Asrın felaketi: Devlet yok iftirasından hakikatin zaferine

04:00, 30/07/2026, Perşembe
Yeni Şafak
Asrın felaketi: Devlet yok iftirasından hakikatin zaferine
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Milletin devletine duyduğu güveni tartışmaya açan bir iletişim iklimi oluşturmak istediler. Bu iklimin en görünür sembolü de uzun süre “Devlet yok, Ahbap var” söylemi oldu. Fakat yapılan tüm bu operasyonlara rağmen millet- devlet kenetlenmesinin tarihimizdeki en güçlü olduğu bir döneme şahitlik ettik.

Ömer Arvas / Siyasal İletişimci, AK Parti MKYK Üyesi

Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan 6 Şubat 2023 depremleri, Türkiye tarihinin en ağır imtihanlarından biri oldu. Kahramanmaraş merkezli depremler; 11 ilimizi doğrudan etkileyen, milyonlarca vatandaşımızın hayatına dokunan ve şehirlerimizde derin yaralar bırakan büyük bir yıkıma neden oldu. Binlerce vatandaşımızı kaybettik. Şehirlerimiz ağır hasar aldı. Milyonlarca insanımız evinden, mahallesinden, yıllar boyunca biriktirdiği hatıralarından kopmak zorunda kaldı.

Böylesine büyük felaketler yalnızca şehirleri ve binaları sınamaz. Aynı zamanda devletlerin kriz yönetme becerisini ve milletlerin dayanışma gücünü sınar. 6 Şubat sabahı Türkiye, işte böylesine büyük bir sınavla karşı karşıya kaldı. Devletin bütün kurumları harekete geçirildi. AFAD koordinasyonunda arama kurtarma ekipleri, Mehmetçik, jandarma, emniyet teşkilatı, sağlık çalışanları, belediyeler, gönüllüler ve sivil toplum kuruluşları aynı hedef doğrultusunda sahaya çıktı.

Enkaz altında kalan vatandaşlarımıza ulaşmak, yaraları sarmak ve hayatı yeniden düzene koymak için tarihin en büyük afet organizasyonlarından biri yürütüldü. Ancak 6 Şubat’ın ardından yaşanan süreç bize gösterdi ki mücadele yalnızca enkaz altında kalan canlara ulaşma mücadelesi değildi. Hakikati gölgeleyen dezenformasyona karşı da mücadele verildi.

ORGANİZE BİR YAPI ORTAYA ÇIKTI

Afet dönemleri yalnızca fiziksel yıkımın yaşandığı zamanlar değildir. Aynı zamanda toplumların en hassas, en kırılgan olduğu dönemlerdir. İnsanlar korku, endişe ve belirsizlik içinde doğru bilgiye ulaşmaya çalışırken; yanlış bilgiler, manipülasyonlar ve eksik aktarımlar da hızla yayılabilir. Bir tarafta enkaz başında hayat kurtarmaya çalışan kamu görevlileri, askerler, sağlık çalışanları ve gönüllüler vardı. Öte yandan, yaşanan büyük acı üzerinden devlet kurumlarını itibarsızlaştırmayı amaçlayan bir iletişim stratejisi yürütüldüğü açıkça görüldü. Sosyal medya platformlarında, televizyon ekranlarında ve siyasi tartışma alanlarında kısa sürede ortak bir söylem ve organize bir yapının ortaya çıktığı görüldü; bu yapının devletin sahadaki varlığını ve kurumlarının itibarını hedef aldığı açıktı.

Ancak zaman içerisinde bu yapının söylemleri, yalnızca basit bir operasyon hamlesi olmaktan çıkarılarak içerisinde sanatçıların, fenomenlerin, gazetecilerin, siyasetçilerin ve pek çok alandan tanınmış kişilerin dahil olduğu geniş bir iletişim operasyonuna dönüştürüldü. Bazı çevreler, “AK Parti = Devlet, Devlet = AK Parti” şeklinde bir söylem üzerinden hareket ederek, sahada verilen mücadeleyi yok saymaya çalışmış ve kendilerince iktidara ve devlete zarar vermeyi hedeflemişlerdir. Bu yaptıkları millete karşı yapılmış en büyük ihanetlerden birisidir. Çünkü afet zamanlarında en çok ihtiyaç duyulan şeylerden biri güvendir. Güvenin olmadığı yerde koordinasyon zorlaşır, bilgi kirliliği artar ve toplumsal dayanışma zarar görür. İşte bu nedenle 6 Şubat, yalnızca büyük bir deprem olarak değil; devlet ile millet arasındaki güven ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteren bir dönemdir.

HAKİKAT EN AĞIR SINAVINI VERDİ

Siyasal iletişimde kriz dönemleri, yalnızca afet yönetiminin değil; hakikatin de en ağır sınavlardan geçtiği dönemlerdir. Çünkü büyük felaketler, kamuoyunun bilgiye en fazla ihtiyaç duyduğu, aynı zamanda manipülasyona en açık olduğu zamanlardır. Bu nedenle kriz anlarında yürütülen iletişim, yalnızca kamuoyunu bilgilendirme aracı değil; aynı zamanda algıları şekillendiren güçlü bir siyasal enstrümana dönüşebilir.

Depremin ilk saatlerinden itibaren bazı muhalefet temsilcileri, kendisini bağımsız gazeteci olarak tanımlayan bazı isimler, sosyal medya fenomenleri ve kamuoyunda etkili bazı çevreler tarafından ortak bir iletişim dili oluşturulmuştur. Bu dilin merkezinde ise tek bir cümle yer alıyordu: “Devlet yok.”

DEVLET VE MİLLETİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İSTEDİLER

Sosyal medya kampanyaları, televizyon ekranlarındaki yorumlar, organize etiket çalışmaları ve dijital mecralarda dolaşıma sokulan içerikler üzerinden aynı anlatı sürekli yeniden üretilmiştir. Eski görüntüler yeniymiş gibi servis edilmiş, bağlamından koparılan videolar milyonlarca kişiye ulaştırılmış, doğrulanmamış bilgiler gerçek gibi paylaşılmıştır. Böylece kamuoyunun dikkati, sahada yürütülen büyük mücadeleden uzaklaştırılarak tek bir algının etrafında toplanmaya çalışılmıştır: “Devlet yok.”

Oysa aynı saatlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihin en büyük afet organizasyonlarından birini yürütüyordu. Ancak yürütülen operasyonların amacı devlet kurumlarının kurumsal itibarını tartışmaya açmaktı. Böylece hükümete yöneltilen her siyasi eleştiri zamanla AFAD’a, Kızılay’a, Emniyet Teşkilatı’na, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve devletin diğer kurumsal yapılarına yönelen bir itibarsızlaştırma kampanyasına dönüştürüldü. Bu kurumları hedef alan her söylem, yalnızca bir siyasi eleştiri değildir. Aynı zamanda devlet ile millet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye yönelik bir operasyonudur.

“DEVLET YOK” SÖYLEMİ AHBAP ÜZERİNDEN İLLÜZYONA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

“Devlet yok” söyleminin kamuoyunda karşılık bulabilmesi için bu söylemi besleyecek sembollere de ihtiyaç vardı. İşte tam bu noktada, deprem bölgesinde yürüttüğü yardım faaliyetleriyle kamuoyunda görünür hâle gelen Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent etrafında farklı bir iletişim zemini oluşturuldu. Hiç kuşkusuz, afet dönemlerinde sahada çalışan her sivil toplum kuruluşunun katkısı kıymetlidir. Milletimizin dayanışma ruhunu büyüten her gönüllü, her yardım faaliyeti takdiri hak etmektedir. Ancak asrın felaketinde mesele, bir sivil toplum kuruluşunun yürüttüğü yardım faaliyetlerinin çok ötesine taşındı.

Bazı muhalefet temsilcileri, sosyal medya fenomenleri, kendisini bağımsız gazeteci olarak tanımlayan bazı isimler ve dijital mecralarda yürütülen kampanyalar aracılığıyla Ahbap Derneği, devlet kurumlarının yanında faaliyet gösteren bir sivil yapı olmaktan çıkarılarak adeta devletin alternatifi gibi sunulmaya başlandı. Kamuoyuna sürekli aynı mesaj veriliyordu: “Devlet yok, Ahbap var.” Bu söylem, yalnızca bir slogan değildi. Devletin kurumsal kapasitesini gölgelemeyi amaçlayan sistematik bir iletişim operasyonuydu.

Güçlü devlet ile güçlü sivil toplum birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki önemli unsurdur. Ne var ki deprem günlerinde oluşturulan atmosfer, bu doğal iş bölümünü bozarak kamuoyunda farklı bir algı üretmeye yönelikti. AFAD’ın koordinasyonu, Kızılay’ın lojistik ağı, Mehmetçiğin, polisimizin, sağlık çalışanlarımızın ve binlerce kamu görevlisinin ortaya koyduğu büyük mücadele çoğu zaman ikinci plana itilmek istendi ve malum çevreler tek bir yapı etrafında örgütlendirilmeye çalışıldı. Böylece “Devlet yok” söylemi, Ahbap üzerinden somutlaştırılan bir illüzyona dönüştürmek istendi.

Bir ülkenin hava sahasını yönetmek, binlerce arama kurtarma ekibini aynı anda sevk etmek, milyonlarca insanın güvenliğini sağlamak, şehirlerin altyapısını yeniden kurmak, kalıcı konutları inşa etmek ve bütün bu süreci hukuki, mali ve idari açıdan yönetmek yalnızca devletin sahip olduğu kurumsal kapasiteyle mümkündür. Bugün geriye dönüp baktığımızda daha net görüyoruz ki, deprem günlerinde yürütülen tartışmanın özü yardım faaliyetleri değil, devletin kurumsal meşruiyetiydi.

Asıl amaç, milletin devletine duyduğu güveni tartışmaya açan bir iletişim iklimi oluşturmaktı. Bu iklimin en görünür sembolü de uzun süre “Devlet yok, Ahbap var” söylemi oldu. Fakat yapılan tüm bu operasyonlara rağmen millet- devlet kenetlenmesinin tarihimizdeki en güçlü olduğu bir döneme şahitlik ettik.

ALGILARIN YERİNİ HUKUK ALDI

Siyasal iletişimde algılar güçlü olabilir. Ancak hiçbir algı, hakikatin önünde sonsuza kadar ayakta kalamaz. Sosyal medya kampanyalarıyla oluşturulan sahte gündemler, televizyon ekranlarında üretilen söylemler ve organize iletişim faaliyetleri belirli bir süre kamuoyu üzerinde etkili olabilir. Fakat zaman geçtikçe sloganların yerini belgeler, iddiaların yerini deliller, algıların yerini ise hukuk alır.

Nitekim 6 Şubat sonrasında oluşturulmaya çalışılan “Devlet yok, Ahbap var” anlatısı da zaman içerisinde farklı bir sınavla karşı karşıya kaldı. Deprem döneminde milletimizin büyük bir iyi niyetle yaptığı bağışlar, toplum vicdanı açısından kutsal bir emanetti. Bu nedenle bu kaynakların nasıl kullanıldığı, hangi usullerle yönetildiği ve kamuoyuna karşı gerekli şeffaflığın sağlanıp sağlanmadığı da doğal olarak hukukun konusu hâline geldi. Bu süreçte kamuoyuna yansıyan MASAK incelemeleri, yürütülen adli soruşturmalar ve yargı mercilerinin işlemleri, deprem döneminde kamuoyunda büyük bir güven oluşturulan bazı yapılar hakkında çeşitli iddiaların araştırıldığını ortaya koydu.

HUKUK DEVLETİ KARŞISINDA ÜÇ MAYMUNU OYNAYANLAR

Hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum ve hiçbir sivil yapı denetimin dışında değildir. Devlet, kanuni şartları taşıyan her sivil toplum kuruluşuna faaliyet gösterme hakkı tanır. Vatandaşını ya da sivil girişimleri peşinen suçlu ilan etmez. Ancak aynı devlet, gerektiğinde denetim mekanizmalarını da işletir. Eğer bağışların kullanımıyla ilgili bir usulsüzlük iddiası ortaya çıkarsa, devlet yargısıyla devreye girer. Yanlış yapan kim olursa olsun, hukuk önünde hesap vermesini sağlar. İşte güçlü devlet tam da budur.

Devlet, vatandaşının emanet ettiği her kuruşun hesabını sormakla yükümlüdür. Ne var ki burada dikkat çeken başka bir tablo daha ortaya çıktı. Deprem günlerinde ekran ekran dolaşarak “Yardımlar Sadece Ahbap’a” söylemini büyütenler… Devlet kurumlarını hedef alan açıklamalar yapanlar… AFAD’ı, Kızılay’ı ve kamu kurumlarını sistemli biçimde itibarsızlaştırmaya çalışanlar… Hukuki süreçler başladığında aynı kararlılığı göstermediler. Dün en yüksek sesle konuşanlar, bugün en derin sessizliğe büründüler. Adeta üç maymunu oynadılar. Görmediler. Duymadılar. Konuşmadılar.

Millet adına toplandığı ifade edilen bağışların nasıl kullanıldığına ilişkin iddiaları sorgulamak yerine, geçmişte kurdukları söylemleri inkar ettiler veya kafalarını kuma gömdüler…Daha da dikkat çekici olan ise, bazı çevrelerin bu kez bambaşka bir söylem geliştirmesiydi. “Bu dernek faaliyet gösteriyorsa sorumlusu yine devlettir.” Bu yaklaşım, hukuk devletinin işleyişini bilerek ya da bilmeyerek ters yüz etmeye çalışan bir anlayıştan başka bir şey değildir. Çünkü devlet; faaliyet izni verir, denetler ve gerektiğinde müdahale eder. Suç işlendiği iddia edildiğinde soruşturmayı yürütür, delilleri toplar ve son sözü bağımsız yargı söyler. İşte hukuk devleti budur. Algılar geçicidir. Hukuk kalıcıdır. Ve devlet, sadece afet anında değil; afet sonrasında da milletinin hakkını koruyan, denetleyen ve hesap soran kurumsal aklıyla varlığını sürdürmektedir.

DEVLET SAHADAYDI, DEVLET HÂLÂ SAHADA

Siyasal iletişimde algıları kalıcı olarak yıkan en güçlü unsur, zamanın ortaya çıkardığı hakikattir. Bugün, asrın felaketinin üzerinden geçen zamanın ardından sloganlarla değil; somut veriler, icraatlar ve ortaya çıkan gerçeklerle konuşuyoruz. Muhalefetin ve bazı çevrelerin “Devlet yok” söylemiyle oluşturmaya çalıştığı algının karşısında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihin en büyük afet yönetimi ve yeniden ihya seferberliklerinden birini hayata geçirmiştir.

Dünyanın en büyük afet organizasyonlarından biri gerçekleştirilmiştir. Devlet olmak; yıkılan şehirleri yeniden ayağa kaldırmaktır. Vatandaşını güvenli yuvalarına kavuşturmaktır. Okulları, hastaneleri, yolları ve altyapıyı yeniden inşa etmektir. Bir şehrin yalnızca binalarını değil, geleceğini de yeniden kurmaktır. Nitekim bugün deprem bölgesinde yürütülen çalışmalar bunun en açık göstergesidir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre deprem bölgesinde 455 bini aşkın bağımsız bölüm tamamlanmıştır. Hatay’dan Kahramanmaraş’a, Adıyaman’dan Malatya’ya kadar şehirlerimiz yeniden ayağa kaldırılmaktadır.

Güçlü devlet; hem afet anında vatandaşının yanında olan hem de dezenformasyonla mücadele eden, milletin emanetini koruyan, hukuk mekanizmalarını işleten ve şehirlerini yeniden ayağa kaldıran devlettir. Kurumlarımızın itibarını korumak siyasi bir tercih değil milli bir sorumluluktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Asrın İnşa ve İhya Seferberliği, Türkiye’nin yalnızca yaralarını sarmadığını; aynı zamanda güçlü devlet geleneğini de bir kez daha ortaya koymuştur.

Dezenformasyon üzerine kurulan söylemler hakikatin karşısında ayakta kalamaz. Baki kalan; enkaz altında can kurtaran AFAD personelidir, milletinin yardımına ilk koşan Mehmetçiktir, gece gündüz görev yapan sağlık çalışanlarımızdır,

Milletimizin emanetini ihtiyaç sahiplerine ulaştıran samimi sivil toplum kuruluşlarımızdır. Ve en önemlisi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, milletiyle omuz omuza duran güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Asrın Felaketi bize bir kez daha göstermiştir ki; krizler geçer, algılar değişir, sloganlar unutulur. Ancak baki kalan; devletimizin kurumsal aklı, milletimizin sarsılmaz iradesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü devlet geleneğidir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026