|

Maarif Modeli’nin hedefine ulaşması için ne yapmalı?

İnsan yetiştirmek sadece MEB’in görevi değildir. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür Bakanlığı da bu konuda sorumluluklar almalıdır. Bu kurumlar dışındaki mekanlar, zamanlar ve faaliyetlerle Maarif Modeli'ne uygun işler yapmalıdır.

04:00 - 11/06/2024 Salı
Güncelleme: 02:31 - 11/06/2024 Salı
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
Kâmil Yeşil / 2015-23 Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi

Bir eğitim-öğretim yılının daha sonuna geldik. Eylülde okulların açılmasıyla başlayacak olan 2024-25 Eğitim Öğretim Yılı'nda öğretmen ve öğrenciler Maarif Modeli Müfredata muhatap olacaklar. Maarif Modeli, önümüzdeki yüzyılın “Türkiye Yüzyılı” olacağını öngörüyor. Çünkü bilim, sanat, teknik, ekonomi, kültür, çevre, uzay, uzay teknolojisi, güvenlik, refah, aile, millet oluş, bölgesel ve küresel güç kullanımı gibi alanlarda Türk damgasını vurmak için yetişecek insan hazinesi bu Model ile yetişecek. Haliyle müfredat bir devlet stratejisi niteliğindedir.

2003’ten beri müfredat aynı heyecanla aynı gayeye matuf olarak yapıldı. Buna rağmen istenilen hedefe niye varılamadı? Müfredat yenilenmesinden anlaşılıyor ki istenilen hedefe varamamanın vebali yürüklükte olan müfredata yüklenmektedir. Eğitim öğretim, sadece müfredat değiştirmek olmadığı gibi seçmeli dersler koymak da değildir. Temel derslerin tamamlayıcısı olarak görülen (Seçmeli) Peygamberimizin Hayatı, Kur’an-ı Kerim, Osmanlı Türkçesi vb. dersler niye seçilmiyor diye sorulması gerekmiyor mu?

İSTİKLAL MARŞI’NA ÖZEL BİR YER VERİLMELİ

3 Mayıs 2024’te bu sayfada Türk Dili ve Edebiyatı Programı için edebi şahsiyetler, dönemler ve isimler hakkında eksikliklere işaret etmiş, tamamlanması gereken isimleri ve eserleri yazmıştık. Programın onaylanan halinde teklif ettiğimiz isimlerin yarısının eklendiğini gördük. Ancak Mustafa Kutlu ve İsmet Özel’in, programın son halinde olmamasını anlayamadık. Yaşadığı için alınmadı denilirse 2005 Programı ile çelişkiye düşmüş oluruz. Çünkü S. Karakoç, R. Özdenören ve diğer şairlerimiz vardı (hâlâ var) ve bu durum sorun olmamıştı. Bir yasaklama olmasa da kitaplara alınırsa, “Müfredatta yok, bakanlığın tercihi bu yönde” denilerek müfredata aykırı bulunur ve metinlerin değiştirilmesi istenir. Bakanlık, hayatta olmayanları seçtik derse; o zaman Batı Klasiklerinin, Tanzimat ve Servet-i Fünûn yazarlarının yokluğunu izah edemiyoruz. Eğer ÖSYM, bahsettiğimiz eser ve edebi şahsiyetlere dair soru sorarsa müfredatta olmayan bir şeyi sormuş olacaktır. Maarif Modeli bundan büyük zarar görecek, öğrenciler yardımcı kaynaklara yönelecektir. Bunun yerine metinlerin özellikleri esas alınmalı; yazar ve şair sınırlamasına gidilmemelidir. En önemlisi, Mehmet Âkif, isim olarak yer almakta; İstiklâl Marşı’na özel olarak yer verilmemektedir. Öğrenciler soru gelmeyen konuya eğilmez, öğretmenler de üzerinde pek durmaz. Hem, İstiklâl Marşı’nı sınav kaygısından uzak, milli mutabakat metni olarak öğretmeli değil miyiz? Nitekim 2009’dan geriye doğru 45 yıl Safahat ve İstiklâl Marşı ile ilgili bir soru sormadı ÖSYM. Bizim makalemizden sonra İstiklâl Marşı ile ilgili soru gelmiştir. İnşallah en kısa zamanda güncelleme yapılır.

PEKİ HANGİ TÜRKÇE?

Maarif Modeli Müfredatın başarılı olması için ders kitaplarına da el atılmalıdır. Öncelikle kitaplar “Maarif Türkçesi” - Safahat, Ömer Seyfettin, Yahya Kemal, Ahmet Haşim Türkçesi ile yazılmalıdır. Bu bağlamda ‘100 Temel Eser’ listesi yeniden ele alınmalıdır. Yeni listede edebî eserlerden başka; diğer branşlara hitap edecek temel eserler de olmalı ve öğrencilerin okuması sağlanmalıdır. İstenirse bu konuda bir liste verebiliriz. Önceki programların istenilen sonucu vermemesinin diğer bir sebebi de ders kitaplarının müfredatı tam olarak yansıtacak şekilde yazılmaması, devletin bedava verdiği ders kitaplarının kullanılmamasıdır. Çünkü ders kitapları sadece sınavlara hazırlayan araç olarak görülmüştür. Bu konuda da yeterli olmadığı için dersler yardımcı kaynaklar adı altında test kitapları ile işlenmektedir. Öğretmenler ister istemez yardımcı ders kitaplarına sessiz kaldı. Kamunun yazdırdığı kitaplar da özel teşebbüsten ihale usulü alınıp dağıtılan kitaplar da hedeflenen gençlik profilini yetiştirmekte ve ÖSYM sınavlarını kazandırmakta yetersiz kalmıştır. Bakanlık, ders kitaplarını ve deneme sınavlarını sipariş usulü ile ehline yazdırmalı, dağıtmalı, kitaplar hem sınavları kazandıracak bilgileri vermeli hem becerileri kazandırmalıdır. Devlet; özel sektöre verdiği paradan daha azını harcayarak Maarif Modeli'ni yeşertebilir.

Eğer ÖSYM, sınavları beceriyi ölçme üzerine kurarsa Maarif Modelinden ümitvar olabiliriz. Ancak sınavlar bilgiyi ölçmek şeklinde olursa Maarif Modeli yine başarılı olamaz. Çünkü Maarif Modeli, bilgiyi olabildiğince geri çekmiştir. Bakanlık, Maarif Modeli tamamen oturuncaya kadar panel sistemini dondurmalıdır. Hem matbu hem dijital olarak okunabilecek metin havuzları oluşturulmalıdır. Ders kitaplarının kullanım süresi panel sisteminde olduğu gibi 5 yıl ile sınırlı olmamalı, 2-3 yılda bir güncellenerek, birkaç nesil bu kitaplarla yetiştirilmelidir.

BAZI TEKLİFLERİMİZ

Maarif’e uygun bir toplum modeli ile eğitim öğretim faaliyetini desteklemek. Bunun için ana akım medya iyi örnekleri öne çıkarmalıdır. Aileler aynı anlayış ile çocuklarına sahip çıkmalı ve “başarı” odaklı bir eğitimi devletten ve kendi çocuklarından istememelidir. “Başarı” kavramı Maarif Modeli'ndeki ahlaki tutumlara göre yeniden tanımlanmalıdır. Ailelerin Maarif Modeli'ni talepleri sağlanmalıdır.

Devletin diğer Bakanlıkları, kurumlar, Maarif Modeli insan profiline uygun faaliyetlerle MEB’e destek olması. İnsan yetiştirmek sadece MEB’in görevi değildir. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür Bakanlığı da bu konuda sorumluluklar almalıdır. Bu kurumlar dışındaki mekanlar, zamanlar ve faaliyetlerle Maarif Modeli'ne uygun işler yapmalıdır. Sivil toplum kuruluşları ve belediyeler, Maarif Modeli’ne uygun etkinlikler yaparak programı hem zenginleştirmeli hem yaygınlaştırmalıdır.

Defalarca aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek gibi bir duruma düşmek istemiyorsak artık eski hatalar yapılmamalıdır. Bazı zorluklar olacaktır. Ancak zor, Türkleri yolundan çevirmez. Biz, oduncular, çadırcılar, uşaklar, deveciler, aşçılarla (balta, kepçe, tahra, sopa) Haçova Savaşı’nı kazanmış bir milletiz, inşallah bu Maarif mücadelesini de kazanacağız. Yeter ki doğru zamanda doğru kişilerle doğru adımları atalım…



#Eğitim
#MEB
#Toplum
13 gün önce