Hayat ARAMCO saldırısı Yemen krizinin bölgesel ve küresel boyutları

ARAMCO saldırısı: Yemen krizinin bölgesel ve küresel boyutları

Yemen’de, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bilek güreşin yanı sıra BAE ile Suudi Arabistan arasındaki bu ihtilafın artması ile birlikte, Yemen’in içinde bulunduğu mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacağı açık. Bölgedeki olaylar Arap koalisyonu içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyarken, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedelemektedir.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Düşünce günlüğü
Düşünce günlüğü

RİAD DOMAZETİ – İNSAMER

Yemen’de devam eden iç savaşın boyutları büyük bir insani kriz geride bıraktı. Yemen’de sürmekte olduğu çok boyutlu kriz ülkenin ulusal sınırlarını çoktan aşmış durumunda. Zira Körfez Koalisyonun 5 yıla yaklaşan askeri müdahalesine rağmen, Yemen krizin bölgesel yayılışı daha net bir şekilde yayılmaktadır. Husi karşıtı Körfez Koalisyonun tek sesliliğini kaybetmesi ve üye ülkeler arasında farklı çıkar beklentileri koalisyonun çatırdamasına yol açtı. Başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Koalisyon ülkelerin farklı ajandalara sahip olması Yemen’de bir yanda Husileri güçlendirirken diğer yandan İran’ı Yemen’de hiç olmadığı kadar güçlü bir aktör yaptı.

YEMEN’DE BAE-SUUDİ ARABİSTAN İHTILAFI

2015 yılında kurulan Körfez Koalisyonu, 2017 yılında Katar krizi ile birlikte hem koalisyona hem de Yemen’deki krize doğrudan etki bıraktı. Yemen’de BAE’nin tek taraflı adımları, Hadi hükümetini hiçe sayan davranışları ve eğittiği Hizam-ı Emni gibi silahlı milis güçler aracılıyla koalisyonun büyük ortağını Suudi Arabistan’ı saf dışı bırakmaya çalışıyor. Temmuz ayının başında Yemen’in en önemli stratejik kentlerinden olan Aden kentini ele geçiren BAE yanlısı milisler, Hadi hükümetinin binaları ve cumhurbaşkanlığı sarayını hedef alıyor.

Tüm bu gelişmelerden koalisyonun diğer büyük ortağı Suudi Arabistan memnun değil. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ikamet eden Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi’yi destekleyen Suudi Arabistan’ın yaptığı açıklamada, çatışmalara son verilmesi talep edilerek Aden’deki istikrarın bozulmasına izin verilmeyeceği açıklandı. Riyad yönetimi olayları tehlikeli gelişmeler olarak niteleyerek kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Suudi yetkililerin bu açıklamalarına ilaveten Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’yi Mina sarayında kabul ederek meşru hükümete güçlü bir destek mesajı verdi. Güney Geçiş Konseyi’nin her türlü askeri ve sivil uygulamalarını reddettiğini açıklayan Kral, son dönemde BAE ile Yemen politikası konusunda ciddi bir ihtilaf içinde olduğunun da açık bir işaretini vermiş oldu. BAE ile Suudi Arabistan arasında ortaya çıkan görüş ayrılığı Yemen’deki savaşını belirsiz bir sürece ittiği gibi Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedeledi. BAE birleşik Yemen devletine zarar verirken, Suudi Arabistan mevcut Yemen savaşından en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Bundan dolayı haklı olarak birçok gözlemci Suudi-BAE ittifakının sonu olarak yorumluyor.

YEMEN’DE İRAN-SUUDİ ARABİSTAN ÇEKİŞMESİ

14 Eylül gününde Husilerin Suudi Arabistan’ın ARAMCO tesislerini saldırıları Yemen’deki denklemini farklı bir boyuta taşıdı. Artık Suudi Arabistan yalnız askeri değil ekonomik ve ülkenin doğrudan geleceğini etkileyecek petrol hedef alındı. Saldırıların nerden ve tam olarak kimden yapıldığı tartışmaları bir yana bırakılırsa Yemen çıkmazın Suudi Arabistan için ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Suudi Arabistan’ın iç güvenliği ve ekonomisi olumsuz etkilenirken kısa süre sonra İran’ı suçlaması bununla birlikte ABD ve bazı ülkelerin bu açıklamalara destek mesajları vermesi, ta başta beri bir İran-Suudi Arabistan güç mücadelesi olan Yemen krizi farklı bir boyuta taşındığını işaret ediyor.

Suud Arabistan Veliaht Prensi Muhammed b. Selman’ın bir imaj ve prestij sahası olarak gördüğü Yemen’i bugün sahadaki durum Suudi politikaların iflası ile neticelendi. Stratejik Aden Körfezinde BAE’ye üstünlüğünü kaptıran Suudi Arabistan Yemen’in Kuzey bölgelerinde, ve Kızıldeniz kıyılarında yeni bir aktör olan İranla karşı karşıya. Bunun için Suudi Arabistan Yemen’de sürdürdüğü dolaylı mücadelesinden, İran’ı bölgede geriletecek doğrudan ABD’nin başını çekeceği sınırlı askeri operasyonlarını destekliyor. İran’a yönelik baskıların artması, bölgesel bir tecrit ve en son doğrudan bir müdahale Riyad’ın planlarında olduğunu anlaşılıyor.

Suudi Arabistan’ın bu planları, İran’a yönelik askeri bir müdahalenin gerçekleşme ihtimali zayıf olduğunu söylemek mümkündür. Zira her ne kadar ABD İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırımlar ve çeşitli baskılar kursa da, Suudi Arabistan’ın umduğu bir askeri müdahale gerçekleştirmesine yönelik herhangi bir emare yok. Zira ABD’’Nind aha somut askeri müdahaleleri hem Rusya’yı ama daha da önemlisi Çin’in öngörülemez bir karşı hamle ile karşılaşması muhtemel. Bu durum da Aden Körfezi ve Basra Körfezinde herkesin kaybedeceği büyük bir savaşı tetikleyebilir.

YEMEN’DE KÜRESEL GÜÇLERİN BİLEK GÜREŞİ

Yemen savaşı bölgesel hatta küresel rekabetini gösteren en önemli coğrafyalardan bir tanesi. Çin ve ABD gibi küresel ticari ve askeri aktörler açısından Yemen’in önemi -daha çok Babu’l Mendeb boğazının taşıdığı jeopolitik önem- Hint okyanusunda ve Doğu-Batı tarihi ticaret rotalarının kontrolüyle alakalı. Bir yanda ABD ve Körfez müttefikleri ekonomik ve siyasi statükoyu koruma peşinde iken, diğer yandan Çin’in ‘bir kuşak bir yol’ projesi ABD’nin ekonomik hegemonyasına meydan okuyor. Bu çerçevede Yemen bu mücadelenin merkezinde sıkışmış durumunda. Ayrıca ARAMCO saldırıları uluslar arası kamuoyunu hiç olmadığı kadar etkilemiş durumunda. Zira Abkaik ve Hurays petrol sahaları küresel petrol arzın % 5’ni sağlıyor. Saldırıların ardından petrol fiyatlarında yaşanan % 15‘lik artış bunun en önemli göstergeleri. Saldırıdan hem Avrupa hem de Asya’nın büyük sanayi devleri doğrudan etkilenmektedir. Dünya ekonomik düzenini düzenleyici ve denetim görevini gören ABD açısından ise bu durum doğrudan çıkarlarını hedef alan bir saldırı niteliğini taşıyor. Bölge aynı zamanda Çin’in ekonomik ve siyasal nüfuzunu Batı Avrupa ve Afrika’ya yayılışını sınırlandırmak için ideal bir yer olarak görülüyor.

Tarihte büyük güçlerin hesaplaşma coğrafyası olan ve bölgesel güçlerin saldırgan politikalarına maruz kalan Yemen’de 5 yılı aşkın bir sürede yaşananlar ABD ile Çin arasındaki mücadelenin tipik bir yansıması olduğunu altını çizmek gerekir. Görünen o ki şimdi kadar BM üzerinden alınan kararların uygulanamaması iki ülke arasında daha çetin bir mücadelenin ayak seslerini andırıyor.

BÖLGE İLE SINIRLI KALMAZ

Yemen’de, İran ile Suudi Arabistan arasındaki bilek güreşin yanı sıra BAE ile Suudi Arabistan arasındaki bu ihtilafın artması ile birlikte, Yemen’in içinde bulunduğu mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacağı açık. Bölgedeki olaylar Arap koalisyonu içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyarken, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedelemektedir. ARAMCO saldırısının ardından ise Yemen krizin yalnız bölgede sınırlı kalmayacağı, gerek ekonomik olarak gerekse jeopolitik çekişme olarak Çin ve ABD gibi güçlerini içine alan büyük bir küresel çatışma alanı haline dönüşme potansiyelini barındırmaktadır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.