
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini temel hedef olarak benimsedik" dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm" temasıyla ATO Congresium'da düzenlenen 14. Çalışma Meclisi'nin açılışındaki konuşmasına, Türkiye'de çalışma hayatının geleceğini istişare etmek, ortak aklı devreye sokmak ve gelecek dönemin yol haritasını şekillendirmek amacıyla gerçekleştirilen 14. Çalışma Meclisi'nin açılış programında davetlilerle bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladı.
Dünyanın büyük bir hızla değişip dönüştüğüne işaret eden Işıkhan, küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar, jeopolitik gerilimler, savaşlar, göç hareketleri, su, gıda ve enerji krizleri gibi zorlukların, beraberinde yeni sorunlar, riskler ve belirsizlikler getirdiğini söyledi.
Işıkhan, bu dönüşümün, sadece ekonomileri değil aynı zamanda çalışma hayatını da derinden etkilediğini, istihdam kayıplarına, gelir eşitsizliklerine ve sosyal dengesizliklere yol açtığını, tüm bu belirsizliklerin getireceği risklere karşı alınacak tedbirler için yoğun bir gayret içerisinde olduklarını bildirdi.
"Sosyal diyaloğu esas alan somut adımlar atmaktayız"
Tüm bu küresel zorluklara rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve çizdiği "Türkiye Yüzyılı Vizyonu" ile güçlü, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir sosyo-ekonomik kalkınmayı sağlayacak politikaları hayata geçirmeye devam ettiklerini kaydeden Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:
Çalışma Meclisinin, Bakanlığının öncülük ettiği işçi, işveren ve kamu temsilcilerinin katılımıyla oluşan üçlü sosyal diyalog mekanizmasının en üst düzeyi ve en kapsayıcı platformu olduğuna dikkati çeken Işıkhan, bu süreci, hem mevcut sorunları konuşmak hem de sosyal paydaşlarla geleceği birlikte inşa eden bir yaklaşımla sürdürdüklerini ifade etti.
Çalışma Meclisinin, üçlü diyalog mekanizması olarak Türkiye'de sosyal adaleti pekiştirdiğini, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarının uygulanmasını kolaylaştırdığını ve ekonomik kalkınmaya sosyal boyut kazandırdığını belirten Işıkhan, bu platformun, katılımcı demokrasinin en önemli örneği olarak işçi ve işverenlerin sesini doğrudan hükümete iletmesini sağladığını ve çatışmaları önleyerek uzlaşı kültürünü yerleştirdiğini anlattı.
"Çalışma hayatı köklü bir dönüşüm içerisinde"
Işıkhan, 2024'te gerçekleştirilen 13. Çalışma Meclisi'nde "Türkiye Yüzyılında Çalışma Hayatı" ana başlığı altında emeğin, sendikal örgütlenmenin ve istihdamın geleceğini ele aldıklarını anımsatarak, bu yılki Çalışma Meclisinin ana temasının, "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm" olarak belirlendiğini söyledi.
Dijital dönüşümün, artık bir trend değil hayatın ve iş dünyasının merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçek olduğunu vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:
Işıkhan, bu dönüşümün tek başına devletin sırtına yüklenemeyeceğini, devletin yön gösteren, düzenleyen, teşvik eden ve koruyan taraf olduğunu ancak bu büyük yürüyüşün asıl yükünü işverenlerle, sendikalarla, çalışanlarla ve gençlerle birlikte omuzlayacaklarını belirtti.
"Sendikalarımızdan beklentimiz, çalışanı bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemeleridir"
Herkesin bu yeni dönemde üstleneceği bazı sorumluluklar olduğuna işaret eden Işıkhan, şunları kaydetti:
"İşverenlerimiz, dijitalleşmeyi sadece maliyet düşürme ya da iş gücünü ikame etme aracı olarak görmemelidir. İnsan kaynağını merkeze alan, çalışanını yeni becerilerle donatan, yeniden eğitim ve beceri kazandırma süreçlerine yatırım yapan bir anlayışı esas almalıdır. Yapay zeka ve otomasyon yatırımlarını, nitelikli istihdamı büyüten, verimliliği artırırken çalışma barışını güçlendiren bir fırsat alanı olarak değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sendikalarımızdan beklentimiz ise bu dönüşümün karşısında duran değil, dönüşümü yönlendiren ve çalışanı bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemeleridir. Dijitalleşme ve yeni çalışma modelleri karşısında 'kayıp' diliyle değil, 'hak ve fırsat' diliyle hareket etmelerini istiyoruz. Çalışanlarımızın emeğini, hakkını ve geleceğini korurken üretimin, rekabetin ve verimliliğin de ülkemiz için ne anlama geldiğini gözeten bir sendikal anlayışı benimsemelerini arzu ediyoruz."
Temel sorumluluklarının, insan onurunu koruyarak, adil çalışma koşullarını sağlayarak ve çalışan haklarını güvence altına alarak bu dönüşümü yönetmek olduğunu dile getiren Işıkhan, "Dijitalleşmeyi, iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil aksine daha nitelikli, daha esnek ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz. Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında, yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini temel hedef olarak benimsedik." diye konuştu.
Işıkhan, bu kapsamlı dönüşümün, 14. Çalışma Meclisinde "Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm", "Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri" ve "Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri" başlıklı oturumlarda tüm boyutlarıyla ele alınacağını söyledi.









