Amerika'yı yeniden keşfetmek için bu defa uzun bir yolculuğa çıkmayacağız. Salona geçip televizyonun kumandasını elimize alıp TRT'de Eksi 10 programını açmak yeterli.
Geçtiğimiz günlerde gazeteye gelen bir televizyon programının basın bültenine rastladım. Başlığında 'Farklı yönleri ile Amerika'yı Eksi 10 ile yeniden keşfedin' diye iddialı bir slogan vardı. Bültenin içeriğine göz atıp, Amerika'yı keşfetmek fikri üzerine biraz düşününce, olayın kendisi heyecan verici ve iç gıcıklayıcı geldi. Bu başlığın verdiği merakla TRT Haber'in başarılı programı 'Eksi10'un peşine düştüm. Programın Türkiye yapımcısı Faruk Keysan'ı İstanbul'da, programın ekibini ise güneşi bizden 10 saat farkla geriden karşılayan pasifik şehri Los Angeles'da bulduk.
Aslen programımızı tanımaya isminden başlamak gerekir diye düşünüyorum. Programımızın merkezi, yapım şirketimiz Westwood Production'ın da bulunduğu Los Angeles kenti. Ve bildiğiniz gibi bizden daha batıda yeralan bu şehir, günü bizden 10 saat farkla geriden karşılıyor. Başka bir deyişle Türkiye ile arasında 10 saatlik bir zaman farkı var. Programımızın taslağını ilk düşünen ve projelendiren kişi 'Eksi10'un Amerika ayağındaki yapımcısı ve şirketin sahibi Kemal Cem Bey. Kemal Bey, bu projeyi ilk hayal ettiğinde aradaki bu saat farkı espirisinden hareketle programın ismini 'Eksi10' olarak belirlemiş.
Evet. Hatta, projenin başlangıç noktasında da bu fikir bulunuyor. Türkiye tarafından daha çok Amerika'nın Doğu kısmı dediğimiz New York civarları biliniyor. Biz de daha az tanınan Batı kısmını, az bilinir olması nedeniyle, TV programı için daha bakir olarak gördük. Los Angeles uçuşu, Türkiye'den en uzun uçuşlardan biri. Doğal olarak çok uzakta. Geçen yıla kadar, Türkiye'den New York'a 9 saatlik uçuşla geldikten sonra yine uçakla 6 saatlik bir uçuş daha yapmanız gerekiyordu buraya ulaşmak için. Bir bakıma 'gözden uzak, gönülden ırak' durumu.
Bu doğru bir tespit olur. Vahşi Batı diye kovboy filmlerinden tanıdığımız Batı, Western filmlerinde kalmış bir imaj. O yıllarda Amerika için Batı, Texas civarlarını tanımlıyordu. 1900'lü yılların başında Meksika ile yapılan savaş sonrasında Kaliforniya'yı topraklarına katan Birleşik Devletler'in batısını artık Kaliforniya oluşturuyor. Kaliforniya, içerden gelen çöl havası ile okyanustan gelen serinliğin buluşma noktasında dünyanın en güzel iklimlerinden birisinin oluştuğu harika bir yer. Kaliforniya'ya, Los Angeles, Long Beach, San Fransisko, San Diego, Orange County, Sacramento ve Santa Barbara gibi belli başlı tanınmış şehirleri ile Amerika'nın Batı yakasının kutup başı diyebiliriz. Amerika'nın 50 eyaleti arasında en zengin eyelet olan Kaliforniya, tek başına dünyanın 5. büyük ekonomisi durumunda. Milyar dolarlık sinema sektörü ile Hollywood, teknolojiye yön veren elektronik üssü ile Silikon Vadisi, çokça doğalgaz ve petrol bu eyalette bulunmasına rağmen hepinizin şaşıracağı bir bilgiyi vermek istiyorum. Eyaletin en birinci gelir kaynağını tarım oluşturuyor. Tüm bunların yanında doğal güzellikleri ve daha pek çok özelliği ile Kaliforniya tam bir cazibe merkezi. Dolayısıyla burada bir televizyon programı için bolca malzeme bulunuyor. Bu yüzden diyebiliriz ki Amerika denildiğinde sadece doğu yakasını, New York, Boston ve New Jersey'i tanımak demek, Amerika'yı tanımak için yeterli olmaz. Biz de Eksi 10 ile bunu izleyicimize aktarmaya çalışıyoruz.
Başta da biraz konuştuğumuz gibi. Zamanında buralara gelmiş ve yaşamın değişik alanlarında belli noktalara ulaşmış başarılı insanlarımız Amerika'nın her yerinde. Avrupa'dakinin aksine Amerika'da 'Türk' imajı oldukça farklı ve olumlu bir şekilde karşınıza çıkar. Amerika'da bulunan Türklerin büyük kısmı, zamanında buraya ağırlıklı olarak eğitim için gelmiş. Akademik alanda ve iş yaşamında çevreleri tarafından ilgi gören ve saygı duyulan pozisyonlara sahipler. Kendi insanımıza has 'pratiklik ve fırsatları görüp değerlendirebilme' yeteneklerimiz sayesinde de genellikle el attıkları işlerde başarılı olmuşlar. Bu isimlere yaşamın her alanında rastlamak mümkün. Yani sanattan spora, ticaretten akademik alana kadar çoğu Türkiye'de tanınmayan ama burada kendi alanlarında söz sahibi olan bu kişileri bulmak, onları yakından tanımak ve bu kişileri Türk izleyicisine tanıtmak çok özel bir duygu. Yaptığımız işi biraz da son yıllarda yükselen bir değer olan Türkiye markasının daha iyi anlaşılması için gerekli görüyoruz demek yanlış olmaz.
Geçenlerde bir tanıtım yazısı için bugüne kadar görüştüğümüz ve röportaj yaptığımız isimleri alt alta yazdığımda ortaya çıkan listenin, bu işi yapan her televizyoncuyu imrendirecek bir profilde olduğunu gördük. İşin bu kısmı tabi ki güzel fakat kendine has zorlukları da beraberinde getiriyor. Amerika'da bulunan ve buranın sistemini bilen herkes hak verecektir ki burada işler biraz daha resmiyet üzerinden ilerliyor. Çekim izinleri, akreditasyonlar falan ciddi şekilde takip edilir. Her kamerayı eline alan ve program yapan kişi bu etkinliklere ve röportajlara kalkışamaz. Önceden randevuların alınması, sizin bu konuda akredite olmanız ve karşı tarafı doğru kişi olduğunuz konusunda ikna etmeniz gerekir. Mesela burada olduğu gibi bir kanaldan geldiğinizi belgeleyen bir kimlikle bir filmin galasına gidip çekim yapamazsınız. Oradaki ünlü isimlerle de herhangi bir şekilde mikrofon uzatarak rastgele görüşemezsiniz. Ve bu isimlerden randevu almak da o kadar kolay değildir. Önceden yaptığınız işlerin incelenmesine kadar ciddi bir tetkikten geçirilirsiniz. Biz de şükür ki; burada ekibimizin ciddi çalışmaları ve takipleri sonrasında şirket ve Eksi10 olarak bu krediyi kendimizde toplamayı başardık.
"Evet, Bir Bardak Çay Daha İstiyorum" kitabının yazarı Amerikalı Katherine Branning tarafından yapılan çay sunumunu geçtiğimiz sezon Eksi10'da yayınlamıştık. Yazarın gerçekleştirdiği bir Türkiye seyahati sonrasında hikayeci kimliğinin de verdiği gözlem yeteneği ile harmanlayarak yaptığı bu sıcak ve samimi sunum gerçekten çok ciddi ilgi gördü. Kanal, sadece onun dosyasını programımız dışında da defalarca yayınladı. İnternete düşen video da kısa süre içerisinde yüzbinleri geçen izlenme oranına ulaştı ve paylaşıldı. O sıralarda Çaykur'dan bize ulaşarak kendisiyle görüşmek istediklerini söylediler. Biz de onları görüştürdük ve bu reklam projesi ortaya çıktı. Önümüzdeki sezon bölümlerinden birisinde bu projenin perde arkası ile ilgili de bir dosya yapmayı düşünüyoruz. Önümüzdeki sezon için yaptığımız çalışmalarda yine gerçekten özel işler yapan ve başaran Türk isimlere ulaştık. Onların da hikayelerinin ve başarılarının ilgi çekeceğini düşünüyoruz.
TRT Haber, yaklaşık birbuçuk yıldan bu yana Amerika'da hazırlanan yeni ve farklı bir haber-magazin programını izleyicileriyle buluşturuyor. Eksi 10; gerek özel dosyaları, röportajları, gerekse de her kesimden izleyicinin ilgisini çekecek konu ve konuklarıyla dopdolu bir program. Amerika'da yaşayan Anadolu insanının da sesi olmayı başaran Eksi10, her hafta Amerika'da yaşayan başarılı bir sanatçı, sporcu, bilim insanı veya girişimciyi kendi tarzı ile ekrana taşıyor. Son gelişmeleri ile Hollywood'dan sinema haberlerinin de yeraldığı programda, Amerika'nın en ilginç ve görülmeye değer yerlerini de gezi programı tadında yakından görme şansı bulabiliyorsunuz.






