Hayat Çocukların oyunu bile sahici

Çocukların oyunu bile sahici

“Edebiyatın işi bilinmeyenin, görünmeyenin peşine düşmek, bilgiden fazlasına talip olanlara seslenmek” diyen Yıldız Ramazanoğlu, “Adem’in Cevap Vermesi”nde çocukların masum ve hesapsız dünyasından bakıp yaşadığımız günlerin kaydını tutuyor. Büyüdükçe dünyaya temiz bir gözle bakamadığımızı belirten yazar, “Çocukların oyunları bile sahici” diyor.

Haber Merkezi Yeni Şafak
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ

ZEYNEP SANCAR

Yazar Yıldız Ramazanoğlu’nun yeni kitabı “Adem’in Cevap Vermesi” İz Yayıncılık etiketiyle çıktı. Ramazanoğlu, küçük bir çocuğun hayata bakış açısından dünyayı ve kavramları keşfi, yetişkinlerin dünyasında kendine özgü tavırlarıyla kimlik bulma mücadelesini anlatıyor. Yazarla çocukları, insanı ve kitabı konuştuk.

* Adem’in Cevap Vermesi’nde bir çocuğun gözüyle hayatı tanımak ve tanımlamak fikri nasıl oluştu?

Çocuklara kulak veririm onlarla vakit geçirmeyi severim genç yaşlardan beri. Çocuk kitabı yazanlara daima gıpta etmişimdir. Fakat öyle zor ve karmaşık bir iş ki. Ya da biz o kadar sade temiz bir yerden bakamıyoruz artık dünyaya. Dünyadaki savaşlar, kötülükler aslında evin kuytularında başlıyor. Sözü kesilmiş, ihmal edilmiş, seslenince cevap verilmemiş, varlıkları değer görmemiş çocukların ne kadar çok olduğunu görünce onları yazarak daha yakından tanımaya, anlamaya, öğrenmeye çalıştım. Yazarak düşünmek diyelim.

KRİZ YÖNETMEYİ ÖĞRENİYORUZ

* Çocukluğun masumiyeti ve hesapsızlığından uzaklaştığımız için mi hayat zorlaşıyor büyüdükçe?

Çocuklar satranç hamleleri gibi oyun içinde oyunla yaşamıyor hayatı. Oyunları bile sahici ve gerçeğin ta kendisi. On adım sonrasının hesap kitabı olmadan tok sözleri, saf bakışları, gözyaşları ve sevinçleriyle samimi ve hakikiler. Turgut Uyar bir şiirinde “ey bana kendimi vermeyen dünya” der ya, işte çocukluk insanın kendi olduğu eşsiz ve nadide zamanlar. Daha ölümcül olmasa da iflah da etmeyen dozda baldıran zehrini içirmemiştir hayat. Bir insana durup dururken içinden gelen bir hisle ‘sen masum değilsin’ ya da ‘seni sevmedim’ diyebilir mesela. Yetişkinlerin çocuktur diyerek aldırmaz göründükleri aslında kaygılara boğuldukları anlar. Fakat bunu sadece beş yaşına kadar yaparlar, sonra deneyim, onların da elini kolunu bağlar, ettikleri lafların, yaptıkları işlerin önünü arkasını düşünmeye başlayıp yetişkin olurlar.

* “Adem’in dengeleri yakalamayı öğrenmesi için daha çok var” diyorsunuz hikâyenizin bir yerinde. Bizi masumiyetten uzaklaştıran dengeleri neden göz ardı edemiyoruz?

İnsan iyilik ve kötülük arasındaki dengeleri bir kriz gibi yönetmeyi öğrenir, bunlar öğrenilen şeyler. Kültürün çerçevesini genişletecek, gerektiğinde ördüğü duvarları yıkacak olanlar anlamların buyurganlığının dışına çıkmayı göze alanlar. Kültür ve onaylanmış bilgi insanı o kadar çekip çeviriyor ki çok az insan Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı gibi başka ne varmış diye tekinsiz sulara açılma cesaretini gösteriyor. İnsanın çoğul yapısını, ortak sapmayı, kaynayan kazanları görmek lâzım. Birbirimizin binbir hali içinde iyi yanları önceleyip iletişim kurmaktan başka yol yok. İnsan insanın cenneti, insan insanın cehennemi çünkü.

Adem’in Cevap VermesinYıldız Ramazanoğlunİz Yayıncılıkn2017n128 sayfa

* Adem, Sarsıntı ve Yaşantı adlı bölümlerden oluşuyor kitap. Niye böyle bir bölümlemeye ihtiyaç duydunuz?

En başa dönüp Adem’in safi duygularının olduğu zamanlardan başlatmak istedim hikâyeyi. Hüzünlü bir varlığı kelimelere dökme denemesi. Cevdet Karal’ın Uzun Sürdü Hazırlığım kitabındaki “şaşkınıyım yaratılmış olmanın” mısrasındaki gibi oylumlu bir şaşkınlık dönemi. Sarsıntı hanyanın konyanın anlaşıldığı zamanlar. Kültür dediğimiz limanda huzurla yüzecek, ortak anlamların fikirlerin davranışların bileşkesinde emniyet içinde yaşayıp gidecekken bir baloncuğun içine girip başından geçenleri düşünenlerin hikâyeleri. Hazırlıksız yakalandığımız çekiç seslerine alışmak belki. Korku ile ümit, harekete geçmeyle teslim olma arasında.

* Annemin Arkadaşları, çok dokunaklı, çok içten geldi bana. Yeni nesilden bir genç kız kamerası marifetiyle nasıl bu kadar derine inebiliyor? Uzun zamandır sanki ilk kez başörtülü kadınların iç dünyası açık ediliyor yanılıyor muyum?

Anne-kız arasındaki ilişkinin ne kadar zor ve netameli olduğu bilinir. Bu konular fazla dile gelmedi gelmesi de zor. Üzerinden bir de darbe yasaklar aşağılanmalar geçmiş olması. Sonra ülkede ne çalkantılar oldu, başka darbe, canlar verildi. Yeni kuşaklarda aldırmazlıkla maskelenmiş derin bir etkilenme var ve bunun perdesi kaldırılmış değil. Bu yastan ve kederden uzak kalma, yeni bir dünya tasavvuru içinde barışık yaşama hakkı kimsenin elinden alınamaz. Fakat hakları çiğnenmiş kuşakların kızlara aktarılmış tezahürlerini görmezden gelemeyiz. Edebiyat, sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih bütün disiplinleri ilgilendiriyor bu durum.

İNSAN KAYBOLDU BİR GEMİ GİRDİ HAYATIMIZA

* Yakın zamanlarda yaşanan birçok can yakıcı hadiseyi hatırlıyoruz hikâyelerinizde. Bir tür tanıklık ve kayıt tutmak mıydı niyetiniz?

Başımızdan garip ama gerçek olaylar geçiyor. Burası Avrupa’nın huzurevi olan İsviçre gibi yeknesak değil. Her sabah sarsıcı bir olayla uyandığımız bir yer. Bir millete yıllarca yetecek kadar akut olayın onlarcası burada üst üste yaşanıyor. Başımızdan geçen hadiseye eğilip yoğunlaşmak ne olduğunu anlamaya aylar harcamak gerekirken onu aratacak başka elemlerle sarsılıyoruz millet olarak. Yavaşlamak, durup kemaliyle düşünmek için insanüstü bir çaba ve irade gerekli. Azıcık bir kayıt tutabilirsek ne mutlu.

* Mavi Marmara sizde nasıl bir iz bıraktı? Kendini yazdırmayı seçen hikâyenin Şehit Furkan’a dair olması özel bir tercih miydi?

Gemi Allah’ın bir mucizesiydi. İnsan ortadan kayboldu derken bir gemi girdi hayatımıza. İnsanın tozun toprağın sisin içinden yeniden belirişi gibidir benim için. Dünyanın farklı milletlerinden değişik inanç, kültür, renk ve yaştaki insanları, bir halka yönelik ölümcül ablukayı kırmak için yola çıktı. Görüp görebileceğimiz en güzel yol arkadaşlıklarından biriydi. Furkan ise geminin en genç yolcusu olarak diğer kardeşlerimizle birlikte şehit oldu. İçimde bir ukteydi.

Gökhan Kırdar yoğun bakımda
Hayat

Gökhan Kırdar yoğun bakımda

Şarkıcı Gökhan Kırdar apar topar hastaneye kaldırıldı. Pazar günü aniden ağzından kan gelen sanatçının yoğun bakımda tutulduğu öğrenildi.
THY'den gençlere 50 bin lira maaşlı iş çağrısı
Ekonomi

THY'den gençlere 50 bin lira maaşlı iş çağrısı

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, İngilizce bilen ve üniversite mezunu olan gençleri pilot olmaya davet etti. Ekşi, “İlk girişinizde 12 bin lira maaşla başlıyorsunuz, 50 bin lira maaşa kadar çıkan bir ücretiniz var. Dünyanın istediğiniz ülkesinde çalışma imkanınız oluyor. O yüzden meslek yüksekokulu, dört yıllık bir okul bitirmiş arkadaşlarımızın şayet İngilizceleri iyiyse bizim pilot yetiştirme ilanlarımızı takip etmelerini ve oraya müracaat etmelerini istiyoruz” dedi.
Ibrahimovic'ten skandal hareket: Rakibine tokat attı
Spor

Ibrahimovic'ten skandal hareket: Rakibine tokat attı

Kariyerine Amerika'da devam eden yıldız futbolcu Zlatan Ibrahimovic skandal bir harekete imza attı. Maç içerisinde rakibine tokat atan İsveçli futbolcu, Video Hakem Sistemi'nden kaçamadı.

'Amerikalılar seni niye arasın?'
Gündem

'Amerikalılar seni niye arasın?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Muharrem İnce'nin FETÖ ile ilgili 'Amerikalı beni aradı' iddiasına ilk kez yanıt verdi. Erdoğan, "Amerikalılar Sayın İnce’yi niye arasınlar? İade konusunun muhatabı ya da yetkilisi olmayan birini ne diye arasınlar? Hukuk denen bir şey var.Yaptıkları iş, ya tutarsa, ya vatandaş inanırsa mantığıyla, yalan söylemekten ibaret" dedi.
Emirates NBD Denizbank'ı satın aldı
Ekonomi

Emirates NBD Denizbank'ı satın aldı

Denizbank, Dubai'nin en büyük bankası Emirates NBD tarafından 14.6 milyar TL (3.2 milyar dolar) karşılığında Sberbank PJSC'den satın alındı. Yapılan açıklamaya göre Emirates NBD ve Sberbank, nihai Denizbank anlaşmasını imzaladı.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.