Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Malazgirt'te tarihi mesaj: Tarih yeniden yazılıyor
11:10, 26/08/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 11:54, 26/08/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda gerçekleştirilen 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'nda önemli açıklamalar...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muş'un Malazgirt ilçesinde düzenlenen "Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı"nda vatandaşlara hitap ederek tarihi zaferin 955. yıl dönümünü kutladı. Konuşmasında, milli birliğin ve kenetlenmenin Türk milletinin tarihteki tüm zaferlerinin temel anahtarı olduğuna dikkat çeken Erdoğan, vatan savunması söz konusu olduğunda hiçbir güce boyun eğilmeyeceğinin altını çizdi. Türkiye'nin bulunduğu zorlu ve stratejik coğrafyada her alanda güçlü olmaktan başka bir seçeneği bulunmadığını belirten Cumhurbaşkanı, "Türkiye Yüzyılı" ve "Terörsüz Bölge" vizyonu doğrultusunda kararlı adımların atılacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda gerçekleştirilen 955. Yıl Anadolu'nun Fethi Malazgirt 1071 Anma Programı'na katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 955. yıl dönümü anma programında, Türkiye'nin gelecek vizyonuna ve terörle mücadeledeki tavizsiz duruşuna tarihi bir metaforla dikkat çekti. Ecdadın sefere çıkarken sergilediği kararlılığa atıfta bulunan Erdoğan, "Bir sefere, bir yola çıktığımız zaman atımızın kuyruğunu bağlarız ve bunu sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız." diyerek Türkiye Yüzyılı ve 'Terörsüz Bölge' hedefleri için geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini vurguladı. Bölgede tarihin yeniden yazıldığını ve Türkiye'nin barışçıl politikalarıyla bu sürece yön verdiğini belirten Cumhurbaşkanı, "Durduracaklarını hayal edenler yıkılacaktır." dedi.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar:
"Aziz milletim, sevgili Muşlu kardeşlerim, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim. Hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Dün Anadolu'nun giriş kapısı, ata şehrimiz Ahlat'taki etkinlik alanını ziyaret ederek gençlerimizle kucaklaştık. Ardından Kabine Toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyemizde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Bizans'ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu'nun cümle kapısını açtığımız Malazgirt'te sizlerle beraberiz. Konuşmamın başında Malazgirt Zaferimizin 955. yıl dönümü mübarek olsun diyorum. Malazgirt'te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan'ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizin tamamını bugün bir kez daha kemali edeple yad ediyorum. Bu meydanı tıka basa dolduran, buradan dünyaya çok güçlü bir birlik ve beraberlik mesajı veren siz kardeşlerime tek tek şükranlarımı sunuyorum.

Beyaz başörtüleriyle, beyaz leçekleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine çeviren hanım kardeşlerime teşekkür ediyorum. Gelecekteki zaferlerimizin, istikbalde yazacağımız destanların müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özellikle teşekkür ediyorum. Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için, Alparslan'ın ve gaza erlerinin o mübarek ruhlarını bugün bir kez daha şahit ettiğiniz için, şu muhteşem kardeşlik tablosu için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun. Rabbim bu aziz millete, bu büyük devlete en güzel, en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip eylesin.

Bugün aynı zamanda Anadolu'nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız büyük taarruzun 104. seneidevriyesini idrak ediyoruz. Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Sağ olun. Bu vesileyle Millî Mücadele'de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize de Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.
Şunu bilhassa ifade etmek isterim sevgili gençler. Biz Malazgirt'te ebedî yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 sene sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş, bu uğurda can alıp can vermiş, istiklaline âşık bir milletiz. Devletimizin bekası, milletimizin varlığı, bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Gerektiğinde her şeyden sarfınazar ederiz. Ama söz konusu vatanımız olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali olduğunda kimseye boyun eğmeyiz. İnşallah bundan sonra da başımız dik, alnımız ak bir şekilde, bükülmez bir bilekle, çelikten bir yürekle kıyamete kadar burada var olmaya, bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Kıymetli kardeşlerim, Malazgirt'in önemi, kendisinin başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz merhum Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı işte bu sözlerle ifade etmişti. Bakınız, bundan tam 955 sene önce, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan ordusuyla birlikte cuma namazını eda etti. Ardından askerleriyle birlikte Cenab-ı Allah'a dualar etti. Dua bitince o yiğit sultan ordusuna dönüp şunları söyledi. Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu hâlde böyle bekleyeceğiz. Ben, bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne âlâ. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz. Şu anda karşınızda ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim. Sizinle beraber kılıç sallayacağım. Benimle gelmek isteyenler gelsin. İstemeyenler geri dönsün. Sözlerini bitirince, ölürsem kefenim olsun diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, atının kuyruğunu bağladı. Düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek yine Rabbine dualar etti, niyazda bulundu. Sonra atına tekrar binerek kendisi önde, gazanferler yanında düşmanın üzerine ok gibi atıldı. Savaşın sonunda ordusuyla beraber Malazgirt'te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı. Kardeşlerim, Sultan Alparslan muhteşem zaferiyle sadece Anadolu'nun kapılarını milletimize açmadı. Selahaddin Eyyubi ile Kudüs'e, Sultan Fatih ile İstanbul'a, Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Mevlana ile Yunus Emre ile Hacı Bektaş-ı Veli ile İdris-i Bitlisî ve Ahmed-i Hânî ile gönüllere giden yolları da açtı. Anadolu'dan Balkanlara, Hicaz'dan Kuzey Afrika'ya, Adriyatik'ten Ata yurdumuza giden yolları da açtı. Kilitliyoruz ya, işte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor. Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz. Ölümü ölüme doladı Alparslan. Sürdük atlarımızı üstüne, üç yüz binin atıldık sağlı sollu. Damar damar yarıldı gökyüzü allığından, varırken Tanrı'sına bir şehit Gökçe yollu. Her gören taş kesildi ulu görkemimizden. Atlar dört başlı, işte yiğitler sekiz kollu. Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bir yıldır şehitler tepesini boş bırakmayan cümle şühedanın ruhları şad olsun.

"BİZ MİLLET OLARAK NE ZAMAN KENETLENDİYSEK ZAFERE KOŞTUK"
Aziz dostlarım, kıymetli kardeşlerim. Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi, yok sayılması, inkâr edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur. Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, ne zaman birbirimize kenetlendiysek başarıdan başarıya, zaferden zafere koştuk. 955 yıl önce Malazgirt Destanı'nı unutmayın, böyle yazdık. Çanakkale'de, Millî Mücadele'de, 15 Temmuz'da zorlukları böyle aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları böyle bozguna uğrattık. Ama ne zaman ki tefrikaya kapıldık, birbirimizden uzaklaştık, işte o zaman çok ciddi tehlikeler yaşadık.
"GÜÇLÜ OLMAKTAN, BİR VE BERABER OLMAKTAN BAŞKA HİÇBİR SEÇENEĞİMİZ YOKTUR"
Şurayı özellikle vurgulamak istiyorum. Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgesinde tam bin yıldır şerefimizle, onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada bizim güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil, yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de biz güçlü olmak zorundayız. Savunmadan diplomasiye, eğitimden ulaştırmaya, ekonomiden sağlığa tüm çabamız müessir ve müreffeh bir Türkiye'yi inşa etmek içindir.

Bir sefere çıktığımız zaman bir yola çıktığımız zaman atımızın kuyruğunu bağlarız ve bunu sonuna kadar gideceğimizi anlatmak için yaparız. Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık.
Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge için atımızın kuyruğunu bağladık. Kardeşliğimiz için bunu yaptık. Dost düşman herkes bilsin bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye barışçıl politikalarıyla bölgeye yön veriyor. Bunun önünü artık kimse kesemez.
Durduracaklarını hayal edenler yıkılacaktır. Birilerinin tahrikleriyle farklı yollara girmeyeceğiz. Azimle, sabırla ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.
Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferi’nin 955 Yıl Dönümü bir kez daha kutlu olsun. Programa teşvik eden herkese teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek üzere sizleri Allah’a emanet ediyorum.

Hayat
Emine Erdoğan'dan Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümüne ilişkin paylaşım: Geleceğimize güç katan tarihi bir dönüm noktasıdır

Gündem
Ahlat'ta 2 yıl sonra yeni dönemin kapıları açılıyor

Gündem
Terörsüz Türkiye’ye 4 koldan takip




Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.