Hayat Edebiyatın penceresinde İstanbul

Edebiyatın penceresinde İstanbul

Akademisyen ve yazar Beşir Ayvazoğlu “Bir Ateşpare Bin Yangın” adlı eseriyle okur karşısında. Odağında edebiyatın olduğu çalışmalara imza atan Ayvazoğlu bu kez sözü İstanbul’un Türk edebiyatındaki yerine getiriyor.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Edebiyatın penceresinde İstanbul
İstanbul.
MEDENİ YILMAZ

Türk edebiyatı üstüne yazdığı köşe yazıları, makaleleri ve kitaplarıyla kültür tarihimizin en önemli simalarından biri olan Beşir Ayvazoğlu, bu kez İstanbul üstüne bir kitapla karşımıza çıkıyor. “Bir Ateşpare Bin Yangın” adlı bu son kitabında İstanbul›un Türk edebiyatında nasıl işlendiğini, yazarların penceresinden nasıl göründüğünü ve edebiyatımıza ne gibi bir zenginlik kattığını, divan şiirinden günümüze değin çeşitli örnekler eşliğinde etkileyici üslubuyla anlatıyor.
FARKLI ALANLARDA YAPITLAR
Beşir Ayvazoğlu dendiğinde akılda beliren ilk şeyin kültüre dair olması tesadüf değildir. Kendisi, Yahya Kemal Beyatlı ve sonrasında Ahmet Hamdi Tanpınar gibi “medeniyet” kavramını özümsemiş bir geleneğin günümüzdeki önemli temsilcilerindendir. Kitaplarında da bi iki önemli edebiyatçıya sık sık atifta bulunur. Adeta kendisini, onlardan aldığı zengin mirası taşımak ve nesline aktarmakla mükellef tutmuş gibidir. Nitekim 1982 yılında yayımladığı “Aşk Estetiği” adlı eseriyle başlayan yazarlık kariyeri, hep belli bir çizginin üstünde ilerlemiş, yazdıkça kendisini geliştirmiş, yazıları geliştikçe edebiyatımızı etkilemiş ve şimdilerde özellikle biyografi türünün önde gelen adlarından biri haline gelmiştir. Yahya Kemal Beyatlı, Asaf Halet Çelebi, Peyami Safa ve Tarık Buğra gibi edebiyatçılarımızın biyografilerini kendine has üslubuyla adeta roman kıvamında kaleme almıştır. Bu nedenle onun biyografileri, diğer biyografilerden farklı ve daha akıcıdır. Ancak Ayvazoğlu'na yalnızca bir “biyografi ustası” demek, onun müzikten mimariye, ebru sanatından çiçek kültürüne kadar pek çok farklı alana yayılan yapıtlarını hiçe saymak anlamına gelir. Oysa “Aşk Estetiği” adlı yapıtında ,İslam sanatının gelişimini edebiyattaki izleriyle iç içe vererek irdelerken, aynı zamanda yazarların ilham kaynaklarını ve yapıtlarının çıkış noktaları üstüne de bir şerh düşmüş oluyor. “Güller Kitabı” adlı yapıtında ise, Orta Asya'dan günümüze değin Türk kültüründe başta gül olmak üzere çiçeğin yerini sorguluyor. Kısacası Beşir Ayvazoğlu için, “komple bir kültür adamı” diyebilir ve bunu fazlasıyla hak ettiğini çeşitli yapıtlarını okuyarak bizzat deneyimleyebiliriz.
“Edebiyatın Gözünden İstanbul” alt başlıklı “Bir Ateşpare Bin Yangın” adlı kitabı da işte böylesi zengin bilgi birikiminin ürünü bir kitaptır. Daha yazarın bizzat yazdığı önsözünden şunu anlıyoruz ki, İstanbul hakkında bu derece başarılı bir yapıt ortaya koymak, ona aşık olmadan mümkünatı olmayan bir çabadır. “Toprak”, “Su”, “Hava” ve “Ateş” olmak üzere dört bölümden oluşan kitabın İlgili önsözünde Ayvazoğlu, kitaba “Bir Ateşpare Bin Yangın” adı vermesinin gerekçesini de şöyle açıklıyor: ““Ateş” bölümündeki yazının başlığını kitaba isim olarak seçtim, çünkü son iki yüz yılda İstanbul'a çeşitli gerekçelerle yapılan müdahalelerin bu şehre en az büyük yangınlar kadar zarar verdiğini düşünüyorum”. İlerleyen satırlarda Ayvazoğlu, bu yapıtında İstanbul›a dair edebiyatımızda ‹nostaljik bir gezi› yapacağının sinyallerini veriyor.
Kitabın ana metnine başlamadan evvel Ayvazoğlu, uzunca bir “giriş” yazısı kaleme almış. “Edebiyatın İstanbul'u” alt başlıklı ilgili yazıda, edebiyatımızda İstanbul'un yerini ve izlerini bulmanın zorluklarına vurgu yaparken, bu işe girişen Reşat Ekrem Koçu, Agah Sırrı Levend ve Asaf Halet Çelebi gibi yazarların İstanbul ve edebiyat ilişkili yapıtlarını anıyor. Sonraki satırlarda Ayvazoğlu, Divan şiirinden başlayarak Orhan Pamuk, Ahmet Ümit ve Mustafa Kutlu gibi günümüz yazarlarına kadar yapıtlarında İstanbul'u derinlemesine işleyen yazarların adlarını vererek onların hakkını teslim ediyor.
“Toprak” adlı ilk ve en uzun bölümde Ayvazoğlu İstanbul'un konakları, sarayları ve semtleri gibi toprakla bağı bulunan konulara değiniyor. Evliya Çelebi'nin meşhur “Seyahat Ya Resulallah” sözüyle bilinen rüyasının öyküsüyle başlayan ilk bölümde, oldukça ilgi çekici bir dizi yazı peş peşe sıralanır. Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif Ersoy ve Mustafa Kutlu gibi daha pek çok büyük edebiyatçının İstanbul'a ilişkin hatıraları bu ilk bölümde önemli bir yeri işgal ederken, İstanbul adına önemli bir hadise olan “Gezi Parkı” ve yerine yapılması düşünülen “Topçu Kışlası” hususları da es geçilmemiş.
“Su” başlıklı ikinci bölümde, suyun Türk kültüründeki yerini Orta Asya'dan günümüze tarihsel perspektif içerisinde veren Ayvazoğlu, özellikle Osmanlı'da çeşme estetiği üstüne yoğunlaşıyor. Bölümün “Aç Besmeleyle, İç Suyunu” başlıklı ilk yazısında Osmanlı'daki su kültürünün bu tarihi gelişimi yerli ve yabancı yazarlardan çeşitli alıntılar yaparak zenginleştiriyor. Sonraki yazıda ise kayıkların estetiğine ve kayık köşklerine yer verir. İlgili bölümü Necip Fazıl'ın bir vapur anısı ile bitiren Ayvazoğlu, bu bölümdeki yazılarını da yine görsellerle desteklemiş.
“Hava” adlı üçüncü bölümde ise Ayvazoğlu İstanbul'un doğasına, ağaç estetiğine ve sokaklarındaki hayata değiniyor. “İstanbul'da Ağaç Estetiği ve Mevsim Manzaraları” ve “İstanbul Sokaklarının Kaybolan Sesleri” gibi iki alt başlıktan oluşan bu bölümde Ayvazoğlu, mimari, peyzaj, müzik ve edebiyat gibi pek çok sanat dalını tek bir potada eritip ortaya, lirik dizeler ve ilgili konularda benzersiz resimlerle desteklenmiş dolu dolu bir metin çıkarıyor.
YABANCILARIN GÖZÜNDEN
Kitabın son bölümü ise “Ateş” üst başlığına sahip. Kitaba adını da veren “Bir Ateşpare Bin Yangın” alt başlıklı bu bölümde Ayvazoğlu, İstanbul tarihindeki büyük yangınları konu ediyor. Büyük yangınların çoğunlukla Cibali muhitinden kaynaklandığını belirten Ayvazoğlu, bunun edebiyata yansımalarına da değiniyor. Özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın “Mahur Beste” adlı yapıtından bolca alıntıların yapıldığı bölümde Ayvazoğlu, yangınları yabancıların gözünden de vererek hem metnini zenginleştiriyor hem de okura farklı perspektifler sunuyor.
“Bir Ateşpare Bin Yangın”, hem edebiyata ilgi duyanlar, hem İstanbul'a aşık olanlar, hem de komple bir şehir kültürü üstüne kitap okumak isteyecekler için eşsiz ve örnek bir kaynak olma potansiyeline sahip. Gerek ilgili konularda şahane resimlerle desteklenmesi, gerek yerinde ve ölçüsünde alıntıları, gerekse de roman tadındaki akıcılığı ile Ayvazoğlu'nun bu yapıtının, tıpkı diğer yapıtları gibi, bir “başucu kitabı”, bir “klasik” olacağını sezmek için kahin olmaya gerek yok.

Kitabın künyesi:

Bir Ateşpare Bin Yangın
Beşir Ayvazoğlu
Kapı Yayınları
Şubat 2017
360 sayfa

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.