Enkaz bu kez zihinlerde: Haluk Levent Ahbap paravanıyla toplumun güven duygusunda depreme neden oldu
11:00, 03/08/2026, Pazartesi
Yeni Şafak

Haluk Levent ve Ahbap Derneği hakkında yürütülen adli soruşturma, yalnızca hukuki sürecin değil, toplumun yardım anlayışının da yeniden sorgulanmasına neden oldu. İnsanların özellikle depremzedeler için Ahbap'a bağışladığı paraların neredeyse tamamının kumar ve bahis gibi kötü heveslere kurban edildiğini öğrenmesi toplumun güvenini derinden sarstı. Klinik Psikolog Dr. Enes Kaya'ya göre güven duygusundaki kırılma, yalnızca bir kurumu değil, yıllar içinde oluşan dayanışma kültürünü de etkileyebilir. Levent, yaptıklarıyla sadece yardıma muhtaç insanların değil işini lâyıkıyla yapan masum kurum ve şahısların da hakkına girdi.
Türkiye, 6 Şubat depremlerinin ardından tarihin en büyük yardım seferberliklerinden birine tanıklık etti. Devlet kurumlarının yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve gönüllü de afet bölgesinde faaliyet yürüttü. O günlerde milyonlarca vatandaşın yaptığı bağışlar, yardımlaşma kültürünün en güçlü örneklerinden biri olarak gösterildi.

Aradan geçen sürede Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkında başlatılan adli soruşturma ise kamuoyunda yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Yargı süreci devam ederken gözler bu kez, yaşananların toplum psikolojisinde bırakacağı izlere çevrildi.
Klinik Psikolog Dr. Enes Kaya, yaşananların yalnızca bir soruşturma dosyası olarak değerlendirilemeyeceğini, güven duygusunun zedelenmesinin çok daha geniş sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

KRİZ DÖNEMLERİNDE GÜVENE DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ
Toplumların özellikle kriz dönemlerinde güvene her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirten Dr. Kaya, yardım kuruluşlarına duyulan güvenin çoğu zaman temsil edilen kişi ve kurumlar üzerinden şekillendiğini ifade etti.
"Bu durumun, kurumun temsil gücüne ve halkın ihtiyacına göre şekilleneceğini söyleyebiliriz. Eğer söz konusu kurum kendisinden önce var olan ve halkın güvenini kazanan kişi ya da kurumlarla bağdaştırılıyor ve bunları temsil ettiği varsayılıyorsa burada bir güven transferi gerçekleşebilir."

TOPLUM ŞİMDİ NE YAPACAK?
Peki yaşanan tartışmalar bağış alışkanlıklarını değiştirecek mi? Dr. Kaya'ya göre bunun cevabı, toplumun bu süreci nasıl okuyacağına bağlı.
"Bu durum halkın bu süreci nasıl değerlendireceği ve isimlendireceğiyle ilgili. Elbette yaşanan hayal kırıklığı genel bağış davranışlarını olumsuz etkileyebilir. Burada yaşanan güven kaybı tüm kişi ve kurumlara genellenerek bağışlar bir süreliğine kesintiye uğrayabilir."
BAĞIŞ ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞEBİLİR: ARTIK SIK ELEYİP SIK DOKUYACAĞIZ
Kaya, bunun tek ihtimal olmadığını da vurguluyor.
"Ancak bu süreç insanların bağışlarında daha dikkatli olmasını ve yapılan bağışların takip edilmesi anlayışını da geliştirebilir. Bu ise bağışların kesilmesi yerine daha özenli ve sağlıklı olmasına imkan verebilir."

GÜVEN KAYBININ EN AĞIR FATURASINI YARDIMA MUHTAÇ İNSANLAR ÖDÜYOR
Uzmanlara göre yaşanacak olası güven krizinin en ağır sonuçlarını ise gerçekten yardıma ihtiyaç duyan insanlar hissedebilir. Dr. Enes Kaya, mağduriyetin düşünüldüğünden çok daha geniş bir alana yayılabileceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bağış yapmak ve destekte bulunmakla ilgili çabası ya da ilgisi olan hemen herkesin mağduriyet yaşadığını söyleyebiliriz. Öncelikle mevcut ihtiyaç sahipleri destekten mahrum kalacağı için bir mağduriyet yaşayabilirler. Sürece şahit olan bağışçıların artık yardım kuruluşlarından uzaklaşmasıyla gelecekte bağış alabilecek ama bundan mahrum kalacak insanlar, zan ve baskı altında kalarak itham edilen kişi ve kurumlar, bağışlarının yerine ve amacına ulaşmadığını gören bağışçılar, sürece şahit olduğu için kişi ve kurumlara inancını kaybeden insanlar… Olayın mağdurları göründüğünden fazla olabilir."

NEDEN İNANMAK İSTEMİYORLAR?
Kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri, Haluk Levent'in açıklamalarına rağmen toplumun bir kesiminin bu açıklamalara inanması bir kesimin hiçbir şekilde inanmaması. Yani Levent, bağış paralarıyla kumar oynadığını itiraf etse de konuyu siyasi sebeplerle farklı noktalara taşıyanlar var.
Aynı olay karşısında oluşan bu keskin ayrışma, yalnızca hukuki süreci değil, insanların neden inandıkları kişilere yönelik olumsuz iddiaları kabullenmekte zorlandığı sorusunu da gündeme taşıdı. Klinik Psikolog Dr. Enes Kaya'ya göre bunun temelinde, kişilerin güven duydukları isimlerle kurdukları duygusal bağ ve o kişilerin temsil ettiği değerlere yönelik aidiyet hissi yatıyor.
Dr. Kaya bunun psikolojide karşılığı olduğunu söylüyor.
"Bu durum da yine eleştirilen insanın temsil yönüyle ilgili olabilir. Güvenilen, yatırım yapılan (maddi ve duygusal) ve haliyle beklentiye girilen kişinin üzerinde taşıdığı temsillere göre insanlar gördüklerine karşı bir direnç geliştirip inkar yoluna gidebilirler."
İNKAR SÜRECİNİ ÖFKE TAKİP EDECEK
Toplumun aslında kaybetmek istemediği değerlere tutunmaya çalıştığını ifade eden Kaya, bunun yas süreciyle benzerlik taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bu durumu bir kaybın sonrasında yaşanan yas sürecinin bir parçası gibi okumak da mümkün. Toplum, kaybettiklerine (güven, aidiyet, umut, maddiyat vs.) inkar yoluyla tutunmak isteyebilir. Yas sürecinde, sürdürülemeyen inkarı genellikle öfkenin takip ettiğini görürüz ki toplumda şu an en baskın duygulardan birinin öfke olduğuna şahitlik ediyoruz."

HALUK LEVENT OLAYI ÇOK BÜYÜK BİR GÜVENSİZLİK DALGASINA NEDEN OLABİLİR
Dr. Enes Kaya'ya göre asıl tehlike, tek bir olayın bütün yardım kuruluşlarına yönelik güveni zedelemesi.
"Oysa insan kaynaklı olaylarda (cinayet, dolandırıcılık, aldatma vs.) durum daha kişisel yaşanır ve bu mağduriyetin giderilmesi için girişilen çabalar toplumun geneline yayılmayabilir. Ancak daha da önemlisi insan kaynaklı olaylar güven duygusunda çok büyük sarsıntılara da sebep olur."
'MASUM KİŞİ VE KURUMLARIN DA HAKKINA GİRDİ'
Kaya, toplum olmanın temelinde güvenin bulunduğunu hatırlatarak dikkat çeken şu değerlendirmeyi yaptı:
"Çünkü toplum olmanın temelinde insanların birbirine asgari düzeyde de olsa güven duyması yatar. Otobüste yanınıza oturan kişinin size zarar vermeyeceğini, sevdiğiniz insanların size yalan söylemeyeceğini, ay sonu maaşınızın hesabınıza yatırılacağını varsayarsınız ve bunun böyle olacağına güvenirsiniz. Ama bir gün biri çıkıp temel kabulleri sarsacak bir olaya sebep olduğunda tüm inançlar sarsılmaya başlar. Bir kişiye kızılsa bile tüm insanlara küsülebilir. Güven duygusundaki kayıp topluma genellenebilir. İşte böylesi bir durumda güven kaybına sebep olan kişinin, masum olduğu halde güvenilmeyen kişi ve kurumların da hakkına girdiğini söylemek yanlış olmaz."

İstanbul Beykent Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde görev alan Klinik Psikolog Dr. Enes Kaya

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.