Hayat Daha çok sahafın yazması lazım

Daha çok sahafın yazması lazım

Edebiyat, sanat ve kültür tarihimiz açısından çok ciddi ve değerli kaynakların sahafların elinden geçtiğini söyleyen Sahaf Emin Nedret İşli, bu malzemelerin bazen kömürlükten, bazen bir depodan ya da tavan arasından çıktığını söylüyor.

Haber Merkezi Yeni Şafak
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ
FOTOĞRAF: SEDAT ÖZKÖMEÇ

HALİL SOLAK

Emin Nedret İşli ülkemizin önde gelen sahaflarından biri. Onu diğer sahaflardan farklı kılan ise, geniş bir ilgi alanına sahip olması ve eline geçen malzemeleri kendisi gibi meraklı okurlarla paylaşması. İşli ile yeni çıkan kitabı “Sahafnâme” üzerine Beyoğlu’ndaki ofisinde yaptığımız uzun sohbetten payınıza düşenler...

Kitabın adıyla içeriği ilk başta biraz uyumsuz gibi mi ne dersiniz?

Kitabın adıyla, içindeki yazılar insanları şaşırtabilir, kabul! “Sahafnâme” deyince akla sahaflık tarihi, ünlü sahaflar, eski kitaplarla ilgili bilgiler vs. gelebilir. Ama “Sahafnâme” adlandırmasını sadece sahaflık tarihiyle ilgili eserlere münhasır kılmak bence çok doğru değil. Bir sahafın kaleminden çıkan yazılar ya da bir sahafın tuttuğu notlardan oluşan bir kitaba da bu isim verilebilir. Ben de tasmama öyle yaptım. Benimki bir sahafın kaleminden çıkan yazılar. Bu kitabı aslında meraklı okuyuculara sahaflığı ve sahaflık tarihini anlatmak için yaptırdığım bir ısınma turu, yumuşak geçiş olarak görebiliriz. Ben burada Müteferrika baskısı kitapların incelikleri, Osmanlı vak’anüvislerinin yazdıkları, medrese kitaplarının sahaflardaki yaygınlığı, İstanbul’daki taşbaskıcılığı, Müteferrika’nın hangi kitapları kaç adet bastığı tartışmaları ya da Bulak Matbaası kurulunca İstanbul’daki musahhihlerin Mısır’a gitmeleri gibi konularda yazsaydım sanırım başta yayıncı böyle bir kitabı kabul etmeyecekti. Ayrıca bunu kaç kişi okuyup ne anlayacak? Sahaflığı yine senin benim gibi birkaç kişi arasında, kendi dar çevremizde tutmuş olacaktık.

REKLAM

* Sahaflığa dair bilgi düzeyi düşük mü?

Bak sana eşimin başından geçen bir hadiseyi anlatayım: Kocanız ne iş yapıyor diye sormuşlar. O da sahaf, demiş. “Yaa ne güzel, siz altın fiyatlarını iyi biliyorsunuzdur o halde” cevabını vermişler (Gülüyor). Sahafı sarrafla karıştıranlar, sıradan insanlar değil, çoğu eğitimci ya da üstü düzey yönetici bu insanların. Durum bu yani. Daha vahimini de anlatayım: Edebiyat Fakültesi’nden mezun olup da eline Osmanlıca bir divan almayan yüzlerce öğrenci, öğretmen, hoca var!

Sahafnâme: Bir Kitap Kurdunun Metruk Olmayan EvrakındannEmin Nedret İşlinKırmızı Kedi Yayınların2018n210 sayfa

ARTIK ŞAŞIRMAM DEDİĞİNİZ ANDA!

* Peki bu kitapta meraklı okur neler bulacak?

Önce şunu söyleyeyim: Ben bu kitapta 40 yıl boyunca bazen kömürlükten, bazen bir depodan ya da tavan arasından çıkardığım bazen de satın aldığım bir kütüphane veya arşivden ilgimi çeken malzemeleri araştırmacılara sunmak istedim. Kitabın içeriğine gelince: Mesela İbnülemin’in gittiği Haydar’daki Tahir Ağa Tekkesi’nden birtakım kitap ve evraklar almıştım. Onların arasından İbnülemin’in elyazısı hiciv defterinin içinden Orhan Veli’nin ölümü üzerine yazdığı bir manzume çıktı. Yine sahaf ve felsefeci Arslan Kaynardağ’ın arşivinden efsane Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Âli Yücel’in Kıskanmak ve Sultan Hamid Düşerken romanlarına dair Nahid Sırrı Örik’e gönderdiği iki mektup da buradan elime geçti. 2006’da gazeteci ve bir dönemin popüler roman yazarı Feridun Fazıl Tülbentçi’nin arşivini satın almıştık. Oradan da Cahit Sıtkı’nın Mülkiye’de öğrenciyken Feridun Fazıl’a gönderdiği mektuplar var mesela. Konya’da Bektaşi tarikatına mensup, çeşitli idari görevlerde bulunan Mahmud Mesut Koman Baba’nın arşivini satın almıştım yıllar önce. Bu arşivde Dr. Rıza Nur’un Mesud Koman’a yazdığı mektupları içeren bir tomar buldum. Bu mektupların arasında, küçük bir zarf içinde edebiyat tarihimizin büyük üstadlarından Abdülbaki Gölpınarlı’nın elyazısıyla “Akyazılı Sultan” başlığını taşıyan minik bir kitapçık bulunuyordu. Bu, Gölpınarlı bibliyografyasında daha önce bilinmeyen bir şey mesela… Son halife Abdülmecid Efendi’nin Sergüzeşt yazarı Sami Paşazâde Sezai Bey’e gönderdiği imzalı fotoğrafı da ilk kez burada yayınlanıyor. Bu yazılarda şimdiye kadar günışığına çıkmamış malzemelerden bilgiler ve belgeler var. Bu kitabın bir kıymeti varsa bu benim muhteşem ve derin üslubumdan değil, bu malzemenin özel ve nadir oluşundandır.

REKLAM

* Sürprizi de bol bir meslek diyebiliriz değil mi?

Kesinlikle. İnsanı şaşırtmaya çok mütemayil bir meslek. Tam artık şaşırmam diyorsunuz, öyle bir yerden öyle bir şey çıkıyor ki, donup kalıyorsunuz. Bundan bir sene önce, 30’lu yıllarda vefat eden hattat, ressam, Bâb-ı Âli yokuşunda dükkân sahibi Ahmed Nazmi Bey’e ait bir katalog çıktı önüme. İstanbul’daki camileri dolaşarak bütün çinilerin birer kopyasını yapmış ve bunları elyapımı bir ciltte bir araya getirmiş. Bu tek nüsha, dünyada eşi benzeri olmayan bir eser mesela. Bunu görmek bile büyük şans. Yine Taha Toros’un arşivinin bulunduğu evin anahtarı bir sene boyunca bende kaldı. Ağzına kadar malzeme dolu bir ev düşünün: Fotoğraflar, notlar, mektuplar, belgeler… Orada gördüğüm orijinal malzemenin haddi hesabı yoktur mesela.

KEŞKE SAHAFLARI DA YAZSAYDI ...

* Siz aynı zamanda “yazan” bir sahafsınız. Bütün sahaflar böyle değil tabii…

Günümüzde birkaç kişi var böyle. Yalnız değilim ama çok azız. Daha çok sahafın yazması lazım. Mesela Osmanlı döneminde sahaflık yapanların çoğu molla ya da müderris olmalarına rağmen doğrudan sahaflıkla ilgili bir eser vermemişler. Ellerinden geçen kitaplar, neler alındı neler satıldı… Bunları yazan yok. Keşke yazsalardı… Eli kalem tutan sahaflardan ilki olarak Sahaflar Şeyhizade Esad Efendi’yi eli zikredebiliriz sanırım. Sonra Ali Emiri, Ali Reşad, Muallim Cevdet, Raif Yelkenci, Nizamettin Aktuç’un yazıları vardır. Bazı Acem kitapçıların ticari anlamda yazdıkları falan var. Daha yakına gelirsek Ahmet Hamdi Tanyeri, Kamil Miras ve onun oğlu Sedat Miras, Muzaffer Ozak, Sami Önal, Lütfü Bayer, Ahmet Yüksel, İskender Dereli, Bahtiyar İstekli gibi sahaflar da yazıyla, dergicilikle, yayıncılıkla ilgilenmiş/ilgilenen insanlar. Doğrudan, ciddi olarak sahaflık üzerine çalışan ilk sahaf Arslan Kaynardağ olmalı. Ayrıca Turan Türkmenoğlu’nun da yakında sahaflık tarihine dair bir kitabının çıkacağı haberini aldım.

REKLAM

* Sohbetin başında bu kitabınızın bir ısınma turu olduğunu söylediniz. O zaman arkası gelecek mi?

Elbette. Bu kitapta daha çok tanınmış edebiyatçıların, kültür adamlarına ait malzemelerden hareketle yazılmış yazılar vardı. İkinci kitap daha az bilinen ama yayın dünyasında önemli işler yapmış bugün unutulan kitapçılar, sahaflar, yayıncıların portreleri üzerine olacak.

/**/

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.