl” başlıklı makalesinde; son yüz yılda ektikleri tohumların meyvesini şimdi alacakları iddiasında bulunuyordu. Ona göre, “Pliny ekmiş, Levi sulamış ve şimdi de Tanrı onlara hasadı hediye etmişti.”

Savaş sebebiyle son yıllarda Müslümanların yaşadıkları krizlerden dolayı kendilerine daha yumuşak baktıklarını söyleyen Riggs, bunu avantaja çevirmenin gerektiğini belirtiyordu. O, savaşın doğurduğu sonuçlardan dolayı gayrimüslimlerin dışında sadece Çerkezler, Kürtler ve Yörükler arasında da İncil’i yaymanın kolaylaştığını ileri sürüyordu.

Aslında Riggs’in ifadeleri, son yüz yılda Ermeniler ve diğer Hristiyan unsurlar arsında yaptıkları faaliyetleriyle Osmanlı toplumundaki farklı din ve mezhep mensupları arasına soktukları nifaktan öteye gidemediklerinin de itirafıydı. Sürekli kriz dönemlerinden besleniyorlardı. Veya krizler oluşturarak sözde ‘hakikat güneşini’ ama gerçekte fesat tohumlarını yayıyorlardı. Nitekim 1900’lerde 300 yüz milyon Müslüman’ın İstanbul’a olan bağlılığından korkan Hristiyan âlemi adına şimdi Riggs, “İslâm âleminin en zayıf döneminde” olduğunu hatırlatarak, şöyle diyordu: “Şimdi Türkler bizim Efendimize (İsa’ya) teslim olurlarsa, 200 milyon Müslüman üzerinde nasıl tesir edeceğini kim tahmin edebilir ki?”

TANRININ KARALLIĞI MI
EVANJELİK KRALLIĞI MI?

Bu yazıların yazıldığı dönem Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği, paylaşımların yapılmaya başlandığı ve Amerikan misyonerlerinin en şımarık devrelerinde olduğu yıllardır. Bu yüzden Riggs, Evanjeliklerin durumu nasıl avantaja dönüştürüp, Anadolu’da ve diğer İslâm dünyasında ‘Tanrının Krallığı’nı egemen kılacaklarının derslerini veriyordu. Misyonerler bu dergi aracılığıyla Hristiyanlığı yaymak üzere İslâm dünyası için taktik geliştirirken, Amerikan başkanlarına da yön vermekte ve kendilerinden olmayanlara nasıl davranacaklarını öğütlemekteydiler.

İslâm’ın diğer semavî dinleri ve kitaplarını kabul etmesi, Kur’ân’da Hz. Musa ve özellikle Hz. İsa ile ilgili kıssaların yer alması ve bunların sürekli din adamları tarafından anlatılması misyonerlerin toplumda kolay kabul görmelerine imkân veriyordu. Osmanlı Devleti’nin asırlarca süren ve dini barışı sağlayan düzeni de misyonerlerin diğer İsevî topluluklar gibi kabul edilmelerini sağlıyordu. Üstelik Protestanların, asırlarca Osmanlı devletine karşı ittifak kuran Katolikleri eleştirmesi de cazip geliyordu. Bütün bunlar Osmanlı topraklarında ve sonrasında Türkiye’de Amerikan misyonerlerinin işlerini kolaylaştırıyordu.

Neticede onlar da yeryüzünde ‘Tanrının hakimiyetini’ tesis etmek (!) istiyorlardı. Tamamen dini sâiklerle hareket ettiği düşünülen bu gruba ne söylenebilirdi?

Din ve inanç hürriyetinin olduğu toplumlarda, kamu düzenini bozmayan, genel ahlâkı ifsat etmeyen hatta toplumun terakkisini isteyen, okullar, hastaneler açarak hizmet veren gruplara olsa olsa minnet duyulmalıydı.

Peki savaşın sonunda bir tespitten ziyade temennilerini dile getiren “Türkiye’de Küçülen Hilal” makalesini yazan kişinin aşağıdaki ifadeleri hangi dini anlayış ile dile getirilmişti?

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson “milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkını” savunurken; vatandaşı misyoner Riggs, 1919’da şöyle diyordu: “Türkiye’de İslâm küçülen bir hilâldir artık. Bundan sonra Türk Sultan’ını hiç kimse hakiki inancın halifesi olarak tanımayacak ve dünyadaki milyonlarca Müslümanlar arasında adı hutbelerde okunmayacaktır.”

BRUNSON’IN DAVASI NE İDİ?

Bu ifadeler, inancını yaymak niyetinde olan ‘iyi bir din adamının’ samimiyetini ne kadar yansıtıyor? Bu sözler, bir inancı mı, yoksa İslâm dünyasına şekil vermek isteyen bir siyasi yaklaşımı mı anlatıyor?

Bu soruların cevabı aynı zamanda size Rahip Brunson’ı ve davasını anlamanın anahtarlarını verecektir.

Brunson davası açıldığında yazdığım bir yazıda davadan ziyade Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerine dikkatleri çekmiştim. Hâlâ aynı yerde duruyorum. Zira o tarihten sonra misyonerlerin mağdur ettiği pek çok kişi bana hikâyelerini anlattılar. Nasıl kandırıldıklarını yazdılar veya söylediler. Şimdi hukuk ne derse desin, Brunson artık Riggs gibi Türkiye’nin tarihine yazılmıştır. Unutmayın, onun işlediği cürümlerin davası bitmiş ama ülkemizde misyonerlik faaliyetleri hâlâ devam etmektedir. Müslüman Türkler veya başka milletlerden Müslümanlar, Hristiyan ülkelerde kanunların elverdiği ölçüde dinlerini yaşama ve yayma faaliyetlerine izin verildiği gibi Türkiye’de de misyonerlik bir suç değildir. Samimi bir Hristiyan’ın dinini anlatması ve yaşaması kadar tabii bir şey de yoktur.

Suç olan husus, insanları aldatmak, yalan söylemektir. Topluma fitne sokmak, fesat tohumları ekmektir.

Nitekim tam 200 yıldır Amerikalı misyonerler bu topraklarda yalan söylemekte, fitne ve fesat tohumları ekmektedir.

Başlıklar :ABDTürkiye
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026