Hayat Göbek bağından bir düğüm

Göbek bağından bir düğüm

‘Düğümler’ bir psikoloji kitabı değil. Öykü ya da şiir gibi edebi değeri olduğunu söylemek de zor. Elimizdeki kitap, Laing’ın ihtisas alanındaki diğer eserlerinden etkilerin hissedilebileceği, başlı başına özgün bir eser.

Abone Ol Google News
Merve Akbaş Yeni Şafak
Göbek bağından bir düğüm
R.D. Laing'in "Düğümler" adlı kitabı yayınlandı.

Bir kitap okuması kapaktan başlar. Bu cümlenin ifade etmeye çalıştığı şey yalnızca biçimsel bir önerme değil. Okumanın ötesini görmek ya da görmenin ötesinde okumak gibi birbirini takip eden, tuhaf bir örüntü de değil. Açıkcası insanlık olarak çoğunlukla ihtiyacımız olan şey diyalog. Kendine dönük tek taraflı bir konuşmaya değil, ilerleme için çok taraflı bir iletişime… Acaba gerçekten öyle mi? Ve kim ne için kurar bu iletişimi? Bir aile? Profesyoneller? Peki ya iletişim aslında bir kaossa… Şimdi, bu sorular eşliğinde R. D. Laing’in Düğümler kitabına giriş yapalım.

ABRAMOVİÇ BU İŞE NE DİYOR?

İtalya’nın tarih, yemek ve üniversiteleriyle meşhur kenti Bolonya’da Studio G7 isimli bir çağdaş sanatlar galerisinde ilk on altı saatini yalnız, on yedinci saatten itibaren ise galeri ziyaretçilerinin katılımlarıyla gerçekleşen ‘Relation in Time’ isimli performanstan bir kare R.D. Laing’ın Düğümler isimli kitabının kapağındaki fotoğraf. Kendisini gibi sanatçı olan sevgilisi Ulay ile gerçekleştirdiği bir performans ve üretimden bir tanesi olan fotoğraftaki eserde Marina Abramoviç, bir tür göbek bağını da çağrıştıracak şekilde kendi saçlarını Ulay’ınkilere örer, bağlar, düğümler. Bağlılıklarına yönelik bir tür imtihan; bir iletişim biçimi oluşturur. Bu performansta trajik olan Ulay’ın kiralanmış bir model değil de gerçek olması. İletişimin tonunu belirleyen oradaki mecburiyet.

Saat başı görüntü alınır performanstan. Bazı belirgin değişiklikler kaçınılmaz; bazen Abramoviç, bazen de Ulay gözlerini kapamış, başı düşmüş vaziyettedir. Bazen ise ikisi birden ayık ve uyanık. İkili, aynı anda ve aynı şartlarda kendi ve birbirleriyle olan biricik tecrübelerini yaşar. Bu performansın fotoğrafı ise bir o kadar ilginç bir kitabın, yani Düğümler’in kapağındaki yerini alır.

BİR YOL OLARAK DİL

‘Düğümler’ bir psikoloji kitabı değil. Öykü ya da şiir gibi edebi değeri olduğunu söylemek de zor. Yanısıra bir tür aşkınlığı ifade ettiğini belirtmek gerek. Düğümler, Laing’ın ihtisas alanındaki diğer eserlerinden etkilerin hissedilebileceği başlı başına özgün bir eser.

Laing’ı yalnızca psikiyatr olarak değerlendirmek haksızlık hatta bir çeşit hata olur. 1953 yılında İskoçya’daki Gartnaval Kraliyet Hastanesi’nde çalışmaya başladığında dönemin en genç uzman doktoruydu. Hem sağlık sistemiyle hem de hastalara alışılmış belli bir tedavinin dışına çıkmayı akıllarına getirmeyen doktorlar grubuyla arasında mesafe hissediyordu. Şizofreni hastalarına uygulanan şok tedavisini yanlış bir reçete olarak görüyor, kapılar ardına kapatılan bu insanlara ulaşmanın yolunu arıyordu. Hasta ve doktoru arasında iletişim probleminin varlığını fark ettiği bu yıllarda başlamıştı düğümler atmaya.

METNİN NİYETİ

Düğümler kitabında Laing bize bir tür ileşitim problemi (belki de reçete!) sunuyorsa da aslında peşine takılıp sürüklenmemiz için davet ettiği yer bir tür hakikat nüvesi bulma umudunun olduğu belirsiz (zaten bir adres göstermek hakikat fikriyle çelişirdi) bir mekân. Yani aslında bir hakikate ulaşmayı, idrak etmeyi ve sindirmeyi umuyoruz: “Jack’in açgözlü olduğuna inandığı için Jill’in zalim olduğuna / ne kadar / inanırsa Jack / o kadar inanıyor/ Jill Jack’in zalim olduğuna / Jill’in zalim olduğuna inandığı için/ Jack’in açgözlü olduğuna inandığı için”. Kitabın tüm belirsiz ve kargacık ifadelerine karşın sürükleyiciliği, bir yerlerde var olduğuna inandığımız yalnızca o hakikat inancı için: “Layık olduğum şeyi alıyorum / aldığım şeye layığım. // Ona sahibim, / öyleyse ona layığım // Ona layığım / çünkü ona sahibim. // Ona sahip değilsin / öyleyse ona layık değilsin // Ona layık değilsin / çünkü ona sahip değilsin // Ona sahip değilsin / çünkü ona layık değilsin // Ona layık değilsin / öyleyse ona sahip değilsin.”

ADEM VE HAVVA GÜNCESİ

Laing, Hindistan’a gidip sanskritçe ve meditasyonla ilgilendiğinde Amerika ve Avrupa kıtası henüz Lao Tzu ile tanışmamış ve başta bir kaç alternatif sanatçının (bunların arasında Laing gibiler de var tabi) benimsediği fakat sonrasında ekonomik krizle birlikte işine geldiği için endüstrinin piyasalara pompaladığı ‘minimalizm’ gibi uzak doğu menşeli düşünceleri bilmiyordu. Suzuki, ne Tao Te Ching’i ne de Zen’e ilişkin başka metinleri çevirmişti. Kitabın sonunda toparlayıcı bir yazısı bulunan Bülent Somay’ın da belirttiği üzere ‘New Age’in yeni filizlendiği o yıllarda Laing’ın orjinal metinlerden yararlandığına dair bir bilgi de yok. Görünen o ki Laing, hekimliğinin ilk yıllarından itibaren hastalarıyla birlikte kendine bir yol açmış ve o yol düğümler halinde bize ulaşmış.

Eco’nun dediği gibi; “bir öykü bir varmış bir yokmuş diye başlıyorsa büyük ihtimalle bir masaldır. Doğal olarak böyle bir açılış sözünde ironi söz konusu olabilir ve belki de bu sözü izleyen metnin daha incelikli bir biçimde okunması gerekiyordur.” Düğümler kitabı öyle başlamıyor ama konu ettiği ana karakterleri ‘Jack ve Jill’ çocuk masalları ve ninnilerine konu olan bir tür Adem ile Havva güncesi aslında. İki benzerli, birbirinin göstergesi haline dönüşen fakat yer yer birbirini tüketen bir masal.

  • KİTABIN ÖZETİ :
  • Düğümler
  • R.D. Laing
  • Metis Yayıncılık
  • 120 sayfa

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.