|
Düşünce Günlüğü

Mülteci meselesine insanca bakış

Öksüz ve yetim kalmış bir millet, perişan bir halde kapımıza gelmiştir. Bu dünyada yalnız bırakılmadıklarını bilmek, sevgi ve saygı görmek, bir yuvaları olduğunu hissettirmek onulmaz yaralarını sarmalarına yardımcı olacaktır.

00:00 . 20/09/2022 Salı
Yeni Şafak
 İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Numan Aka - Yazar

Günlük siyasi dalaşların ve olağan hayat mücadelesinin hır gürü içerisinde gerek toplumsal gerekse bireysel olarak hayatımızı derinden etkileyen meseleleri aklıselim ile tahkik etmeyi sıklıkla ıskalarız. Bu durumda, piyasada kendimize en yakın gördüğümüz seslere kulak veririz. Bir bakıma bilgi değil duyum, muhakeme değil duygu ve aidiyet etkin olur kanaatimizde. Nefret söylemlerinin mezesi haline gelen mülteci meselesi bunların başında geliyor.

Çok sayıda yalan ve uydurma bilgi dolaşıyor medyada. İstenirse güvenilir kaynaklardan rahatlıkla öğrenilip vuzuha kavuşturulacak meseleler kör nefretin konusu haline getiriliyor. Bu tartışmalar esnasında meseleye en sade haliyle yani insani açıdan bakmanın ihmal edildiğini müşahede ediyoruz.

BİR HATIRANIN ÖĞRETTİKLERİ

2015 yılında, Suriye’deki savaşta ailesini kaybetmiş yetim ve öksüz çocuklardan oluşan özel bir grupla, uzmanlar nezaretinde bir ruhsal destek programını yürütme fırsatım olmuştu. Çocuklar özeldi çünkü birçoğu anne babasını kaybetmekle kalmamış, sahipsiz kaldıkları için ya tutuldukları rejim tesislerinde ya da hayatları allak bullak olmuş diğer akrabalarının yanında uzun süre kötü muameleye veya ilgisizliğe maruz kalmışlardı.

Çeşitli aşamalardan oluşan destek programının amacı, çocukların kendilerini, sanat ve oyunlar aracılığıyla bir başkasına açmanın yolunu bulmalarına ve sağlıklı bir iletişim kurabilmelerine yardım etmeye yönelikti. Sanatla, söze dökmekten aciz oldukları iç sıkıntılarını bir başkasına açmaları ve rahatlamaları, oyunlarla ise diğer çocuklarla ve kendileriyle ilgilenen yetişkinlerle sağlıklı iletişim kurmayı ve böylelikle toplum içinde tekrar uyum içinde yaşamayı öğrenmelerini arzu ediyorduk. Dışarıdan bakan sıradan biri için kayıp çocuklardı onlar çünkü. Bazısı ancak huysuzluk ve şiddet göstererek, bir başka deyişle etrafındakilere çektirerek iletişim kurabiliyor bazısı da derin bir suskunluk içerisinde iletişim sorunları yaşıyordu. Yaşadıkları travmayı atlatma sürelerini kısaltmak istiyorduk.

Bu çalışmanın bir safhasında çocuklardan gelecek hayallerini resmetmelerini istemiştik. Özgür Suriye bayrağı gibi bazı ortak temalar olsa da çocukların duygularını resme dökme biçimleri birbirinden farklıydı. Her bir resim o çocuğa dair bir hikâye anlatıyordu.

Uyumsuz çocuklardan birinin çizdiği resim ekipteki herkesi çok etkilemişti. O güne kadar çalışmalara iştirak etmek şöyle dursun ortalığı dağıtmak ve arkadaşlarını rahatsız etmekle geçirmişti vaktini. Nedense bahsini ettiğim çalışmada bize katılmayı tercih etti o gün. Kendini resmetmişti resim kâğıdının bir tarafına. Elinde çiçekler vardı ve renklendirmişti onları becerebildiği kadar. Bir de araba çizmişti hemen yanına. Kâğıdın uzak tarafına ise sadece siyah kalemle boyadığı bir mezar çizmişti. Belli belirsiz anne yazıyordu mezarın yanında. Arkadaşlarının, bakıcılarının haylazlıklarından usandığı, kiminin aksi davranışlarından ötürü canavar dediği çocuğun hayalinde, bir gün bir otomobil sahibi olup, annesinin nerede olduğunu bilmediği mezarını bulduktan sonra toprağına çiçek koymak vardı.

Bu hayatta insanın başına gelen en acı şeylerin başında sevilen birini kaybetmek gelir herhalde. Kaybedilen kişi size ne kadar yakınsa sebep olduğu acı o kadar şiddetli ve uzun süreli olur. İnsan bu acısını ne kadar sağaltabilirse ve hayatındaki boşluğa ne kadar erken bir anlam katmayı başarabilirse, hayatına o kadar sağlıklı devam edebilir. Bu süreçte en büyük desteği ailesi ve dostlarından görür kişi. Bu hayatta yalnız kalmadığını, hâlâ sevenleri olduğunu bilmesi ona derman olur, acısını sarar. Onların sevgisiyle yeniden ayağa kalkmak ve hayatına devam etmek için güç bulur.

NE EKERSEK ONU BİÇECEĞİZ

Mülteci meselesini iktidar hedefine giden en kestirme yollardan biri görüp diline dolayan muhalefet partilerinden, geçim kaynağı olarak sokaktaki nefreti körüklemeyi seçmiş muhabir müsveddelerine; topluma yaydıkları korku ve nefret dolu gelecek, asıl bu zihniyet ve söylemleri iktidar olur ve niyetlendikleri politikalar hayat bulursa gerçekleşecektir. Katliama uğramış, tarifsiz şiddet görmüş ve en değerli varlıklarını kaybetmiş bir milleti, itip kakarak, gün yüzü göstermeyip huzurlu bir hayat imkânından yoksun bırakmanın varacağı yer felakettir. Kendisine yabancı bir memlekette mülteci bir insan teselli bulacağı, anılarını yâd edip gözyaşını akıtacağı dost omuzlardan, sevdiklerinin yasını tutacağı bir kabirden yoksundur.

Anlayışsız bir öfkeyle, sokakta veya medyada Suriyeli mülteci kovalamayı marifet sayanların ektikleri korku ve nefret tohumlarının sonucunda biçecekleri şey de korku ve nefret olacaktır. İnsani yaşama şartları ellerinden alınan mültecilerin akıbetinin önce içine kapanma, sonra uyumsuzluk gösterme, ardından nefret duyma ve en nihayetinde şiddet ve suç olacağından şüpheniz olmasın. Meşru bir çerçevede, toplumla sağlıklı ve uyum içerisinde yaşama imkânı tanınmamış bir topluluk, kendince nefes almanın ve ayakta kalabilmenin gayri sahih, gayri meşru yollarını arayacaktır.

BİZE DÜŞEN HAYIRLI VAZİFE

Öksüz ve yetim kalmış bir millet, perişan bir halde kapımıza gelmiştir. Bu dünyada yalnız bırakılmadıklarını bilmek, sevgi ve saygı görmek, bir yuvaları olduğunu hissettirmek onulmaz yaralarını sarmalarına yardımcı olacaktır. Bu demek değil ki; Suriyelilerin vatan topraklarına huzur içinde dönmeleri için uğraşmaktan vazgeçelim. Bilakis, bir yandan buradaki hayatlarını kolaylaştırmaya yardımcı olurken öte yandan ülkelerinde kalıcı bir barış ortamı için elimizden geleni yapmalıyız. Tam olarak huzura ermeleri ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

Suriyelilerin toplumumuza kazandırılması gibi hem ulvi hem de ülke geleceği açısından hayırlı ve faydalı bir vazife duruyor karşımızda. Aklıselim sahibi her Müslümanın değerlendirme çıtası, Kur’an ve Sünnet olmalıdır.

“Size ne oldu da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa Suresi / 75)

#Suriye
#mülteci
#çocuk
#öksüz
#yetim
5 ay önce
default-profile-img
Mülteci meselesine insanca bakış
Taha Hüseyin Karagöz yıkılan bina önündeki bekleyişi aktardı: Tarifsiz bir acı
"Müteahhitin yaptığı iki bina yıkılıyor"
Somalı madenciler arama kurtarma çalışmalarına katılmak için Osmaniye'ye gitti
Adıyaman'da yıkılan binanın enkazından yaklaşık 21 saat sonra bir çocuk kurtarıldı
TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Yanardağ’ı ‘Allahu Ekber’ sedaları rahatsız etti